12 Temmuz 2016 Salı, 08:08
Zeynel Karataş
Zeynel Karataş [email protected] Tüm Yazılar

TEOG VE LİSLERDE TERCİH SENDORUMU

TEOG VE LİSLERDE TERCİH SENDORUMU

Orta öğretime geçiş için kurgulanan sınav silsilesi; Fen ve Anadolu Liselerine geçiş sınavlarından, LGS, OKS, SBS ve en son TEOG sınav ı olarak bir kronoloji kazanmıştır. Bu sınavların amaç ve hedefleri aynı olsa da aralarında nüans farkları vardı. Tüm 8. sınıf öğrencilerin girmek zorunda bırakıldığı 2016 TEOG sınavına 1 milyon 168 bin 48 kişi katıldı. Bunlardan 987 tanesi tüm derslerden ful çekti. Sonrası; tercihlere dayalı seçilmiş liseler ve çoğunluğun istemediği bir süreç…Yazımızın amacı TEOG istatistiklerini ele almak değildir.

Türkiye’de akademik eğitim, mesleki eğitim, dini eğitim, güzel sanatlar ve spor eğitimi olmak üzere farklı alanlarda orta öğretim programları işlenmektedir. Güzel sanatlar ve Spor liseleri hariç olmak üzere; TEOG denilen sınav, bu alanların tamamına mucizevi (!) bir şekilde uygun öğrenci seçerek yerleştirmektedir. Akademik eğitim düzeyini ölçen TEOG, en iyi öğrencileri Fen Liselerine gönderirken en zayıf öğrenciler mesleki ve dini eğitim yapan okullara mecbur bırakmaktadır.

Bu ve benzeri sınavlar akademik seviye ölçer gibi görünmektedir. Ancak gerçek böyle değildir. Sınav süresini doğru kullanma, okuduğunu doğru anlama, sınav sorularında kullanılan dile alışık olma, sınav ortamının uyum ve uygunluğu, zihinsel olarak farklı branş derslerini kabulleniş, duygusal yönde kişisel hazır bulunuşluk gibi farklı yönlerden de sınav belirleyici olmaktadır. Bilinçli aile ve okullar, sınav başarısını etkileyen bu bileşenlerin farkındadır. Bu aile ve okullarda, alınmış tedbirler ve planlarla öğrenci okula başlar.

Sosyo-ekonomik düzey farkının bölge, yerleşim alanı (köy-kent…) ve ailelere göre değiştiği gerçekliği, sınavı adil/eşit olmayan bir konum kazandırtmaktadır. Sosyo-ekonomik düzeyin yeterli olduğu ortamlar, öğretimin işleyişini kolaylaştırmakta, sürecin planlı yürütülmesini sağlamaktadır. Sosyo-ekonomik yapı öğrencinin zihinsel meşguliyetinde ki çeşitliliği de etkilemektedir. Öğrencinin başarısında; düşünce dünyasındaki kendini aşan sorunlara değil, sadece öğretim başarısına odaklanması önemli bir etkendir.

Öğrencilerin sınav sonuç puanları, tercihlerin belirlenmesinde tek kriter gibi görünmektedir. Aileler öğrencilerin kişisel özelliklerini yok sayarak okul avına çıkmaktadırlar. En iyi öğrenciler Fen Liselerine, iyi öğrenciler birinci kalite Anadolu Liselerine, orta düzey öğrenciler sağlık meslek liseleri ve diğer okullara dağılmaktadırlar. Öğrencilerin kahir çoğunluğu sıradan (?) kabul edilmiş okullara yerleşmektedir.

Gelişmiş ülkelerde; öğrencilerin liselere dağılımı, bilimsel/yeteneğe dayalı kriterler üzerine kurgulanmıştır. Öğrencilerin olmaları gerektiği liselerde okumaları, ülkede beyin kaybını ta başta önlemektedir. Bu ülkelerde liselerin % 65-85’i mesleki ve teknik okullardan oluşmaktadır. Öğrenciler mesleki ve teknik okullarda teorik eğitimlerini alırken işin uygulama sahasında yetişmektedirler. Öğrenci, mesleki anlamda “ara eleman” olarak başlayıp mesleğin “mühendisliğine” kadar gelişebilmektedir. Gelecek, geçim gibi kavramlar bu okulların sorunları arasında yoktur.

TEOG puanı yüksek ve düşük olan öğrenciler okul tercihlerini daha kolay yapmaktadır. Yüksek puanlı öğrenciler, tercihlerini ilin en iyi 3-5 okulu arasında, çok düşük puanlı öğrenciler mahallelerindeki okulları seçmektedir. Orta düzey puanlı öğrenciler akademik performansı düşük Anadolu Liseleri ile Sağlık Meslek Programı uygulayan Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri arasında tercih yapmakta zorlanmaktadır. Bu alanda tercihlerin daha hesaplı yapılması gerekir. Öğrencinin akademik kavrayış düzeyi, çalışma disiplini, hazır bulunuşluk seviyesi tercihlerin yapılmasında esas kabul edilmelidir.

Bütün aileler; öğrencilerine geçim endişesi olmayan bir gelecek, kamuoyunda saygın bir meslek olarak karşılığı olan yükseköğretim sağlama hedefindedir. En başarılı öğrencileri toplayan okulların öğrencileri tıp, diş hekimliği,  FTR gibi birkaç bölüme odaklanmaktadır. Öğrencilerin bu bölümlere yerleşme oranı Fen Liselerinde % 60’lardayken, bir sonraki okullarda bu oran % 6’lara düşmektedir. Bunların tüm öğrenciler arsındaki payı % 1 bile değildir. 2016’da üniversitelere yerleştirilecek öğrenci sayısı yaklaşık 815 bin olarak ön görülmektedir. Bu bölümlerin % 80’ninden fazlasının iş hayatında karşılığı bulunmamaktadır. Bazı bölümlerde öğrenci tercih etmediğinden kontenjanları dolmamaktadır. İnsanlarımız, yükseköğretimi genel olarak iş sahibi olmak ve geçim sorununu aşmak için okuduklarından sonraki hayatlarında sorunlar yaşamaktadır.

Son dönemlerde devlet politikasında; mesleki teknik eğitime dönük olumlu gelişmeler yaşanmaktadır. Bu okulların müfredatlarında yapılan iyileştirmeler, okulların donanım ve alt yapılarının tamamlanması, öğrencilere sağlanan burslar,  staj ücretleri, yükseköğretime geçişte verilen öncelikler, iş sahasında mesleki tecrübeleri ile kazanılan ayrıcalıklar bunlardan bazılarıdır. Mesleki ve Teknik Anadolu liselerinde, YGS üzerinden yükseköğretime geçiş planları bu okullardaki akademik eğitimi de geliştirecektir. Bu okullarda yükseköğretime “sınavsız geçişlerin” kaldırılması birçok adaletsizliği de ortadan kaldırmaktadır. Planlanan bu uygulama ile iş istihdam alanlarına kalifiye eleman yetiştirme amaçlanmaktadır. Öğrencilerde hazır bulunuşluklarından dolayı “Sağlık Hizmet Alanı” eğitimi veren devlet okulları daha şanslı görünmektedir.

Gelişmiş ülkelerdeki gibi mesleki ve teknik eğitim veren liseler, orta öğretimin gövdesini oluşturacaktır. Sanayinin ve özellikle “hizmet sektöründe” yaşanan gelişmeler dikkate alınmalıdır. Sanayi ve hizmet sektöründe “ara eleman, teknisyen, uzman, tekniker, mühendis” gibi personele duyulacak ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Başta “sağlık hizmet alanı” olmak üzere iş istihdam alanının oluşması bu okullara olan ilgiyi artıracaktır. Öğrenci, Mesleki ve Teknik Anadolu liselerini tercih ederken, onlarca alan ve dalda eğitim veren okullar arasında yapacağı doğru tercih, geleceğini belirleyecektir. Sağlık Hizmet Alanları, Endüstri, Ticaret, Kız Meslek alanlarında ki tercihler uzaktan değil yakından incelenerek tercih edilmesi isabetli sonuç verecektir. Bu okullardaki donanım ve alt yapı mutlaka görünmelidir.

Toplumda her zaman karşılığı olan bir başka ortaöğretim, dini eğitim ağırlıklı İmam Hatip Liseleridir. Kamuoyundaki saygın konumundan dolayı, bu okullar kolay/yoğun bir şekilde tercih edilmektedir. Yakın geçmişte devletin olumsuz politikalarından etkilenen İmama Hatip Liseleri, her yönlü içi boşaltılmıştır. Yaşanılan mağduriyetlerin olumsuz etkileri zihinlerde silinmemiştir. Bu okullara dönük geliştirilen iyileştirici yaklaşımlar bu okullara rağbeti de artırmaktadır. Siyasi zıt güçlerin bu okullar ile ilgili düşünceleri, toplumsal kaygıları beraberinde getirmektedir. Gerçekte, sosyal geleneklere uyumlu olan bu okullar politik gündemden arınmalıdır. Ahlak ve din disiplinini önemseyen/öncelleyen  bu okullarda yapılacak “bilinçli tercihler” her yönlü başarıyı kolaylaştıracaktır. Zorlama, mahalle baskısı ve tesadüfen bu okullar ile ilgili tercihler okulların “misyon ve vizyonunu” bozacaktır.

TEOG sınavlarında oldukça düşük puanlı öğrencilerin, örgün eğitimin içine zorlanmaları yanlış bir uygulamadır. Okul, sınıf, öğretmen düzen ve disiplinine zorlanan bu öğrenciler ciddi sorunlar yaşamakta ve yaşatmaktadır. Bu öğrencilerin akademik seviyeleri kabullenilerek “açık öğretim lise programlarına” yönlendirilmelidir. Bu öğrenciler eş zamanlı ilgili iş yeri, işletme, atölye, fabrikalarda çalıştırılarak yetiştirilmelidir. Böylece ekonomik girdi sağlanacak, kalifiye eleman yetişecek, sorunlu yetişen bir gençlik önlenmiş olunacaktır.

Yetenek sınavları ile öğrenci alan okullar Güzel Sanatlar ve Spor Liseleridir. Bu okullar kendi içlerinde birçok alan/dalda eğitim vermektedir. Yetenek ve ilgi alanlarına göre tasniflenen öğrencilere düşük/yetecek düzeyde akademik eğitim de verilmektedir. Yükseköğretimde de karşılığı olan bu okullarda bireysel gelişmişlik belirleyici olmaktadır. Bu okulların tercihi yapılırken kişisel yetenek, ilgi ve alana duyulan sevgi üzerinde kararlaştırılmalıdır. Yetenek sınavlarında ki kriterler, kalite, doğru öğrenciyi seçme bu okulların statü ve saygınlığına katma değer sunacaktır.

2016-2017 eğitim öğretim yılında “Proje Okulu” tanımıyla, lise düzeyinde yeni bir okul açılmıştır. TEOG sonuçlarına göre öğrenci alacak “Proje Okulu” Fen Liseleri müfredatına yakın bir program ile eğitim vereceği düşünülmektedir. Tüm kadronun bakanlık tarafından atanması yapılacak bu okullarda, okul müdürünün seçiminde akademisyenlere öncelik verileceği bilinmektedir. Sadece kız öğrencilerinin alınacağı “Proje Okulu” TEOG tercihlerinin başlayacağı günlere girilmesine rağmen kamuoyu tarafından bilinmemektedir. Yetkililerin kamuoyunu yeteri düzeyde bilgilendirmesi gerekir. Proje okuluna misyonuna uygun öğrenci yerleşimi beraberinde birçok katkı ve kazanım sağlayacaktır.

TEOG sonuçları ile liselere öğrencilerin yerleşmesi hayatlarında, gömleğin ilk düğmesini ilikleme anlamı taşımaktadır. Gömleğin ilk düğmesini doğru ilikleyen öğrencinin eğitim/öğretim hayatı doğru mecrada akıp ilerlemektedir. Eğitim sisteminin farklı boyutlarında konuşlanmış yanlışlar, düğmenin doğru iliklenmesini engellemektedir. Öğrencilerin gelecekte kendilerini bulma, gerçekliğini yaşama şansını azaltmaktadır. Rastlanılmış bir hayatın sürecinde, tanımlanamayan bireyler kısık, kısır, mutsuz bir ömür tüketmektedir.

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: