Son Dakika
24 Ağustos 2017 Perşembe
20 Temmuz 2015 Pazartesi, 09:12

Yazı Yaşıyoruz* Şimdi yazdır yaşadığımız. Ter vakti. Umut ve emek vakti. Sararır buğday, arpa mercimek tarlada. Duman dumandır tutuşur ve buharlaşır hayat. Alev alevdir sırtımızdaki hırkamız. Boncuk boncuk birikir alın çatımızda ve temizleriz bir mendille umudu. Şimdi yazdır yaşanılan. Buğdaydır orağımızda boy veren. Değer demire bir tıs sesi eşliğinde. Kaçar göze yerden savrulan toprak. Yar […]

Yazı Yaşıyoruz*

Şimdi yazdır yaşadığımız. Ter vakti. Umut ve emek vakti. Sararır buğday, arpa mercimek tarlada. Duman dumandır tutuşur ve buharlaşır hayat. Alev alevdir sırtımızdaki hırkamız. Boncuk boncuk birikir alın çatımızda ve temizleriz bir mendille umudu.

Şimdi yazdır yaşanılan. Buğdaydır orağımızda boy veren. Değer demire bir tıs sesi eşliğinde. Kaçar göze yerden savrulan toprak. Yar kokan mendille çıkarırız gözümüzde tozu.

Şimdi yazıdır mevsimlerin. Her anın bir anlatısı olur. Her anlatı buzlu bir ayran olur tarlalarda.

Sırtında bir bebek taşır Emine kadın.  Önünde yol alır kuzuları. Ellerinde harmana götüreceği yemek vardır. Tandırdan yeni çıkmış sıcak bir ekmek eklenmiş yanına.

Bir başaktır elindeki Ahmet’in. Önce yeşile çalıp boy vermiş, sonra sararıp olgunlaşmıştır tarlada.

Bekler Emine’sini, yemeğini ve Kadife bebesini. Yarınıdır elindeki o başak Ahmet’in, Emine’nin ve kadife bebenin.

Bir yaz gününüm hediyesidir Kadife bebe. Gözleri boncuk boncuktur. Başağa çekmiştir teni. Buğday tenli bir albeniliğe bürünmüştü yanakları. Umut olan başak mı konulsun adı, yoksa ihtiyar kadın Kadife mi? Çok düşünür Ahmet bu denklemi.

Bir umuttu Kadife genç Ahmet’in düşlerinde. Dünden kalan bir acı, içinde büyüttüğü bir ukde.  Düştüğünde yerlere ihtiyar kadın Kadife; bir boşluk düştü yüreğine Ahmet’in.  Anne dedi ve yas tuttu tüm kelimeler. O günden sonra tüm düşüşler bu acıyı tattırır Ahmet’e. Her kızım Kadife dediğinde, annesi güler gözlerinde kadife bakışıyla.

Sıralanır her yaz milyonlarca an bozkırlarda. Elitler gezinirken sahillerde; bozkırların, doğuda ücra bir köyün, Çukurova’nın, Trakya’nın da bir anlatısı olur.

Şimdi yazdır yaşanılan bozkırlarda. Kolay gele ağalar der tarlaların kıyısında geçenler. Kolay gele, bereket ola ağalar… Bir kolay gele alır bin yorgunluğu bedenlerde.

Şimdi yazıdır mevsimlerin. Anneler mercimek toplamada tarlada. Çocuklar toplanıp çamurdan arabalar yapmada yassıca bir taşın üstünde. Ellerinde durur tandırdan aldıkları ekmek. Gözler yüksekçe bir tepede. Gün aşanda o tepeyi anneler gelecek.

* dervişe sitem’den

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: