Son Dakika
22 Ekim 2017 Pazar
17 Haziran 2016 Cuma, 09:12
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz

Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz   Yan çizmekle, başkasını veya başkalarını yan çizdirmek arasında çok ince bir sınır var. Öyle ki, sen yan çizerken, aslında başkalarının yan çizdiğini söyleyebilirsin. Tıpkı malum politikacılarımız gibi. Bugünlerde kimlerin yan çizdiği belli aslında. Ama bilmiyormuş gibi yapalım. Yüzsüzlüklerini yüzlerine vurmayalım. En doğru onlar kalsın. Dürüst olduğuna sadece kendileri […]

Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz

 

Yan çizmekle, başkasını veya başkalarını yan çizdirmek arasında çok ince bir sınır var. Öyle ki, sen yan çizerken, aslında başkalarının yan çizdiğini söyleyebilirsin. Tıpkı malum politikacılarımız gibi.

Bugünlerde kimlerin yan çizdiği belli aslında.

Ama bilmiyormuş gibi yapalım.

Yüzsüzlüklerini yüzlerine vurmayalım.

En doğru onlar kalsın.

Dürüst olduğuna sadece kendileri inansın.

Sürekli kıvırırken, başkalarının dansöz olduğuna ikna olsunlar.

Bir hayal âleminde yaşasın, bizim de bu hayali gerçek sandığımıza inansınlar.

Yırtabildiklerince yüzlerini yırtsın, çirkinleşebildikleri oranda çirkinleşsinler

Adaletten dem vursunlar mesela, “bizden olan mahkeme” aradıklarını da duymamış olalım.

Yasalara saygılı olduklarını söylesinler, mahkeme kapısında yargıçları tehdit ettikleri günleri de silelim hafızamızdan.

İnsanı önceleyenin kendileri olduğuna da inanalım, insanlığı katledenlerle bir arada dururlarken.

Kurumların kendi görevlerini yapmalarını en çok onların istediğini de kabul edelim, MİT tırının aranmayacağını bile bile yaptıklarını da unutalım gitsin.

Hepsinin darbe karşıtı olduğu sözlerinin de gerçek olduğunu düşünelim, her birinin bir diğer darbecinin avukatı olduğunu da görmemiş olalım.

Dürüst olduklarına inanalım, boğazına kadar yolsuzluğa bulaşan belediyelerini de görmeyelim.

Onlar yan çizdikçe, biz yan çizmiş sayılalım.

Darbe anayasasına karşı olduklarına dair her sözlerinin doğru olduğunu düşünelim, kendilerinin kabul ettiği anayasa maddelerine hayır dediklerini de duymayalım…

Hepsinin yeşil sevdalısı olduğu yalanına da inanalım, kendi belediyeleri ormanları yok ederken…

İnançlara saygılı oldukları martavalına da inanmış görünelim, başörtüsünü, Cuma düzenlemesini yargıya taşıdıklarından da habersiz kalalım.

Çocukların öldürülmemesi gerektiğini düşünecek kadar hassas yüreğe sahip olduklarını da düşünelim, kurban eti dağıtan çocuğu vahşice katlettiklerini de unutalım.

Zulme karşı çıktıkları yalanına da inanalım, bu ülkede herkes zulüm görsün diye terör örgütlerinin dışında düşman ülkelerle dost olduklarını da görmemiş sayalım.

Bu ülkede yaşayan herkesin daha müreffeh yaşamasına dair sözlerini de doğru kabul edelim, Marmaray, üçüncü köprü, havalimanı, Kanal İstanbul, yollar, köprüler, enerji yatırımlarına karşı çıkmış olduklarını da silelim hafızamızdan…

Derin yapılanmalara karşı olduklarına da inanalım, nerede bir derin yapılanma varsa onlarla dost olduklarını da bir an için unutalım…

Katliamlara karşı çıktıklarını da bir an için düşünelim, katliam kurbanlarını değil, katliamı yapan teröristin cenazesinde döktükleri gözyaşını da unutalım.

Bu ülkenin insanlarının güven içinde yaşaması gerektiğini düşündüklerine de inanalım, terörle mücadele edene “katil” derken, teröristle “arkadaş” olurken…

Cumhuriyetten yana olduklarını düşünelim, Cumhuriyeti düşman ülkelere pazarlarken, ne olursunuz ülkemize savaş açın derken…

Demokrasiden yana oldukları yalanına da inanalım, her seçim sonrası hazımsızlıklarından dolayı çıkan gürültüyü de duymamış olalım.

Özgürlükten yana olduklarını düşünelim, partilerindeki tek aykırı sese bile tahammül edemiyorken…

Bütün ırk ve kimliklere aynı şekilde yaklaştıklarını da düşünelim, Hitleri kıskandıracak kadar faşistlik yaparlarken…

Onlar yan çizdikçe biz de çizelim.

Onlar sek sek oynadıkça biz de oynayalım.

Ama nereye kadar?

Dün ölümüne savundukları görüşlerine bugün ölümüne karşı çıkmakla kalmayıp koca ülkeyi ateşe atmalarını mı seyredelim, yan çizme merakları yüzünden.

Düne kadar dokunulmazlığı kaldıralım diye siyaset yapan, halktan oy isteyenlerin, bugün “dokunmayın yakarım” tavrını da mı yan çizme meraklarına kurban edelim?

Her şeyin, herkesin ve ülkenin her karış toprağının üzerini çizenleri, yan çizme merakına kurban mı edelim?

Güzelim ülkemizi ve güzelim insanlarımızı birkaç şizofren siyasetçiye heba mı edelim?

Yoksa da onlar yan çizdikçe biz de yan çizmelim, yan yana ama aksi yönde…

 

Tweetimden Seçmeler

Karaktersiz her insan kendisine ve yakın çevresine zarar verir; karaktersiz siyasetçi, kendisine güvenenlere ve bütün topluma zarar verir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: