Son Dakika
19 Ekim 2017 Perşembe
18 Kasım 2016 Cuma, 08:04

Unutamıyorum   Deli İsmet’in: “Pat, pat, pat!” diyerek göğsüne vurup Naci Hoca’nın çalışmayan jeepini taklit etmesini, Meczup Emin’in, bakkal önlerinde iskemlelerde oturanlara dakikalarca masaj yapmasını, Deli Sülo’nun kendisini kızdıranlara ayakkabılarını çıkarıp taş fırlatmalarını, Mehmet Uzun ile Abdo Polat’ın bitmeyen dama ve dokuz taş müsabakalarını, Nuri Kızıl’ın Cuma salalarında: “Bir elinde kanlı gömlek…” diye karşı Kantara’dan […]

Unutamıyorum

 

  • Deli İsmet’in: “Pat, pat, pat!” diyerek göğsüne vurup Naci Hoca’nın çalışmayan jeepini taklit etmesini,
  • Meczup Emin’in, bakkal önlerinde iskemlelerde oturanlara dakikalarca masaj yapmasını,
  • Deli Sülo’nun kendisini kızdıranlara ayakkabılarını çıkarıp taş fırlatmalarını,
  • Mehmet Uzun ile Abdo Polat’ın bitmeyen dama ve dokuz taş müsabakalarını,
  • Nuri Kızıl’ın Cuma salalarında: “Bir elinde kanlı gömlek…” diye karşı Kantara’dan duyulan sesini,
  • Kasap Mılla’nın hayvan keserken et tartarken agresifliğini ve bağırıp çağırmalarını,
  • Mustafa Aslan’ın (Ağa) kaleye yakın evinden Erdi Holla’ya hergün yürüyerek birkaç kez gidip gelmesini,
  • Bahri Fırat’ın fötr şapkasını ve boyalı bıyığını,
  • Hacı Gökdemir’in ağalara muhalefetini ve gabardin şalvarını,
  • Hacı Beglere’nin İspanyol paça siyah pantolonunu ve kısa kollu gömleğini,
  • Ahmet Kara’nın kış günlerinde çalışmayan traktörünü yokuş aşağı salarak sürmesini,
  • Bedir Aslan’ın ilkokuldan itibaren hiçbir yerde Kürtçe konuşmamasını,
  • Hemi Şeğıke’nin davul çalmasını,
  • Kadir Taş’ın odasında hiç bitmeden okunan ve dinlenen cenkleri,
  • Mahmut Aslan’ın boyalı saçlarını ve ütüsü hiç bozulmayan jilet gibi pantolonunu,
  • Rakipsiz ve değişmez muhtar Yusuf Amca’nın belge imzalamasını ve hiçbir av yakalamadan devam eden avcılığını,
  • Gemici Ahmet’in ne dediği anlaşılmayan seri konuşmalarını,
  • Hacı ve Mustafa Erdoğmuş’un eşeklerle sakalık yapıp Frat sularını resmi dairelere taşımalarını,
  • Mustafa Erdem’in sabahtan akşama kadar elindeki sapanla Fırat kenarında kuş avlamasını,
  • Traktör römorkunda ve kamyon kasasında kadın-erkek, koyun-kuzu tıkış tıkış şehre gidip gelmeleri,
  • Yaz aylarında her gün ikindi sıralarında grup grup Fırat’a yüzmeye gidenleri,
  • Her biri başlı başına birer örnek karakter ve tip olan Nuriki Teyzeleri, Ğanıkı Teyze, Fati Sıle ile düğün yemekçisi Ğefıkı Teyzeyi,
  • Düğün yemeğini (etli pilavı ve fasulye tırşiğini), bayram kılorunu,
  • Her evin toprak gömme doolabında tiril tiril duran misafir yataklarını,
  • Berber Haci’yi, Kahveci Hemi Cımo’yu, Terzi Ahmet’i…

 

Kısacası eski Samsat’ın taşını, toprağını, canlı cansız her ama her şeyini…Nasıl unutulur

ki?.. Adı geçenlerden aramızdan ayrılanları rahmetle anıyor ve hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: