Son Dakika
18 Ekim 2017 Çarşamba
24 Mayıs 2017 Çarşamba, 08:58
Mehmet Koç
Mehmet Koç [email protected] Tüm Yazılar

ÜÇ MAYMUNla hayatı geçirmek…

ÜÇ MAYMUNla hayatı geçirmek…   Geçen geçiyor ve umursanmayan hayatlar göçüp gidiyor. Üç maymunların cirit attığı insanlığımızın yirmi birinci asrında şaşıp kalmaktayız hayata. Üç maymun, milyonlarca beyin hücresine karşı! Duyma! Duydukça için içini yer sonra. Kıvranır durursun. Kimi zaman acı çeker kimi zaman iğrenirsin. Duymak istemediğin o kadar çok şeye tanık olursun ki kendinden bile […]

ÜÇ MAYMUNla hayatı geçirmek…

 

Geçen geçiyor ve umursanmayan hayatlar göçüp gidiyor. Üç maymunların cirit attığı insanlığımızın yirmi birinci asrında şaşıp kalmaktayız hayata. Üç maymun, milyonlarca beyin hücresine karşı!

Duyma! Duydukça için içini yer sonra. Kıvranır durursun. Kimi zaman acı çeker kimi zaman iğrenirsin. Duymak istemediğin o kadar çok şeye tanık olursun ki kendinden bile utanırsın. Hatta insanlığını sorgularsın. Nefret edersin kendinden. İşittiklerin yutkundursa da seni; artık maymunlaşmışsındır dönemezsin geri!

Görme! Gördükçe çarpıntın artar. Gözlerin fal taşı gibi olur, büyür, parlar. İnanılamayacak şey dahi olsa gördüklerin, perde iner önüne aniden. Kalp atışların hızlanır. Ellerin ayazdaymışsın gibi tir tir titrer. Saçların ürkek kemancı gibi tın tın eder. Ayakların gerisin geri itekler seni. Gözler, beynindeki resmi silmek ister. Ama nafile gördün bir kere. Sen yine de ateşi körükle. Yan ey deli dumrul! Yan ve gömül nesline. Maymunlaşmanın ağır zifirinde kal!

Sus! Sus ey sevdalı hayat! Düşünme, konuşma, sorgulama! Senden iyisi yok bu hayatta. Dağlar, denizler, ovalar… kırlar, bayırlar, ağaçlar.. hiç biri suskun olmasa da sen sus bu doğada. En hızlı, en iri, en şirin canlı olduğuna kan ve kanmaya devam et. Gördüklerine karşı, duyduklarına karşı SUS! Sus ki; yer, gök gürlesin. Üçüncü cehalet yalnız kalmasın. Maymunlar bize kızmasın ama biz susalım!

Ne korkunç ki, hayatın dayanılmaz ağırlığında korku-cesaret her daim savaş halinde. Zulüm ile mazlum da öyle. Ezen ve ezilen de! Kitaplar, çekilen filmler ve oynanan tüm oyunlarda baskı görenlere acıma ve onun yanında yer alma duygusu depreşir insanın içinde. Yönetmenler, filmlerinde ezdikleri karakterleriyle seyirciyi  filme bağlarlar. Sonra da seyirciyi gözyaşlarına boğarlar. Filmde ezilenden yana göz yaşı döken ve mağdura yakın duran izleyiciler, çıkışta ise bambaşka bir kişiliğe dönerler.

Kitaplarda da böyledir. Çatışmalar, kavgalar, baskılarla geçen hikâyelerin sonunda, roman karakterleri bir yerlerde ezilenleri güçlü kılar, baskı kuranlara başkaldırtır. Adalet ve eşitliğin ne denli kıymetli olduğu işlenir. İnsanlık için en mutlu olan şeyin kardeşçe yaşam olabileceği yazılır. Kimi zaman ise bozulan insani ilişkilerin dinler sayesinde hidayete ereceği belirtilir. Ama hayat akmaz hiç böyle. Her şey tersine işler.

Tüm dinler eşitlik, adalet ve hoşgörülü olmanın erdeminden bahseder. Hahamlar, imamlar, şeyhler, papazlar, hacılar, hocalar, dedeler…

Dört kitap aynı pencereden farklı peygamberlerle aynı dili yazar. Barış ve kardeşliğe çağırır tüm insanlığı. Bakara Suresi 208. Ayetinde “Ey iman edenler, hepiniz topluca “barış ve güvenliğe” (Silm’e, İslam’a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.” yazmaktadır.

Ne hikmettir ki dünyada başka başka dinler ve başka başka diller de mevcut ve başka başka milliyetler de. Ama sanırız ki tek biz varız bu dünyada ve sadece bizimdir her şey. Yine de üç maymun gibi yaşarız hiç ölmeyecekmiş gibi ve hep yaşayacakmış gibi.

Ne güzel söylemiş ve ne güzel yazmışlar filozoflar. Düşünmeye, yaşamaya, sevdaya dair yol göstermişler birer birer. Kültürlerin imbiğinden süzülüp gelen binlerce beyit, dize, özlü söz, deyim, tekerleme, mani, hikaye, masal vs…

Oku! Üç maymuna inatla hem de. Oku ki kendin olasın. Oku ki benliğinle tanışasın. Oku ki insanlığa ışık saçasın. Oku ki görmediğini göresin. Duymadığını işitesin. Söylemediğini dillendirebilesin. Cesaretin çoğalsın. Korku cehenneminden kurtulup, cesaret cennetine ulaşabilesin. İnsanlığın rahat bir nefes alabilsin.

Üç maymunlu günlerin tiyatrasından kurtulmadan, yaşamın huzurla dolmasını beklemek mümkün olmasa gerek. Milyonlarca yıldan beri insanlığın hayat bulduğu dünyanın sulha evrilmesi de zulme dönüşmesi de ne yazık ki senin elinde.

Yaşadıklarımızın farkında ol!

Görmezlikten gelme!  Duymazlığa vurma!  Sessiz kalma!

İnsanca bir yaşam için ve huzurlu bir iklim için sevgiyle yaklaş kendine. Hoşgörünü yitirme, kardeşçe dokun komşuna, dostuna, çevrene.

Çünkü bu yaşam sadece ve sadece bir tane! Yazık etme kendine. Yazık etmesin kimse kimseninkine… Geçmez hayat üç maymunu oynamakla!..

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: