09 Mart 2015 Pazartesi, 08:40

Ya HDP ya polis devleti

Vassilis Vassilikos’un Ölümsüz (Z) adlı romanında, 1963 yılında öldürülen Komünist Milletvekili Gregoris Lambrakis’in cinayetini ve perde arkasını anlatır. Büyük Yönetmen Costa Gavras ise aynı adla romanı filmleştirir. Ölümsüz (Z), sağcı hükümet emrinde çalışan bir emniyet amirinin, bitkilere musallat olan asalaklarla mücadele etmek gerektiği gibi, topluma zararlı olan kişilerle ve özellikle de solcularla mücadele etmek gerektiğini anlatan konuşması ile başlar (İç Güvenlik Paketi ile güdülen mantığın benzerliğine dikkat edin).

Ölümsüz (Z)’nin ilerleyen bölümlerinde Lambrakis’e yapılan saldırı ve sonrasında iktidarın ahlaksız tutumunu görürüz. Lambrakis, emniyetin emrinde çalışan, aşırı sağcı (faşist) bir grubun saldırısına uğrar. (Üniversitelerde polis destekli solcu ve yurtseverlere yapılan saldırıları unutmayalım) Ağır yaralanır ve hastaneye kaldırılır. Lambrakis’in beyin ölümü gerçekleştiği zaman, iktidarın polis şefi yalaka gazetecilere haber salar. Lambrakis’in itibarsızlaştırılması için özel hayatının araştırılmasını, sevgilisi olup olmadığını öğrenmelerini ve buna uygun yayın yapmalarını ister (Selahattin Demirtaş’ı barış karşıtı gösterip, Kürtlere hedef gösterme gayreti ile Bülent Arınç aklınıza gelmiştir) Hükümet bir savcı görevlendirir ve savcıya, işin kaza olduğu konusunda yönlendirme yapar. Ne var ki savcı derinlemesine bir inceleme yapınca, işin kaza değil, en tepeden planlanan bir cinayet olduğunu fark eder (AKP ile paralel kararlar veren savcılara bir selam yollayalım). Hükümet olayı kapatamayınca, savcı görevden alınır (Yolsuzluk Operasyonu savcıları da görevden el çektirilmişlerdi). Olayın tanıkları bir bir tuhaf kazalarla ölür. Bu arada olay basının da ilgisini çekmiştir. Gazeteye bu işin cinayet olduğunu belgeleri ile kanıtlayarak haber yapan gazeteci ise, resmi belgeleri yayınlamaktan hapse atılır (Silah dolu tır, Efkan Ala’nın Süleyman Şah türbesine 3-5 bomba atalım, yolsuzluk vb. gibi haberleri yapanların başına gelenleri ve konulan sansürü hatırlatmanın zamanı).

Yunanistan’daki cunta iktidarı, özgürlük, aydınlanma ve demokrasiden nefret eder. Ülkeyi büyük bir hapishaneye çevirir. En büyük destekçisi ABD’dir. İç savaşta yurtseverleri katliamdan geçirmişler, egemenliklerini kurmuşlardır. Cunta şefinin her lafı kanundur. Ülkede, barış hareketleri, grevler, sendikalar, erkeklerin saçını uzatması, The Beatles, pop müzik, Sofokles, Leo Tolstoy, Aeschylus, Socrates’ın eşcinsel olduğunu yazmak, Eugene Ionesco, Jean-Paul Sartre, Anton Çehov, Mark Twain, Samuel Beckett, sosyoloji, uluslararası ansiklopediler, özgür basın, modern matematik yasaklanır.

AKP iktidarında grevler keyfi yasaklanıyor. Kitaplar bomba muamelesi görüyor. Sosyoloji ve felsefe zaten tu kaka. Basın özgürlüğünde son sıralara demir attığımızı herkes biliyor. Uluslararası ansiklopediler yasak değil ama internette birçok siteye erişim yasağı var. LGBTİ bireyleri hastalıklı addediliyorlar ama annesinin dizini görmeyi, kızını kucağına almayı tahrik sebebi sayıp, altı yaşındaki çocuğa nikâh kıyılır demeyi de utanmazca buyuruyorlar. Barış kelimesi şu an en konvertibl kavram. Çünkü önümüzde seçim var ve AKP’nin bu seçimde ‘Barış’ kelimesinden başka meydanlara götürecek başka bir argümanı kalmadı.

Türklerin ilk ciddi sokak muhalefetine iki yıldır tacizlerde bulunup, darbe diye pazarlayanların; camide içki içtiler ve seviştiler, Kabataş’ta bebekli kadının üzerine işediler gibi fantastik ötesi yalanlara sarılan ve hala bıkmadan bu yalanlar üzerinden siyaseti tanzim etmeye çalışanların, elbette 6-7 Ekim olaylarını, polis devletine yarayacak şekilde provoke etmeleri, ardından da İç Güvenlik Paketi çıkartmaları şaşırtıcı değil.

Geçtiğimiz günlerde Sayın Öcalan’ın hazırladığı 10 Maddelik taslak bir toplantı ile açıklandı. Bütün Türkiye’nin özgürlük alanını genişletmeyi hedefleyen bir akıl olduğunu görüyoruz. Ne var ki İç Güvenlik Paketi’ne sarılanların bu işte samimiyeti çok kuşkuludur. Farklı hesapların olması mümkündür. Bu paket çekilmeden bir şeye başlamak mümkün değil.

Ölümsüz (Z)’de 1960’ların Yunanistan panoraması çizilir. Ürkütücü ve karanlık bir dönemdir. AKP’nin yaratmak istediği Türkiye de tam budur. O yüzden böyle bir ülkede yaşamak istemeyen her kesimin HDP konusunda bir kez daha ciddi şekilde düşünmesi gerekir. Yunan halkı Nazilere karşı savaşırken, 20 yıl sonra öyle bir ülke hayal etmemişti. Tarihi iyi okumak gerekiyor. Hepimizi bekleyen tehlike çok büyük, farkında mısınız?

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: