Son Dakika
17 Ekim 2017 Salı
23 Haziran 2016 Perşembe, 08:38
Mehmet Özçelik
Mehmet Özçelik [email protected] Tüm Yazılar

YENİ HOCALAR ÇIKARILACAK… ARANIYOR…-2-

YENİ HOCALAR ÇIKARILACAK… ARANIYOR…-2- Papa II. John Paul neredeyse 100 yıldır uygulanmayan bir “Papalık Hakkını” da bu atamalarda kullanmıştı. Vatikan terminolojisinde “in pectore” diye bilinen bu uygulamaya göre Papa 20 Kardinaline ek olarak iki de “in pectore” yani GİZLİ Kardinal atamıştı. Söz konusu sözcük Latince “Kilisenin bağrına bastığı gizli evladı” anlamına gelmektedir. Diğer bir anlatımla […]

YENİ HOCALAR ÇIKARILACAK… ARANIYOR…-2-

Papa II. John Paul neredeyse 100 yıldır uygulanmayan bir “Papalık Hakkını” da bu atamalarda kullanmıştı. Vatikan terminolojisinde “in pectore” diye bilinen bu uygulamaya göre Papa 20 Kardinaline ek olarak iki de “in pectore” yani GİZLİ Kardinal atamıştı. Söz konusu sözcük Latince “Kilisenin bağrına bastığı gizli evladı” anlamına gelmektedir.

Diğer bir anlatımla “in pectore” ile yıllardır Vatikan’ın “gizli” hizmetinde çalışan ve/fakat KENDİ ÜLKESINDE KİMLİĞİNİ GİZLEYEN BAŞKA DİNE MENSUP iki kişi şu anda Vatikan’da Kardinal yapılmış bulunuyorlar. Papanın özel “Audiance=Görüşme” yapmasından sonra Kardinalliğe getirmeye uygun gördüğü bu kişilerin kim oldukları şu anda Papa dahil sadece 7 kişi tarafından biliniyor. Geleneğe göre Papanın bu şahısların kimliklerini ölümünden önce açıklaması gerekiyor, yoksa bu kişilerin “in pectore” statüleri kimlikleri açıklanmadan sürecek.

Yıllardır Vatikan’ın isteklerini yerine getirerek “Gizli Katolik” olarak çalıştıkları ve bizzat Papanın dediğine göre gerçek kimliklerinin açıklanması halinde ihanetleri nedeniyle kendi ülkelerinde ÖLDÜRÜLEBILECEKLERİ ihtimali bulunan bu iki kişi acaba kimdir?

Bunlardan birinin Çin Halk Cumhuriyetindeki bir din adamı olduğu tahmin ediliyor. Diğeri de acaba Orta Doğu’dan Müslüman bir lider, kral ve/veya bir din adamı mıdır? Soğuk savaş yıllarında CIA hesabına çalıştığı bilinen Papa II. John Paul’un Vatikan’daki Mafyası OPUS DEI’nin Orta Doğu’da hangi liderlerle kol kola ve sermayesiyle iç içe olduğu biliniyor. Birkaç yıl içinde çok hazin bir “ALDANIŞ’la karşılaşmasınlar diye Orta Do-ğu’nun Müslümanları bu soruyu kendilerine sorsalar iyi ederler, kanısındayım…”[1]

*****************

“Rivayetler, Deccal’ın dehşetli fitnesi islâmlarda olacağını gösterir ki, bütün ümmet istiaze etmiş. Bunun bir te’vili şudur ki: İslâmların Deccal’ı ayrıdır. Hatta bir kısım ehl-i tahkik, İmam-ı Ali’nin (R.A.) dediği gibi demişler ki: Onların Deccal’ı, Süfyan’dır. İslâmlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek. Kâfirlerin Büyük Deccal’ı ayrıdır. Yoksa büyük Deccal’ın cebr u ceberut-u mutlakına karşı itaat etmiyen şehid olur ve istemeyerek itaat eden kâfir olmaz, belki günahkâr da olmaz.” (Şualar, 585)

“Kahraman ordu, dizginini onun elinden kurtarıyor” diye rivayetlerden anlaşılıyor.” (Şualar, 596)

“Hem büyük Deccalın, hem İslâm Deccalının üç devre-i istibdadları manasında üç eyyam var. Bir günü; bir devre-i hükümetinden öyle büyük icraat yapar ki, üç yüz sene yapılmaz. İkinci günü, yani ikinci devresi, bir senede otuz senede yapılmayan işleri yaptırır. Üçüncü günü ve devresi, bir senede yaptığı tebdiller on senede yapılmaz. Dördüncü günü ve devresi adileşir, bir şey yapmaz, yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır.” diye, gayet yüksek bir belağatla ümmetine haber vermiş.” (Şualar, 587)

“Rivayette var ki: “Süfyan büyük bir âlim olacak, ilim ile dalalete düşer. Ve çok âlimler ona tabi olacaklar.”

Vel’ilmu indallah, bunun bir te’vili şudur ki: “Başka padişahlar gibi ya kuvvet ve kudret veya kabile ve aşiret veya cesaret ve servet gibi vasıta-i saltanat olmadığı halde, zekavetiyle ve fenniyle ve siyasi ilmiyle o mevkii kazanır ve aklıyla çok âlimlerin akıllarını teshir eder, etrafında fetvacı yapar. Ve çok muallimleri kendine tarafdar eder ve din derslerinden tecerrüd eden maarifi rehber edip tamimine şiddetle çalışır.” demektir.” (Şualar, 585)[2]

******************

Hz. İsa ve Hz. Aliyi farklı olan ne gibi bir özelliği vardı ki, onları ilah makamına oturttu.

-Bu gün başta Türkiye olmak üzere yapılmaya çalışılan sinsi olay; Alisiz Alevilik gibi, Muhammedsiz Kur’an, Muhammedsiz din, Peygamber efendimizi devre dışı bırakmak amacıyla, Kur’an islamı, – Muhammedsiz İslam- adıyla bir düşünce yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır.

Daha sonrasında ise, Kur’ana şüphe düşürmek amacıyla, şiadaki gibi Kur’anın altı bin küsür değil de, on yedi bin civarında olduğu yafta ve safsatası yayılmaya çalışılmaktadır.

Bir batılı Hristiyan yazarının da ifade ettiği gibi, -Biz tüm gayretlerimizle Muhammedin peygamber olmadığına çalıştık. Eğer başarsaydık, Kur’anında gerçek olmadığı ve önceki kitaplardan alınma olduğu üzerinde duracaktır.

Dün batı dünyasının Peygamber Efendimizi devre dışı bırakma çabasını, bu gün içimizdeki temsilcileri sürdürmektedirler.

-Bu gün mevcut olan en eski incil dört asır öncesine ait iken, Kur’anın ilk nüshası elimizde mevcuttur.

************************  

Erzurumlu İbrahim Hakkı (1194/1780) şöyle der:

“Allah bütün yaratıklardan evvel, bazı rivayetlere göre, kendi nurundan latif ve azim bir cevher var edip, ondan bütün kainatı bir tertip içinde yavaş yavaş yarattı. Buna ilk cevher, Nur-i Muhammedi, Levh-i Mahfuz, akl-ı kül, izafi ruh adını verirler ki, bütün ruhların ve cisimlerin başlangıcı ve kaynağı bu cevherdir. [3]

-İbn Abbas’ın (r.anh) gelen bir rivayette Peygamber (s.a.v); ‘Alah ‘ın yarattığı şeylerin ilki kalemdir. Elif ve lam harflerinden önce Allah onu hece harfinden yarattı. O da, nurdan bir kalem olarak şekillendi . .. ” buyurmuştur.[4]

-“Ben, Adem ‘in yaratılmasından dört bin sene önce, Rabb’imin huzurunda bir nurdum,” hadisini zikretmiştir. [5]

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: