Son Dakika
14 Aralık 2017 Perşembe
20 Kasım 2014 Perşembe, 09:38
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

Teşkilat seçimleri iptal edilmeli

Naif Karabatak

 

Teşkilat seçimleri iptal edilmeli

 

Her siyasi partinin il ve ilçelerde teşkilatları var ve belli aralıklarla teşkilat seçimi yapılır, il ve ilçe başkanı, yönetim kurulu, denetim kurulu gibi organlar belirlenir. Yine gençlik ve kadın kolları için de seçim yapılır.

Bu seçimi yapacak, delegeler de “seçimle” belirlenir.

Sonra genel merkez delegesi olanlar, genel merkez seçimlerine katılarak, genel başkanı belirlerler…

Görüntüde çok demokratik bir sistem…

Tabandan, tavana doğru bir seçim var.

Bir partiye gönül verenler, önce delege olmak için yarışıyor, sonra yönetimlerde yer almak için ve sonra da teşkilatın başında görev yapmak için…

Kim bilir, belki genel merkezde bile görev alan çıkar, MKYK veya genel başkan…

Demokrasi dediğin de zaten böyle bir şey…

Fırsat eşitliği desen var, milletin iradesi desen o da var…

Kazın ayağı öyle değil elbet…

BU görüntüde böyle…

Yani kâğıt üzerinde…

Dostlar bizi seçimde görsün, bu ne coşku, bu ne heyecan, bu ne demokrasi desin…

Parti içi demokrasi tıkır tıkır işleten siyasi partiler, bu defa ülkede demokrasi işletmeye kalkar ve ne olursa o zaman olur.

Çünkü demokrasi kültürüne sahip olmayan, bunu özümsemeyen, hayatına tatbik etmeyenler, ülkede demokrasiyi işletemezler.

***

Hiç ayrım yapmıyorum, bütün siyasi partilerde teşkilat başkanları “atama” yoluyla belirlenir…

Sonra atanan isim, delegelerin oyunu almak için genel kurula gider…

Başka oy verecek olmadığından “tek bir oy” dahi alsa seçimi kazanmış olur.

Yönetim de önceden belirlenir…

Bir liste yapılır, genel merkezin onayına sunulur.

Veya adayı o zahmete sokmayı gereksiz bulan genel merkez, listeyi de kendisi yapar.

Seçilen teşkilat başkanı, önce delegeleri sağlama almak için “Temizlik Harekâtı” başlatır ve kendisine yakın olan, eşini, dostunu, kızını, oğlunu “kendini seçecek organ” olarak belirler…

Ve böylece taban sağlama alınış olur…

Tavan için de “iyi ilişki kurmak” ve “her denileni eksiksiz yapmak” kalıyor…

Böylece parti içi demokrasiyi sonuna kadar işleten partimiz, ülkede demokrasiyi işletme hakkına da sahip oluyor.

Ne kadar güzel değil mi?

Böyle demokrasi anlayışını kabul etmek, demokrasinin kendisine ihanettir.

Ama ne yazık ki, ülkemizde bütün siyasi partiler, aynı yolu izliyor.

Uzun süre il başkanları “atama” yoluyla görev yapıyor. İlçe başkanları da aynı şekilde genel merkez tarafından atanıyor.

Yasal olarak genel kurul yapmaları gerektiği “son tarih”te ise “atanan aday” seçime giriyor.

Ne kavga oluyor, ne döğüş…

İtiraz eden yok, acımasızca politikaları eleştiren yok.

Teşkilatın “usulsüzlükleri” varsa dahi genel kurulda bunun gündeme gelmesi, onanmaması mümkün değil…

O zaman kim, kimi kanırıyor?

Siyasi partiler yasasına göre zorunlu olan genel kurulu yapan siyasi partiler, aslında ortada bir genel kurul olmadığını biliyor.

Bunu partililer de biliyor.

Teşkilat başkanları da bunun farkında…

Yönetim kurulu üyeleri de biliyor.

Milletvekilleri bizzat işin içinde…

Oy kullanan delege de işin bilincinde…

Yani herkes üstlendiği görevin “sahte kongre yapmak” olduğunu biliyor.

Herkes oyun oynuyor, herkes yasaları çiğniyor ve halkı kandırıyor.

Sonra da demokrasiden, seçimlerden, halkın iradesinden dem vuruyorlar.

Yahu, niye bu kadar zahmete giriyorsunuz.

Niye o kadar masraf yapıyorsunuz.

Niye milleti meşgul ediyorsunuz…

Siyasi Partiler yasasını değiştirin, olsun bitsin…

Haklısınız da, bunu kimse yadırgamaz.

Her genel başkan, kendisini, “ekibini” kurmak ve “kendisine oy vereni belirlemek”  zorunda hisseder.

Doğal kabul edilir bu…

İl ve ilçe teşkilat başkanları da “ekibini” ve “kendisine oy verecek olanı” belirlemesi gerektiğine inanır.

Yine söylüyorum, haklısınız…

O zaman niye bütün bir milleti kandırıyorsunuz; değiştirin siyasi partiler yasasını, “Teşkilat başkanları ve teşkilat organları genel başkan tarafından belirlenir” deyin, olsun bitsin.

Kanun teklifi de benden; metnini yazayım, yürekli bir vekil çaksın imzayı!

 

Tweetimden seçmeler

“Tek adayımız bu, buyurun seçin” demek anti demokratiktir. Bu tarz bir seçimi hangi parti yapıyorsa o partinin demokrasi kültürü sıfırdır.

 

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: