Son Dakika
16 Ekim 2017 Pazartesi
16 Aralık 2014 Salı, 10:21

TOKİ Yolu Düz Gider Önce Kerkişin’di, sonra Esentepe oldu, daha sonra TOKİ olarak anılmaya başlandı. Çünkü devlet, oraya küçük bir şehir sayılabilecek toplu konut blokları dikti. İki yüzlerle anılan mahallenin nüfusu bir anda üç bin, dört binlerle ifade edilmeye başlandı. Resmi adı Esentepe Caddesi olan (TOKİ Yolu) yol, trafik yoğunluğundaki artışa rağmen geçen sürelerde hep […]

TOKİ Yolu Düz Gider

Önce Kerkişin’di, sonra Esentepe oldu, daha sonra TOKİ olarak anılmaya başlandı. Çünkü devlet, oraya küçük bir şehir sayılabilecek toplu konut blokları dikti. İki yüzlerle anılan mahallenin nüfusu bir anda üç bin, dört binlerle ifade edilmeye başlandı.

Resmi adı Esentepe Caddesi olan (TOKİ Yolu) yol, trafik yoğunluğundaki artışa rağmen geçen sürelerde hep aynı kaldı. Herhangi bir genişletme veya kaldırım çalışması yapılmadı. En azından birileri buna gerek duymadı.

Günlerden bir gün Adıyaman Milli Eğitim Müdürlüğü Anadolu Öğretmen Lisesinin (şimdiki adı Esentepe Lisesi) bulunduğu bölgeye okul yapma kararı aldı. 2009 yılında Fen Lisesi, 2012 Yılında Güzel Sanatlar ve ek olarak Spor Lisesi, 2014 yılında Şirinler Anaokulu açıldı. Yapımı 2015’te bitecek olan Bilim ve Sanat Okulu da çok yakında bölgedeki eğitim kurumları listesine eklenecek. TOKİ nüfusu ve okullar ile birlikte yolun trafiği öylesine arttı ki yoğunluktan bazen araçlar birbirine yol vermek için durmak zorunda kalıyor, özellikle de sabah saatlerinde. Öğrenci servisleri, işçi servisleri, kurum araçları, makam araçları, özel araçlar… Herkes bir telaşla işe yetişmeye çalışıyor. Bir de bunlara, kaldırım olmadığından araç yolunda yürümek zorunda kalan öğrencileri eklemeyi unutmayın. Özellikle yağışlı günlerde yol kenarları çamurlu olduğundan öğrenciler taşıt yolunda yürümek zorunda kalıyorlar. Hele bisiklet ile gelip gidenleri hiç saymıyorum. Bir kazanın olması an meselesi. Gerçi bizde önce olay yaşanır, sonra gerekli tedbirler alınır.

Belediye Başkanının bir an önce olaya el atması ve gerekli çalışmaları başlatmasını bekliyorum. Allah korusun meydana gelecek bir kazada olası can kayıplarının vebalini kim üstlenecek?

*****

Gıda Savaşları

Yıl 2050, Beşinci Dünya Savaşı çıktı. Sebep: Gıda yetersizliği.

Yaklaşık yedi milyar insanın yaşadığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu insanlardan ortalama bir buçuk milyarı aç ya da açlık sınırında bulunmaktadır. Bunun en önemli sebebi, yetersiz gıda üretimi ve adaletsiz dağılımdır.

Yeterli ve dengeli beslenme sorunu bugün olduğu gibi, gelecekte de dünya ülkelerinin en önemli sorunlarının başında gelecektir. Bu nedenle, besin maddesi üretimi yönünden kendine yeterli, dış satım yapabilecek üretim fazlasına sahip olan ülkeler, aynı zamanda sanayileşmelerini de geliştirerek dünya ekonomisinde söz sahibi olabileceklerdir. Artan dünya nüfusu, tarım alanlarındaki daralmalar ve yanlış tarımsal uygulamalar, gelişmiş ülkelerin gıda maddelerini stratejik amaçlı kullanmaları ve küresel iklim değişiklikleri gibi etkenler, tarımsal üretimin önemini daha çok artıracaktır.

Gezegenimizde doğal kaynakların harcanması açısından en büyük sorumlulardan birisi tarımdır. Tarım uygulamaları her yıl büyük değerlerde humusu yok ediyor, kıtaların yer altı rezervlerini tüketiyor. Günümüz tarımında yenilebilir kaynakların yenilenme oranlarından çok daha büyük bir hızla kullanılması ve kaynakların yenilenmesi için yeterince çaba gösterilmemesi nedeniyle, tarımın kaynakları hızla azalmaktadır. Kaynakların elli yıldır aşırı derecede kullanılması sonucunda pek çok bölgede doğal rezervler tükenmeye başladı.

Nüfus artışının yanı sıra görülecek olan kentleşme ve gelir artışı gıda talebinde daha büyük bir patlama yaşanmasına neden olacak uzmanlar önümüzdeki 25 yıl içinde gıda talebinin tüm dünyada yaklaşık %64 ve gelişmekte olan ülkelerde neredeyse % 100 oranlarında artacağını tahmin ediyorlar. Dünya gıda tedarikinin sıkılaştığı bu dönemde, gıda üretim yeteneği, giderek yeni bir jeopolitik manivela şeklini alıyor.

İklim Değişiklikleri Uluslararası Paneli’nin (IPCC) raporuna göre sel ve kuraklık nedeniyle 20 yıl içerisinde gıda fiyatları yüzde 80 artacak. Ayrıca yüksek verimli tarım alanlarının yüzde 25’i yok olacak.

Ülkemiz gibi sanayi mi, tarım mı, gibi sorulara henüz tam bir cevap verememiş ülkeler gelecekte besin sıkıntısı çekeceklerdir. Sürdürülebilir bir tarım politikasının acilen uygulamaya konması gerekmektedir. Son yüzyıl da çok fazla çeşitlenen gıda ihtiyacı birçok ülkede doğru algılanmış ve uygun politikalar geliştirilmiştir. Bu gün İsrail gibi çok az toprak parçasına sahip ülkeler özellikle tohum üretiminde söz sahibi olmuştur. Gelirlerinin büyük bir kısmını tohum ihracatı oluşturmaktadır.

Günümüzde yaşananlar bizi bekleyen felaketin boyutlarını kavrayabilmemiz için yeterlidir.

Petrol rezervlerini yitiren bir medeniyet, varlığını sürdürebilir; ancak toprak rezervlerini kaybeden yok olur… Tüm dünya olarak; ya savaşacağız, ya da sürdürülebilir bir gıda üretim programı yapacağız. Başka bir çaresi yok.

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: