17 Nisan 2017 Pazartesi, 10:38

TERBİYE( ETMEK)

 Terbiye  sözcüğü, Arapçadaki “büyüme, gelişme„ anlamına gelen “rübüv„  kökünden gelir. Değişik anlamları da şunlardır: Bir nesneyi beslemek, geliştirmek, büyütmek ve çoğaltmak.  Bilgi saygı ve edep öğretmek.  İyi ahlak, nezaket ve görgü ile donatmak. Allahın emirlerine itaat etmeyi, hem mânen hem de madden yükselmeyi öğreterek kemale erdirmek.

Genel  anlamıyla  düşünüldüğünde bitkilerin, hayvanların, bazı gıda maddelerinin, bir takım yiyeceklerin  istendiği gibi olması  için de  “terbiye etme„ye ihtiyaç duyulduğunu  görürüz. Ancak biz; terbiye kavramını aklımıza ilk gelen anlamıyla “insan terbiyesi„ olarak ele alıp biraz detaylandırmak istiyoruz. Bu  anlamdaki  ilk ve en büyük terbiyeci, Rabb’imizdir.  Bizi yoktan var eden, en şerefli varlık olmayı bağışlayan Rabb’imiz, elbette en güzel erdemlerle donanmamızı da istemiş ve gerçekleştirmiştir. Bunuda iki şekilde yapmıştır:

  1. İndirdiği hak kitaplarla
  2. Gönderdiği peygamberler vasıtasıyla.

Evet; demek ki hem semavî kitapların hem de  peygamberlerin amacı; insanları terbiye etmek, eğitmektir. Allah’ın emir ve yasaklarını bildirerek  onların iyi bir insan, mükemmel  bir kul olmasını sağlamaktır.

Kavramı güncel anlamıyla düşünüp sosyal hayata baktığımızda terbiye etme işini  yapan  bir çok terbiyeci ile karşılaşırız. Ailede ebeveynler, iş yerinde işverenler, amirler, üstler; okullarda öğretmenler… gibi.  Saydığımız bu  etkili  ve  yetkililer; maiyetindekilerin eğitiminden, yetişmelerinden, iyi ve örnek bir insan olmalarından sorumludurlar.

Kültürümüzde, sosyal yapımızda ilk terbiye merkezi ailedir. İlk ve en önemli eğitim okulu  ailedir. Anne, baba ve diğer büyüklerin eğitimi  sayesinde çocuklar millî ve dinî değerlerimizle donatılır, yoğrulur ve şekillendirilir. Onlara ahlakî değerlerimiz, millî gelenek ve göreneklerimiz, sevgi, saygı, görgü, edep ve  âdâp  gibi  erdemler  yavaş  yavaş, özümsetilerek  verilir;  yerli   ve millî  olmaları  sağlanır. Yüce dinimizde de “Aile Terbiyesi„ şu hadisle ne güzel vurgulanmıştır: “Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha iyi bir hediye veremez.„ Keza; şu güzel öz deyişler de terbiyenin anlam ve önemini çok güzel vurgulamakta:

  • “Terbiye, ana kucağında başlar.„
  • “Terbiyenin sırrı, çocuğa saygı ile başlar.„

Atalarımız;  “Ağaç yaşken eğilir.„  diyerek,  terbiyenin zamanlamasına gayet güzel işaret etmişlerdir. Tertemiz, pırıl pırıl olan çocuklar ve gençlerin küçük yaşlarda daha güzel,  daha kolay, daha sağlıklı terbiye edilebileceklerini vurgulamışlardır.

Kur’an ve sünnet ölçüleri içinde millî ve manevî değerlerimizle terbiye edilip yetiştirilen insanlar; aranan, amaçlanan  örnek insanlardır. Bunlar; ailesine, vatanına, milletine, devletine, bayrağına bağlı erdemli kişilerdir. Biz; kalübeladan beri böyle bir milletin, böylesi ataların torunları olmakla hep gurur duyduk, hep duyacağız. Müslümanlığımız ve Türklüğümüz  bize bunu emrediyor, bizden bunu istiyor.

Burada terbiyecilere(mürebbilere) çok büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Ebeveynler çocukları, öğretmenler öğrencileri, işverenler işçileri, amirler memurları, üstler astları  eğitirken şu hususlara  çok dikkat etmek zorundadırlar:

  1. Karşımızdakini sevmek, saymak. Onun bir değer olduğunu bilmek ve ciddiye almak.
  2. Vereceği erdemleri, davranışları önce kendi benliğinde yaşatmak ve özümsemiş olmak. Sözden ziyade hâl ve hareketleriyle, davranışlarıyla örnek olmak.
  3. Terbiye esnasında kullandığı materyalin(aletlerin) tam, uygun ve yerinde olmasına dikkat etmek. Atalarımız; az, yetersiz aletlerle iyi bir eğitimin olamayacağını şu veciz ifadeyle ne güzel dile getirmişler: “Kem-âletle kemâlat  „ Evet; demek ki  eğitim  için materyaliniz (kitap, müfredat, malzeme vb) eksik ve yetersiz ise bir kemâlat (bilgi ve ahlâk bakımından olgunlaşma) sağlayamazsınız. Bu işle uğraşan bakanlığımızın başına “Milli„ kelimesinin  getirilmiş olması da bu ihtiyaçtan olsa gerek.

 

Sonuç olarak şunu söylemek mümkün:  Terbiyeli  insan,  hem yüce Allah’ın  hem de millet  olarak hepimizin arzulayıp istediği insandır. Kalkınmamız, çağdaş uygarlık düzeyinin  üstüne çıkmamız, vatanımız, milletimiz, bayrağımız, devletimiz için böylesi insanlara ihtiyacımız vardır. Terbiyeli insan, kendini bilendir. Kendini bilen, görev ve sorumluluğunun bilincinde olandır. Bu bilinçte olan, çalışkan ve vatanseverdir. Ne mutlu böyle olanlara! Ne mutlu adam gibi adam olanlara! Ne mutlu, başkalarının terbiyesizliğine karşı en emin silah olarak kendi terbiyesini kullananlara!..

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: