Son Dakika
23 Ekim 2017 Pazartesi
25 Ekim 2016 Salı, 09:08
A. Hakan Karayılan
A. Hakan Karayılan [email protected]mail.com Tüm Yazılar

Taziye Evlerinden Yaşayan Şehir Çıkar mı?

Taziye Evlerinden Yaşayan Şehir Çıkar mı? -Taziye evi olmayan mahalle kalmayacak yakında. Az kaldı. İnşallah yakında bütün mahalleleri taziye evleriyle donatacağız. Her mahallede bir taziye evi kurmayı hedefliyoruz. Bu iş hem inancımızda hem de örfümüzde önemli bir yere sahip. –Peki diriler için neler yapılıyor? -Taziye evine karşı mısın? -Yok, olur mu hiç. Elbette taziye evlerine […]

Taziye Evlerinden Yaşayan Şehir Çıkar mı?

-Taziye evi olmayan mahalle kalmayacak yakında. Az kaldı. İnşallah yakında bütün mahalleleri taziye evleriyle donatacağız. Her mahallede bir taziye evi kurmayı hedefliyoruz. Bu iş hem inancımızda hem de örfümüzde önemli bir yere sahip.

Peki diriler için neler yapılıyor?

-Taziye evine karşı mısın?

-Yok, olur mu hiç. Elbette taziye evlerine ihtiyacımız var. Bunun için sizleri kutlamak da isterim ancak, dinimizde ve örfümüzde önemli başka işler de yok mu? Bu hususlara da el atmak gerekmez mi?

Nankörsünüz kardeşim, bu memlekete ne yapsan boş…

Bu diyalog sosyal bir gerçekliğe ışık tutması açısından paylaşmak istediğim bir konuşmadan kısa bir bölüm, yorumlamakta serbestsiniz.

Peki,

Bir şehirde taziye evleri kadar şunların da yapılması gerekmez mi?

Genç ve öğrenci nüfusunun bu kadar yoğun olduğu bir şehirde her mahallede bir bilgi evi mesela… Çocukların zamanlarını değerlendirip ortak bir alanı paylaştıkları…

Her mahallede bir sanat evi veya sanat atölyesi olsa, içinde sanat eğitiminden, enstrümana, resim ve tiyatroya kadar birçok şey olan…

Her mahalleye bir spor merkezi, açık basket ve futbol sahaları, belki tenis kortları, yüzme havuzları olan… Ailelerin ve gençlerin faydalanabilecekleri…

Her mahalleye çocukların fiziksel becerilerini geliştirebilecekleri, uyduruk salıncak ve kaydırak dışında çocuk oyun alanları, yürüyüş ve bisiklet parkurları yapılsa…

Her mahalleye etüt merkezleri veya gençlerin okul dışında ödevlerini yapacakları, sosyalleşecekleri alanlar düzenlense…

Her mahalleye olmasa da, içinde kuşların, ördeklerin, kaplumbağaların ve çeşitli canlının yaşadığı yapay göller yapılsa, insanımız doğa ile iç içe olma imkanına kavuşsa…

Yok daha neler demeyin. Neden olmasın?

Camilerin bünyelerinde, neden kütüphane yok? Bu soruyu kendimize sormalıyız.

Bana, bunları inanarak mı yazıyorsunuz der gibisiniz!

Evet, bunları ve daha fazlasını inanarak ve en içten temennilerimle yazıyorum. Artık yoldan, kilitli parke taşı ve kanalizasyondan fazlasını istemek hepimizin hakkı değil mi?

Sosyal belediyecilik örnekleri güzel ülkemizin birçok yerinde faaliyete geçmiş durumda. Bununla ilgili sayısız örnek verilebilir.

Ama temel sorun nedir derseniz?

Bizim bunları hak ettiğimizi düşünmüyor olmamız derim…

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: