Son Dakika
19 Ağustos 2017 Cumartesi
26 Ocak 2015 Pazartesi, 08:02
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Vakıf Medeniyeti Ve Menfaat Şebekeleri

Vakıf Medeniyeti Ve Menfaat Şebekeleri   Bir malın sürekli olarak yetimlere, yoksullara verilmesine vakıf işlemleri denir. Yüce Yaratıcı, İlâhi mesajında “sevdiğiniz şeylerden Allah rızası için harcamadıkça tam hayra erişemezsiniz. (Al-i imran: 92) buyurmaktadır. Müslim’de geçen bir Hadis-i Şierif’te de mealen buyuruluyor ki : “İnsan öldüğünde amel defteri kapanır, üç sınıf insanın defteri müstesna: 1-insanlara faydalı […]

Vakıf Medeniyeti Ve Menfaat Şebekeleri

 

Bir malın sürekli olarak yetimlere, yoksullara verilmesine vakıf işlemleri denir.

Yüce Yaratıcı, İlâhi mesajında “sevdiğiniz şeylerden Allah rızası için harcamadıkça tam hayra erişemezsiniz. (Al-i imran: 92) buyurmaktadır.

Müslim’de geçen bir Hadis-i Şierif’te de mealen buyuruluyor ki : “İnsan öldüğünde amel defteri kapanır, üç sınıf insanın defteri müstesna:

1-insanlara faydalı mal bırakanlar. Sadaka-i cariye (yol, köprü, okul, cami vs.) 2- İlim adamı yetiştirenler, faydalı eser yazanlar. 3- Hayırlı evlat yetiştirenler.

Bu insanlar, günah cihetinden ölmüş, sevap cihetinden yaşıyormuş gibi devamlı sevap kazanırlar.

Vakıfları iyi anlamak için bugünkü rejimlere bir göz atmalı:

Sosyalizm’de devlet zengin olur, halk işcidir.

Kapitalizm’de bazı kimseler zengin olur, diğerleri bunlara hizmet eder, devlet hakem rolündedir.

İslâmiyet’te ise kitle kalkınması vardır. Ganimet, sadaka, zekat, fitre, vakıflar, borç yardımlaşma sandıkları, imece gibi şeylerle fakirlerin, dulların, yetimlerin elinden tutulur.

Bu mevzu o kadar önemlidir ki 19’uncu asırda Osmanlılar ekonomik bir bunalım içinde olmasaydı ve zengin-fakir farkı bulunmasaydı 1818 ile 1883 yılları arasında yaşayan Karl Marx’a , fakiri olmayan, insanın insanı sömürmediği bir memleket gösterilirdi, o da hem komünizmden vazgeçer, hem de müslüman olabilirdi. Demek ki Osmanlı’daki ekonomik çöküntü ve kapitalizme kayma, adeta komünizme yeşil ışık yakmıştır.

Kapitalist Avrupa’nın, Osmanlı’yı yenmesi (zayıfın kuvvetliyi taklit etmesi açısından) aydınlarımızda, Avrupa hayranlığını doğurmuş ve Türkiye kapitalizmi benimsemiştir. Ne yazık ki, kapitalistlerle tavanda değil, tabanda bütünleştiğimizden, sefahette seviye tutturduk, daha yükseğe çıkamadık.

Bu sebeple İstanbul gibi bir kısım şehirlerimizde vakıf malları hızla satıldı. Yeni Camii’nin vakfı olan Mısır Çarşısı ve Beyazıt Camii’nin vakfı olan Kapalıçarşı satılığa çıkarıldığında  “Vakıf malı almak caiz değil” diye, müslümanlar geri çekildi. Yahudi, Ermeni ve Rum vatandaşlar bu dükkanları alıp, zengin oldular, kazandıkları serveti de kendi ülkelerine uçurdular.

1950’den sonra vakıflar canlandı, bugün binlerce vakıf var. Vakıfların bütünü Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlıdır, yani devletin resmi organlarıdır, teftişe tabidir.

Vakıflar kâr edemez, kâr dağıtamaz. Topladıklarını veya ürettiklerini tamamen öğrenciye, fakire, fukaraya dağıtmak zorundadır.

Bu bakımdan vakıflar, devlete büyük destek verir. Çünkü eğitim, sağlık ve beslenme işleri anayasanın emri olarak devletin görevi iken, devlet bunların hepsini başaramaz: İşte bu sırada vakıflar devreye girer, varlıklı insanlardan toplanan, yoksullara dağıtılır, hem devletin bir kısım işini yüklenir, hem de zenginle fakir arasındaki uçurumu kapatır.

Vakıflar gönüllü hizmet kuruluşlarıdır. Halkımız Müslüman olduğu için, belirttiğimiz ayet ve hadise istinaden bu işi Allah rızası için yaparken, ister istemez islâmî bir görüntü verir.

Gerek kapitalizmin ve gerekse sosyalizmin temelinde materyalizm yattığından, İslamiyet’e karşı çıkmak gibi acı bir gerçek vardır.

Eğer Cumhuriyet ve demokrasi halk idaresi ise, halkımız da müslüman’dır. Demokrasi havarileri vakıflara karşı çıkmaktan vazgeçmeli ki, demokrat olduklarını isbat etsinler.

Diğer taraftan devletin bir kısım mallarını, sözüm ona bir kısım menfaat şebekelerine peşkeş çekenler de bu milletin vebalinden kurtulamazlar. Eğitim-öğretim, öğrenci hizmetleri söylemleriyle devletin arsalarını bedava alıp başka emelleri için kullanan bu şebekelerden de kurtulmamız lazım. Artık kim kimlere hizmet ediyor bilinmelidir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: