06 Şubat 2017 Pazartesi, 07:04
Hamza Çelenk
Hamza Çelenk [email protected] Tüm Yazılar

Ya Siyah, Ya Beyaz

Ya Siyah, Ya Beyaz O kadar rengin içinde iki renge aşina insanoğlu, Ya siyah, Ya beyaz. Yıllanmış bir tercih, ateşten bir seçenek gibi durur önünde tercihi. Ya siyah…ya beyaz… Diğer renklere kördür. Her rengin bir seçenek olduğunu ve her rengin ayrı bir güzellik barındırdığını bilir, lakin istediği gibi yorumlamaz. Başka rengi bilmek, mahkûm olduğu rengin […]

Ya Siyah, Ya Beyaz

O kadar rengin içinde iki renge aşina insanoğlu,

Ya siyah,

Ya beyaz.

Yıllanmış bir tercih, ateşten bir seçenek gibi durur önünde tercihi. Ya siyah…ya beyaz…

Diğer renklere kördür.

Her rengin bir seçenek olduğunu ve her rengin ayrı bir güzellik barındırdığını bilir, lakin istediği gibi yorumlamaz.

Başka rengi bilmek, mahkûm olduğu rengin en iyi renk olduğu gerçeğini değiştireceğine inanır. Bundan dolayı sadece kendi karşıtı olan renge değil, aynı zamanda diğer tüm renklerin de düşmanıdır. Karşıtı ile beraber başka renge de hayat hakkı tanımaz.

Bundan dolayı da  bir sürü zevatı, daha doğru ifade ile  belki de hayatında yüksek sesle konuşma dışında bir vasfı olmayan kişiyi bu renk üzerinde yüksek sesle konuşmaya davet eder. Hele renklerin güzelliği üzerinde tasavvuru olmayan bunlardan bir kısmı öyle hoyratça davranır ki edep yoksunluğu doğal edepleri olur.

Oysa renklerin içinde böyle bir kategoriye giriştiği zaman erdem üzere inşa etmesi gereken zeminin tüm renklere ve eninde sonunda kendi favori rengine de zarar vereceğini bilmesi gerekir.

Her hoyrat söz bir sürü kalp kırar,

Her edep yoksunun çıkardığı “en çirkin ses” dünya da büyük bir yıkım olur.

Hoyrat olan dilin pirim yaptığına inanan insan sayısı artar. Kurgu, hoyratlık üzerine dizayn olur ve hoyratlık veba gibi sokakları esir alır. Sokaklar bu bakışa mahkûm olur. Ya siyah, ya beyaz.

Hoyratlık üzerine kurgulanmış bir anlayışta erdeme dair sesler çıkmaz, çıksa da karşılığı olmaz. Çıktığında da  onları ilk boğacak olanlar da bu lüzumsuz bakıştır. Çünkü sokaktaki bu bakış her farklı renge hayatı zehir etmek üzere harekettedir. Bunu da kendine görev ve şeref addeder.

İnsanoğlunun siyah ve  beyaz tasviri, siyahın veya beyazın doğru olabileceği şeklinde normal zeminde gitmesi gereken alanı da daraltır. Bu iki rengin güzelliğinden de istifade edilmesine engel olur.

Yukarıda ki havayı bir tarafa bırakalım. Aşağıda insanların renk tasavvuru onarılmaz yaralar açıyor. Bu zemindeki yırtığı sonradan dikmek belki maharet gerektirecek. Onun için renler üzerinde dizayn yetkisi olanların aşağıdaki hoyratlığı görmesi gerek. Dizayn edenlerin oluşturduğu olumsuz dil aşağıda yüzlerce kat daha fazla hissedilmekte.

Yazıktır, günahtır…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: