Son Dakika
17 Ekim 2017 Salı
23 Şubat 2015 Pazartesi, 10:57
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

Yapabildiğinizin en iyisi bu mu?

Yapabildiğinizin en iyisi bu mu?     Siyasi partilerin misyonunu tek tek saymaya gerek yok. Her parti, milleti için ve ülkesi için her şeyin en iyisini yapmaya söz verir. Başta kendisine oy veren, güvenen, destek olan ve aynı yola, aynı adımlarla giden, aynı davaya gönül verenler, o ülkede yaşayan herkesin, ayrımsız olarak ve kendini dışlanmadan […]

Yapabildiğinizin en iyisi bu mu?

 

 

Siyasi partilerin misyonunu tek tek saymaya gerek yok. Her parti, milleti için ve ülkesi için her şeyin en iyisini yapmaya söz verir.

Başta kendisine oy veren, güvenen, destek olan ve aynı yola, aynı adımlarla giden, aynı davaya gönül verenler, o ülkede yaşayan herkesin, ayrımsız olarak ve kendini dışlanmadan hissedeceği bir yaşama kavuşmasını isterler.

Halkı yoksulluktan kurtaracağını söylerler mesela…

İstihdam alanı oluşturacaklarını, işsizliğin kökünü kurutacaklarını deklare ederler.

Toplumun dezavantajlı kesimlerine, avantaj sağlamayı da söylerler…

Yetime, dula, kimsesize el uzatacaklarını, yaşlıyı koruyacaklarını, engellilerin önündeki tüm engellerin kaldıracaklarından bahsederler.

Daha iyi bir sosyal devlet hayali kurar, bunu gerçeğe dönüştüreceklerini söylerler.

Daha iyi bir eğitim mesela…

Daha iyi bir sağlık sistemi…

Bütün aksayan konulara çözüm üreten bir anlayış.

İçte ve dışta güven…

Ülkede herkesin özgürce bir yaşam sürmesi, bütün siyasi partilerin tek hedefi gibi…

İnsanlar ırkı, dini, dili, derisinin rengi veya statüsü nedeniyle horlanmaması esastır.

Kimseye giyiminden, kuşamından veya tercihlerinden dolayı ayıplanmaması da önem taşır.

Herkesin protesto hakkının olduğunu her siyasi parti söyler ama protesto edenlerin, başkalarının haklarına tecavüz edemeyeceği, onların güvenliğini tehlikeye düşüremeyeceği ve hele hele canına kastedemeyeceğini de söylerler…

Söylemek kolay aslında, mesele yapmak…

Bazısı “bana dört yıl verin” diyor, bazısı beş yıl.

Kimi elli yıl iktidarda kalsa değişen bir şey olmayacak, kimi göreve başlamasıyla bir zihniyet devrimi yaşatacak güçte…

Belki de her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır ve belki de bazısı yiğittir, bazısı kendisini yiğit sanan korkak, sünepe ve beceriksizdir…

İşte bu ayrımın farkına varan halktır, millettir, vatandaştır, yurttaştır, ahalidir; adına ne derseniz deyin, bu ülkede yaşayan her ferttir.

Demokrasi dediğimiz, bu insanların tercihinin ortaya konması, çoğunluğun iktidarı belirlemesi ve yasal süreç içinde iktidardan hizmet beklenmesidir.

Yine aynı süreçte muhalefetin göreviyse iktidarın doğrusuna destek olmak, milleti esas alarak yanlışına da karşı çıkmaktır.

Muhalefet olmak, doğru yanlış ayrımı yapmadan her şeye karşı çıkmak, burun kıvırmak, küçümsemek veya şikâyet etmek değildir.

Ancak, bizdeki muhalefetin tek yapabildiği ama bir türlü beceremediği konu da bu…

Türkiye Büyük Millet Meclisinde çok önemli bir değişiklik yapılıyor.

İç Güvenlik adı verilen bu pakette, özellikle toplumsal olaylarda halka zarar veren, evini, işyerini yakan, yıkan, talan eden, insanların canına kastedenlere karşı yeni bir düzenleme yapılıyor, bazı ateşli silahların adı belirleniyor.

Çünkü bizde yasada yazmayan ve yeni icat edilen ateşli silah, silah olarak suç aleti sayılmıyor.

Tıpkı bazı uyuşturucu ve onu pazarlayan zehir tacirlerine bir şey yapamadıkları gibi…

Bu açıdan yasaların günün şartlarına göre yeniden yorumlanması, ihtiyacın karşılanması ve esas olan bu ülkede yaşayan herkesin güvenliği için farklı açılardan bakarak, bir kez daha gözden geçirilmesi, gerekirse değiştirilmesidir.

Bu, sadece iktidarın görevi değil, muhalefetin de esas görevidir.

Bu yasa çıktığından bu ülkede yaşayanların can ve mal emniyeti kalmayacaksa, o zaman muhalefet buna karşı çıkmalı.

Ama bu yasa çıktığında, bu milletin can ve mal güvenliği sağlanacaksa da destek.

Bunu halkın hepsi bilmez, her konumundaki yasaların ne getirip ne götüreceğini detaylı şekilde değerlendiremez ama muhalefet bunu yapabilir.

Ama yapamıyor…

Meclise girip kavga etmekten öte ellerinden bir şey gelmiyor.

Meclisi çalıştırmamayı muhalefet etmek olarak algılıyorlar.

Seçim öncesi kahramanlık yapanlar çıkıyor; bağırıyor, çağırıyor, küfrediyor, dayak atıyor, dayak yiyor ve kendi partisinde, kendi seçmeninde kahraman olarak gözüktüğünü sanıyor.

Oysa siyasi açıdan beş para etmez bir eylem yapıyor, hepsi bu.

Çünkü siyaset, üretmedir, sorunu tespit edip, çözüm bulmadır.

Yasa halkın menfaatineyse ve engelliyorsanız, bundan sonrasında kimin burnu kanarsa sorumlusu da engelleyendir.

Ama eğer yasa halkın menfaatine değilse o zaman verdiğiniz her destek, onların daha güvende yaşayacağını sağlayacağından, görev tamamlanmış olur.

Ama bizde her yasa, her yapılan değişiklik, içeriğine değil, siyasi getirisine göre yapılıyor.

Halkın güvende yaşaması, sizin menfaatinize değilse, aksi için mücadele etmeniz, sizi şimdilik korur ama asla iktidar etmez.

İç Güvenlik Paketinde, muhalefetin yapabildiğinin en iyisi şimdilik bu, yarın daha iyisini yapacaklarına ilişkin bir umut ise yok.

 

Tweetimden seçmeler

Eğer bir gün, küfretmeden ve hakarette bulunmadan karşındaki kişiye fikrini ifade edebilirsen, işte o zaman fikir sahibi olabilirsin.

 

 

.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: