Son Dakika
14 Aralık 2017 Perşembe
21 Aralık 2016 Çarşamba, 07:04

Tasarruf ve İsraf

Tasarruf sözcüğü, Arapçadaki sarf„tan gelir. Sarf: harcama, tüketme, kullanma demektir. Bunun bir türevi olan “masraf„ harcanan, tüketilen, kullanılan anlamındadır. Tasarruf ise; para veya herhangi bir şeyi dikkatli, bilinçli ve idareli kullanmak demektir. Para biriktirme, artırım gibi anlamlar taşır. Bu sözün, bir şeyi istediği gibi kullanma yetkisi anlamı da var. Ancak biz; biriktirmek, tutumlu olmak, israftan kaçınmak gibi anlamları üzerinde duralım istiyoruz.

Kapitalist düzenin son zamanlardaki oyunlarının başında; moda, kampanyalar, reklam vb. düzenlemeler var. Yazılı ve görsel basın aracılığıyla her gün, her saat insanların zihnine girilerek fuzuli bir tüketim teşvik edilmekte. İsraf (savurganlık) adeta tetiklenmekte. Bunun sonucunda da insanlarda bir harcama hevesi, alışveriş merakı alıp gitmekte. Durum böyle olunca tasarruf etmek kavramı, ayrı bir anlam ve önem kazanmakta.

Günlük hayatta en çok karşılaştığımız, pratikte ihtiyaç duyduğumuz tasarrufu şöyle çeşitlendirmek mümkün:

  • Enerjide tasarruf
  • Zamanda tasarruf
  • Üretim aşamasında tasarruf
  • Tüketimde tasarruf

Enerjide tasarruf deyince; evimizde, iş yerimizde, sanayide kullandığımız elektrik başta geliyor. Hidroelektrik, termik veya nükleer santrallerden elde ettiğimiz bu enerjinin maliyeti pek de ucuz değil. Onun için elektriği tüketirken çok dikkatli, çok özenli ve tutumlu olmalıyız. Herhangi bir arıza veya bakım nedeniyle birçak saatliğine bile olsa çektiğimiz sıkıntıyı düşündüğümüzde, bir saniyeliğine bile boşuna açık tutulan düğmenin ne demek olduğu kendiliğinden anlaşılıyor.

Zamanda tasarruf; genelde millet olarak fazla önemsemediğimiz, cömert ve hoyrat davrandığımız bir konu. Oysa atalarımız; “vakit nakittir.„ derken bir dakikalık bir zamanın bile ne denli değerli olduğunu ne güzel vurgulamışlar… Akıp giden bir nehir gibi zamanı da geriş döndürmek mümkün olmadığına göre altın değerindeki zamanımızın çok iyi değerlendirilmesi lazım. Hayatımızın ileri yıllarında “Eyvah! Keşke!„ dememek için zamanda tasarrufa çok dikkat etmeliyiz. Çarşıda, pazarda, mahallede, sokak aralarında mantar bitercesine açılan kahvehaneler, buralarda gündüz gece zaman tüketenler düşünüldüğünde bizim bu konudaki rahatlığımız ve umursamazlığımız açıkça görülmekte.

Bu kavramın bir diğer boyutu olan üretim aşamasındaki tasarruf ise evde, ofiste, atölyede, fabrikada amatör veya profesyonel, kişisel ve toplu çalışma (bir şeyler üretme) sırasında gösterilen titizlik ve tutumluluk demektir. Hesapsız, kitapsız, plansız, programsız rastgele araç gereçlerle, el yordamı, göz yordamı ayarlamalarla yapılan her türlü üretimde, bir sürü malzemenin boşa gittiği heder olduğu meydanda. Oysa ölçülü, hesaplı kitaplı bir malzeme kullanılarak yapılacak üretimde değerlendirilmeyen, heba olan, boşa giderek çöpe atılan herhangi bir malzeme ve hammadde yoktur ve olmayacaktır. Eğer üretim, hakkı verilerek, gereği gibi usta eller tarafından yapılıyorsa orada bir tasarruf söz konusudur. Aksi halde atalarımızın şu güzel sözü akla gelecektir:“Acemi marangozun talaşı tahtasından çok olur.„

Gelelim en yaygın olan “Tüketim„ meselesine: Galiba hiç dikkat etmediğimiz konu da bu… Tüketim, oldukça geniş kapsamlı bir kavram. Giyim kuşamda, yeme içmede, eşya-araç ve gereçlerde hatta konuşmada tasarruf gibi alt başlıkları olan bir kavram. Atalarımızın bu ve benzeri konulara ait çok güzel ve anlamlı sözleri var. İşte onlardan birkaçı:

  • Sakla samanı, gelir zamanı.
  • Ak akçe kara gün içindir.
  • Güvenme varlığa, düşersin darlığa.
  • İşten artmaz, dişten artar… Son yıllarda birçok küçük esnafımızı, özellikle mahalle bakkallarımızı ortadan kaldıran AVM’leri düşünelim. Üç dört kalemlik bir ihtiyacımız için, hatta gezmek için girdiğimiz bir AVM’de vitrinleri ve reyonları dolaşırken hesapta olmadığı halde aldığımız, alışveriş sepetlerine doldurduğumuz maddelerin haddi hesabı yok. Hele bir de kasaya kredi kartı vereceksek değme keyfine(!) Sanki bedavaymış gibi… Doldur Allah’ım doldur… İsraf üstüne israf… Oysa yüce dinimizde israfın haram olduğu, ayet ve hadislerle sabit… Peygamber Efendimizin “Akmakta olan bir nehir kenarında bile abdest alırken suyu israf etmeyiniz.„ mealindeki hadisleri, israfı ne kadar güzel vurgulamakta… Hâl böyle iken biz; düğün, dernek, toplu ziyafet, yatılı okullar ve benzeri ortamlarda o kadar yiyecek (özellikle ekmek) israfı yapıyoruz ki anlatılamaz… Oysa çöplüklerden beslenenleri düşündüğümüzde işin ciddiyeti bütün gerçeğiyle ortada…

İsterseniz biraz da “konuşmada tasarruf„a değinelim. İster yazılı, ister sözlü anlatımda amaç; maksadımızı, duygu ve düşüncelerimizi kısa ve öz bir biçimde anlatmaktır. Dikkat ediniz; “kısa ve öz„… Evet; demek ki konuşurken de bir tasarrufa ihtiyaç var. Aksi halde düşünmeden, ölçmeden biçmeden aklımıza her geleni uluorta konuşursak, bunun adına konuşma değil, gevezelik denir. Atalarımızın bu konuda o kadar güzel sözleri var ki… İşte onlardan birkaçı:

  • Boş tenekeden çok ses çıkar.
  • Çok mal haramsız, çok laf yalansız olmaz.
  • Boğaz dokuz boğumdur.
  • Bin düşün, bir söyle.
  • Söz gümüşse, sükût altındır… Öyleyse pot kırmamak, gaf yapmamak ve dinlenmek için konuşmalarımızda da israftan kaçınmalı, tutumlu olmalıyız.

Sonuç olarak bizim, hem kendimiz için hem de vatanımız ve milletimiz için, hatta insanlık için tasarruf etmek, tutumlu davranmak, israftan kaçınmak gibi bir görev ve sorumluluğumuz var. Unutmayalım; şimdilik bizimmiş gibi gördüklerimizin, birçoğu (belki de hepsi) aslında bize emanettir. Hepsinden sorgulanacağımız, hesaba çekileceğimiz bir gün vardır.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: