Son Dakika
19 Ağustos 2017 Cumartesi
22 Aralık 2014 Pazartesi, 10:01
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Vakıf Medeniyeti ve Toplum Hizmetleri

Vakıf Medeniyeti ve Toplum Hizmetleri   Geçmişte ve günümüzde vakıf anlayışı oluşumu canlılığını ve güncelliğini devam ettirmektedir. Milletimiz, kendi inaçları gereği olarak hayır işlemeyi, iyilik yapmayı, birbirine yardım etmeyi kendisine vazife bilmiş, teşvik etmiş, bunları yapmayanları ise hoş görmemiştir. Milletimiz bu duygu ve düşüncelerini vakıf müessesesi ile hayata geçirmiş, hukukîlik kazandırmıştır. Kurduğu vakıflarla kamu hizmeti […]

Vakıf Medeniyeti ve Toplum Hizmetleri

 

Geçmişte ve günümüzde vakıf anlayışı oluşumu canlılığını ve güncelliğini devam ettirmektedir. Milletimiz, kendi inaçları gereği olarak hayır işlemeyi, iyilik yapmayı, birbirine yardım etmeyi kendisine vazife bilmiş, teşvik etmiş, bunları yapmayanları ise hoş görmemiştir.

Milletimiz bu duygu ve düşüncelerini vakıf müessesesi ile hayata geçirmiş, hukukîlik kazandırmıştır. Kurduğu vakıflarla kamu hizmeti görerek, ibadet, eğitim, sağlık, sosyal yardım, bayındırlık, çevre ve benzeri konularda hizmetler vermiştir. Vakıfların hizmet sahalarını, insanların en ziyade muhtaç oldukları şeyin vakfedilmesi olarak özetleyebiliriz.

Geçmişteki vakıf anlayışı bugün aynı şekilde devam etmektedir. Bugün de vâkıf insanlarımız, milletin ihtiyaç duydukları hususları nazara alarak vakıflar kurmaktadırlar.

Milletin ortak duygu, düşünce ve inancının tezahürü olan bugünkü vakıflarımız devletin cevap veremediği, ihtiyaçlarına çare olmaya çalışmaktadır.. Bu da her yönüyle takdire şayandır.

Toplumsal yapının oluşumu ve devamında vakıfların fonksiyonu çok büyüktür. Bugün vakıflarımız milletimizin maddi ve manevi ihtiyaçlarına cevap vermektedir. Bu yönü ile varlıklarımız sağlıklı bir toplum meydana gelmesinde aileden sonra büyük hizmet görmektedir.

Yine vakıflar kurmuş oldukları tesislerle milletin ortak kültürünün tezahürü olan abide eserleri meydana getirmişler ve getirmektedirler.

Ecdadımız kurdukları vakıflar ve müesseselerle bu toprakları dantel gibi işlemişler, bu topraklara sökülemez mührümüz olan abide eserleri dikerek bizlere bırakmışlardır.

Osmanlı İmparatorluğu Türkiye Cumhuriyeti’ne 26 bin 300 adet vakıf bırakmıştır. Bu vakıfların sayısız eserlerini bizlere emanet etmiştir. Sınırsız mal varlığını bırakmıştır. Ne yazık ki, bu vakıflar korunup geliştirileceğine, tam aksine tasfiyesi yönüne gidilmiştir. Yok edilmiş, malları satılmıştır.

Bugün bütün bunlara rağmen tasfiye edilemeyen vakıf eserleri ile ayakta kalma savaşı vermektedir. Maalesef pek çoğu bakımsızdır, öksüzdür. Bunun için tek çare öncelikle vakıf eserleri ihya edilmeli, geliştirilmeli, ihya edilemeyenler ise belli kontrol ve denetimlerle yeni kurulan vakıflara tahsis edilerek ihyaları ve hayatiyetleri sağlanmalıdır.

Hamiyetli milletimizin fertleri milletin arzu ve talepleri doğrultusunda vakıflar tesis ederek, devletin yapamadığını yapmaktadırlar. Kurulan bu vakıflar milletin inancına, benliğine, kültürüne kavuşmasına, sahip olmasına vesile olmakta, zemin hazırlamaktadır. Millet silkinerek kendine gelmektedir.

Bazı bağnaz ve milletin gerisinde kalmış zihniyetler bundan rahatsız olmuşlardır. Bu güzel gelişmelere bazıları her dönem engel olmak istemişlerdir. Bu konuda Osmanlı devri vakıflarını tasfiye eden zihniyet bugün de faaliyete geçmek için fırsat aramaktadır. Büyük milletimiz buna imkan ve fırsat vermeyecek güç ve azimdedir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: