Son Dakika
20 Ekim 2017 Cuma
23 Eylül 2014 Salı, 02:23

Türkiye’nin IŞID’le imtihanı Türkiye IŞID’ın elindeki 49 rehinenin kurtarılmasıyla derin bir nefes aldı. Batılı rehinelerin militanlarca vahşice kesilme görüntülerinin yayınlandığı bir dönemde rehinelerimizin kurtarılması büyük bir başarıdır.  Bu başarı Türkiye’nin son dönemdeki Ortadoğu politikalarının bir ürünüdür.  Türkiye IŞİD’e karşı operasyon için ABD ve batı ülkeleriyle birlikte hareket edeceğini açıklasaydı bugün herhalde bizim rehinelerinde öldürülme görüntülerini […]

Türkiye’nin IŞID’le imtihanı

Türkiye IŞID’ın elindeki 49 rehinenin kurtarılmasıyla derin bir nefes aldı. Batılı rehinelerin militanlarca vahşice kesilme görüntülerinin yayınlandığı bir dönemde rehinelerimizin kurtarılması büyük bir başarıdır.  Bu başarı Türkiye’nin son dönemdeki Ortadoğu politikalarının bir ürünüdür.  Türkiye IŞİD’e karşı operasyon için ABD ve batı ülkeleriyle birlikte hareket edeceğini açıklasaydı bugün herhalde bizim rehinelerinde öldürülme görüntülerini izliyor olacaktık.

IŞID denen örgüt bugün bile kökeni, ideolojisi, kurucuları, lider kadroları, kimler tarafından kullanıldığı tam olarak anlaşılabilmiş değil. Bu konuda çok sayıda görüşler mevcut. Bilinen bir şey var ki Suriye iç savaşı ile ortaya çıkan, son dönemde Irak ve Suriye topraklarında İslam devleti kurarak halifelik iddia eden, kendinden başka herkesi düşman ilan edip acımasızca kurşuna dizen veya kelle koparan ve bu görüntüleri de dünyaya servis etmekten çekinmeyen bir organizasyon var.

ABD-batı bile bu yapı ile mücadeleyi uzun yıllara yaydığından, peşmerge, Irak ordusu ve kuzey Suriye’de PYD ile çatışmalarından ve ilerleyişinden bu örgütün kazandığı silah ve insan sayısını anlayabiliyoruz.  IŞID Ortadoğu’nun ve dünyanın gündemine tamamen oturmuş durumda.

Kuruluşunda Suriye’de Esed yönetimi ile olan iç savaşın, Irak’taki Maliki yönetiminin mezhepçi baskıları etkili olmuşsa da son üç yıldır devam eden CIA programı, Suriye ve Irak üzerinde sürekli uçan insansız hava araçlarına rağmen ABD’nin IŞID hareketini beklemiyor olması inandırıcı değildir. Nitekim batılı yazarların kaynak göstererek yaptıkları yorumlarında ABD, Arabistan ve İsrail’in bölgede mezhep savaşları çıkarma niyetleri açıklanmıştır. Bu aşırı uçlu mezhepçilerin El-kaide’ye yakın veya bizzat El-kaide olabileceğini bu yorumlardan görüyoruz.

Türkiye’ye bir taraftan IŞID’e destek çıkıyor iddialarıyla baskı kurulmaya çalışılırken bir yandan da IŞID ile savaşmak için Türkiye’den askeri destek istenmektedir. Türkiye bu istekleri rehinelerden dolayı geri çevirmiştir. Peki rehineler kurtarıldığına göre Türkiye bu desteği verecek mi? Ortadoğu’da bu savaşı içine sürüklenecek mi?

Elbette destek vermemelidir. Vermeyecektir de. Oynanan oyun ayan beyan ortada. Bölgede bi türlü savaşa sürüklenmeyen Türkiye’nin, başına bu yolla bela açabilir miyiz derdinde sevgili dostlarımız! Ayrıca IŞID’e destek veriyor yaygaralarıyla Türkiye’nin varsa iletişim kanallarını kapatmaya çalışılmaktadır. Bu yolla manüplasyon kolay olsun. Kendilerinin istediği şekle bürünsün. Kendi amaçlarına hizmet eden örgüt halinde devam etsin.

Türkiye Suriye ve Mısır’daki olaylar yüzünden bu ülke yönetimleriyle keskin bir biçimde ilişkilerini kesti ve karşı pozisyon aldı. Bu gün gelinen noktada acaba ilişkiler bu denli koparılmasaydı yaşanan çatışmalarda arabuluculuk, yumuşama mümkün olur muydu? Mağdur halk bu denli yalnız bırakılır mıdı? Mülteciler konusunda daha nefes alır bir noktada olabilir miydik?…yaşanan süreçler hiç şüphesiz yeni tecrübeler kazandırmıştır.

Aynı şekilde daha önceleri Kuzey Irak Kürt yönetimi Türkiye’nin kırmızı çizgileri iken, gerek içeride PKK terörü gerekse de bölgede gelişen olaylar Türkiye’nin kontrolü dışında şekillenirken, bu yönetimlerle geliştirilen ilişkiler sayesinde ekonomik ve barış ortamının canlanması gerçekleşmiştir. Türkiye otuz yıldır çatıştığı PKK ve lider kadrosu ile yaptığı görüşmeler neticesinde örgüt kontrol altına alınmış, çözüm sürecine girilmiştir.

IŞID bölge ülkelerinin bazıları ve batılı ülkeler tarafından çok maksatlı olarak kullanılmaktadır. Batılı ülkeler IŞID’i ikinci bir 11 Eylül gibi kullanmaktalar.  IŞID en büyük zararı İslam’a vermektedir. İslam’ın vahşi,  acımasız terörist bir din olarak algılanmasına yol açarak islamofobianın büyümesine yol açmaktadır. Bölgede sayısız etnik ve mezhep savaşlarının devamı, yeni devletciklerin kurulması için kullanılmaktadır.

Türkiye burnunun dibinde olan ve kendini her alanda ilgilendiren olaylarda ilgisiz kalmaz. Yalnız IŞID değil, yalnız sunni gruplar da değil, diğer tüm mezhep ve etnik gruplarla bırakın çatışmayı, iletişimler kurup onları yönlendirebilmeli. Bu, hem Türkiye’nin çıkarları hem de Ortadoğu’nun barışı için gereklidir.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: