16 Mart 2015 Pazartesi, 09:12
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Ülkemizin Başına Açılabilecek Handikapları Aşmak

Ülkemizin Başına Açılabilecek Handikapları Aşmak   Ülkemizde peş peşe bir kısım olaylar cereyan ediyor. Bu olaylar fasit bir daire gibi birbirlerini destekliyor. Ve bu olayların meydana gelmesiyle, mevcut olanlar da köpürtülüyor. Her gün gerilim üstüne gerilim. Meseleleri abartmak isteyenler biraz daha abartıyor. Aslında dünyanın hiçbir yerinde hiçbir kimse gerilimden yararlanmadığı ve gerilimin hiçbir işe yaramadığı […]

Ülkemizin Başına Açılabilecek Handikapları Aşmak

 

Ülkemizde peş peşe bir kısım olaylar cereyan ediyor. Bu olaylar fasit bir daire gibi birbirlerini destekliyor. Ve bu olayların meydana gelmesiyle, mevcut olanlar da köpürtülüyor. Her gün gerilim üstüne gerilim. Meseleleri abartmak isteyenler biraz daha abartıyor.

Aslında dünyanın hiçbir yerinde hiçbir kimse gerilimden yararlanmadığı ve gerilimin hiçbir işe yaramadığı bilinmektedir. Gerilimin bizim için de hiçbir işe yaramayacağı kesindir. Zira gerilim içinde olan insanların mantıkları daima muhakemelerinin önünde olur.Bu da onları sürekli taarruz ve tasallutların ağına çeker. Şahıslar şahıslarla, düşünceler düşüncelerle kavga eder durur. Böylece meydanı kimsenin yararlanamayacağı düşünceler kaplar. Buna düşünce denmez belki düşüncenin kırıntıları demek daha doğru olur. Bir yönüyle düşünceler hep çatışır, heyecanlar hep yüksek cereyan eder, fakat işe yarar hiçbir şey ortaya konamaz. Akl-ı selim fikir üretilemez, strateji üretilemez, bu dar ve kısır döngü böyle devam eder gider.

Oysa bizim gibi 600 küsur sene dünyaya hükmeden ülkelerin bu kısır döngüye karşı bir doğurgan döngü, yani hayır doğurma, iyiliğin iyilik doğurması, güzelliğin güzellik doğurması gibi bir hayırlı döngü üretmesi gerekir. İşte o zaman belki bu espriden hareketle ülkede gerçekten çağın ve çağların aşılması hadisesini gerçekleştirebiliriz.

Ülkemizin genel manzarası maalesef içeriden ve dışarıdan devlete ve aydınlara karşı itimat sarsıntısı Türkiye’ye çık pahalıya mal olmuştur. Doğrudan doğruya ilgisi görülmezse bile en başta ticarî hayatımıza ve ekonomimize etki etmiştir, sosyal ve siyasal hayatımıza etki etmiştir. Bu kısır çekişmeler yüzünden, maddinin yanında manevisiyle değerlendirilirse, zannediyorum Ülkemiz büyük kayıplara uğramıştır. Bu açıdan gerilimin yararı hiç olmamıştır. Bir an önce herkese ve her kesime görev düşüyor. Kendilerine görev düşen insanlar, ne yapıp yapıp bu gerilimin havasını almalı, indirmeli ve Türkiye’de akl-ı selimi, salim düşünceyi hakim kılmaya çalışmalı. Bizde şu ana kadar yapılan şey; içimizde olan olumsuz şeyler karşısında mazeret ararız.

Geçmiş dönemlerde bir kısım handikaplar karşısında hep karşı tarafı suçlamakla mazeret aranmış. Provake edilecek pek çok insanın bulunması ayrı bir dert ve ızdırap. İki şey var, iki şey buluşuyor: Dış kendine düşeni yapıyor. İçte bir kısım düşünmeyen insanlar bu stratejilere alet ediliyorlar. Ülkemizin başına gaileler açabiliyorlar. Bu kişiler çok azınlıktır. Teşhis ve tespit edilip üzerlerine gidilirse ancak sesleri kesilebilir.

İslam, Kur’an ve sünnetten alınarak tanımı gayet açık olarak ortaya konmuştur. O, bir prensipler bütünü olması hasebiyle de aynı zamanda bir nizamdır. Din, kısa bir özet olarak, insanları kendi ihtiyaçlarıyla mutlak hayra sevketmek, Yüce Yaratıcı tarafından konulmuş prensipler, disiplinler mecmuasıdır şeklinde ifade ediliyor. İslam nedir diye tarif edilince teslim olma, ve aynı zamanda herkese selamet vaad etmedir. Güvenin ve selametin temsilcisi olan İslamiyet, ıstilahî manada dinin tanımıyla tanımlanmıştır. Kur’anda din kavramı bir çok yerde geçer. Aynı zamanda din kelimesiyle ahiret konusu da vurgulandığından dinin önemli iki rüknüne dikkat çekilmiş, Kur’an , “Allah din olarak islam’dan hoşnut oldu. Allah kitabında size Müslüman ismini koydu” der. Sünnette de, “Müslümanın elinden dilinden zarar gelmez. Elinden dilinden herkesin emin olduğu, herkese güven vaad eden insan mümindir.” Tarifiyle bize sunulan imandan ve böyle bir imanı yaşayan bir insandan zarar gelmesi söz konusu değildir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: