Son Dakika
21 Ekim 2017 Cumartesi
12 Aralık 2014 Cuma, 09:54
Hikmet Kızıl
Hikmet Kızıl [email protected] Tüm Yazılar

Yalnızlığın ketum alfabesi!

Yalnızlığın ketum alfabesi!   Ömrünün son yokuşundan aşağı inen bir kadın, dalgın düşüncelerle ayaklarını unutmuş gibi yürüyordu.  “Kuşların kefeni olmaz” dedi kendi kendine. Ahir zamanda dil kapalıydı kendini ifade için, kendini içindeki mağaraya aldı kadın. Zamanın ufunetinden uzağa, ta çocukluğuna kadar götürdü düşlerini… Kendine giden uzaklığa bir yol çizdi. Yedi zaman bekledi, yedi koca zaman, […]

Yalnızlığın ketum alfabesi!

 

Ömrünün son yokuşundan aşağı inen bir kadın, dalgın düşüncelerle ayaklarını unutmuş gibi yürüyordu.  “Kuşların kefeni olmaz” dedi kendi kendine.

Ahir zamanda dil kapalıydı kendini ifade için, kendini içindeki mağaraya aldı kadın.

Zamanın ufunetinden uzağa, ta çocukluğuna kadar götürdü düşlerini…

Kendine giden uzaklığa bir yol çizdi. Yedi zaman bekledi, yedi koca zaman, ayın kaç kere doğduğu belli değildi, kaç kere güneşe kafa tuttuğu müphemdi.

Derin bir oyuk açılmıştı içindeki mağarada, farklı bir varoluş başlıyordu içinde. Dışındaki alem ise bir belirsizliğe yol alıyordu….

Belleğin ilkçağına varan bir sessizlik,  gözlerinin kıyısındaki ruhuna ulaşıyordu kadının… Şimdi nereye baksa bir yokluk, nereye baksa bir yalın hüzün, nereye varsa kendinden kaçışın kendine ulanması vardı sadece!

Bu bir rüya.. Rüya içinde rüya, hangi rüyadan uyansa bir kat daha katı gerçeğe varıyor gibiyi, benzetme edatı olmayan teşbih gibi yalnız ve değerliydi zaman….

Göğün morarmış silüetine baktı kaç vakit, bir fanus yandı içinde, görmek için bütün ayrıntılarını kalbinin, ama korkarak yandı fanus bir hakikatten kaçan gafil gibi mütereddit!

Her insan bir yazgı kurar kendine, içindeki alemden dışındaki maveraya, bunu dile getirmek hangi lisanın cesaret edebileceği bir şeyse ona yaslanmak gerek belki de…

Susuyordu kadın, susmalarını büyüttü sadece…

İçindeki buzlu cümleleri eritecek bir adam aradı kadın, yüzünü doğuya döndü: “ Doğacak doğmakta olan, doğmalı doğmalı” diye mırıldandığını yazdı vakanüvüsler…

Kadın ellerine baktı ağladı…

Adam doğudan doğdu,

“Kelimeler perde olurken başkasının gizine, bir kadın olmalı dedi adam, harflerimin kavisine sırtını yaslayacak bir kadın!

Kadın ellerini göğe doğru açtı:  Ve dedi adama:

Bana bir şarkı söyle,

İçinde sesin olsun…

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: