12 Eylül 2014 Cuma, 08:00
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Yahudilik Ve İsrailoğulları (3)

Yahudilik Ve İsrailoğulları  (3)   Kur’an-ı Kerim’de Hz. Musa’nın kavmi olan İsrailoğullarının alemlere üstün kılındığını ve onlara imtiyazlar verildiği, hiçbir kavme verilmediği kadar nimet verildiği ve onlara peygamberler ve hükümdarlar gönderildiği anlatılmaktadır. Ancak Kur’an’da geçen üstünlüğün yalnız Allah’a itaaat edildiği dönemlerde olduğu da zikredilmekte; Alla’a şirk koştuklarında ve O’nun itaatinden çıktıkları dönemlerde ise Allah’ın, nimetlerine […]

Yahudilik Ve İsrailoğulları  (3)

 

Kur’an-ı Kerim’de Hz. Musa’nın kavmi olan İsrailoğullarının alemlere üstün kılındığını ve onlara imtiyazlar verildiği, hiçbir kavme verilmediği kadar nimet verildiği ve onlara peygamberler ve hükümdarlar gönderildiği anlatılmaktadır. Ancak Kur’an’da geçen üstünlüğün yalnız Allah’a itaaat edildiği dönemlerde olduğu da zikredilmekte; Alla’a şirk koştuklarında ve O’nun itaatinden çıktıkları dönemlerde ise Allah’ın, nimetlerine nankörlükten dolayı onları lanetlediğini ve rahmetinin artık onlara ulaşmayacağını ifade edilmektedir. Dolayısıyla onların üstünlüğü ancak takva derecesi ile ilgilidir. Nitekim Kur’anî bir düstur olan üstünlüğün ancak takvada olması, kavmî bir üstünlüğün söz konusu olamayacağını göstermektedir.

Yahudilerin bir diğer özelliği de Allah’ı uygunsuz vasıflarla tavsif etmeleridir. Yahudiler Allah’ın oğulları olduklarını iddia etmişler, Allah’ı eli sıkı ve fakir gibi vasıflarla tavsif etmişlerdir. Buna karşılık Kur’an onlara yakıcı bir azabın olduğunu, bu ifadelerin onların küfürlerini arttıracağını, bu şirklerinden dolayı onların kıyamete kadar aralarında düşmanlık ve kin sokulduğunu ve onların artık ebediyen lanetlenmiş bir millet olduğu (Maide : 18,64) zikredilmektedir

Yahudilerin Kur’an’da zikredilen diğer özelliklerinden biri de fitne ve fesat çıkaran bir millet olduklarıdır.( Maide :64) Onların fesatlarının altında yatan şey, bütün beşeriyete duydukları kin ve şahsî menfaatleri doğrultusunda hareket etmeleridir. Öncelikle toplumları ahlaken çökertmekte, birbirine düşürmekte ve menfaatlerine göre hareket etmektedirler. Bu durumda onların hileli yollarla ulaşmak istediği emellerine Allah’tan onlara hiç bir zafer gelmeyeceği bildirilmiştir.

Yahudilerin nankörlüklerine bir örnek de peygamberlerini ve cemiyetleri içinde adaletli olan kimseleri öldürmüş olmalarıdır. Kin ve düşmanlıkta yarışan Yahudiler’in bu hareketlerinden dolayı acı bir azaba müstehak olacakları Kur’an’da bildirilen hususlardandır.

Kur’an Yahudileri lanetlenmiş bir millet olarak zikretmekle beraber, onlara Allah’a ve ahiret gününe inandıkları ve iyiliği emredip, kötülüğü nehyettikleri takdirde müjdelerin olduğunu beyan etmiştir. Kur’an’da geçen, (Onlar (Yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah’ın ahdine ve insanların (mü’minlerin) himayesine sığınmadıkça, kendilerine zillet (damgası) vurulmuştur; Allah’ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkum edilmişlerdir. Çünkü onlar, Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır. Hepsi bir değildir; ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardır ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah’ın ayetlerini okurlar. (Al-i imran.112-113) ayetleri, onların hepsinin bir olmadığını, lânetlenenlerin sözlerinde durmamalarından, şirklerinden ve amellerinin kötü olmasından dolayı; müjde verilenlerin de Allah’a şirk koşmadan ona kul olarak istikametli bir yol takip etmelerinden dolayı müjdelendiklerini göstermektedir. Ehl-i Kitap’tan olup, iyi amel işleyenler anlatılırken; onlara yüklerle mal bıraksan noksansız iade edeceklerini, Kur’an’ın indirilmesine sevindikleri, tam bir samimiyetle Allah’a boyun eğerek iman ettikleri zikredilmektedir.

Kur’an-ı Kerim’de israiloğulları örneğinden hareketle insanın yeryüzündeki varoluş gayesine uymayan davranışlar sayılarak belirginleştirilmekte, bir topluluğun lanetlenmesine yol açan dalâletllerin ve kötü hasletlerin haritası çıkarılmaktadır. İnsanların arasında yaşayan ve insanlığın nefs-i emmaresi sayılabilecek kadar her türlü kötülüğe kaynaklık etmiş bir kavmin Allah katındaki durumu ve onu bekleyen neticeler anlatılırken beşerin dünyadaki imtihanının nasıl cereyan ettiği gözler önüne serilmektedir. Kur’anî metod olarak bir insan topluluğunun yaşadıkları ile küllî düsturlar nazara verilmekte; insanlığı lanete, zillete, meskenete, azaba ve şekavete götüren kötü hasletlerden ancak Yüce Yaratıcı’ya tabi olmakla kurtulmanın mümkün olduğu vurgulanmaktadır. İsrailoğullarının düçar oldukları azap, meşakkat ve lânet mensup oldukları etnik köken yüzünden değil, saplantıları ve kötü hasletleri yüzündendir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: