Son Dakika
20 Kasım 2017 Pazartesi
15 Eylül 2017 Cuma, 08:37

TALİHSİZ SAMSAT İlimizin tarih bakımından en kadim medeniyet merkezi olan Samsat, aynı zamanda en şanssız ilçesi de sayılır. Önceleri mahrumiyet, az gelişmişlik dendiğinde aklımıza Gerger ve Çelikhan ilçelerimiz gelirdi. Ama birileri bugün bana aynı soruyu soracak olsa hiç düşünmeden “Samsat„ derim. Nasıl demeyeyim ki?.. Atatürk Barajı henüz ortada yokken Samsat, yöremizin en büyük tahıl ambarı […]

TALİHSİZ SAMSAT

İlimizin tarih bakımından en kadim medeniyet merkezi olan Samsat, aynı zamanda en şanssız ilçesi de sayılır. Önceleri mahrumiyet, az gelişmişlik dendiğinde aklımıza Gerger ve Çelikhan ilçelerimiz gelirdi. Ama birileri bugün bana aynı soruyu soracak olsa hiç düşünmeden “Samsat„ derim. Nasıl demeyeyim ki?..

Atatürk Barajı henüz ortada yokken Samsat, yöremizin en büyük tahıl ambarı idi. Hasat zamanı, aylarca kamyonlarla şehre (Adıyaman’a) buğday, arpa ve mercimek taşınır, gene de bitmezdi. İnsanlar, aralarındaki büyük gelir dağılımı dengesizliğine rağmen hâllerinden memnundu. Asırların verdiği bir birliktelik ve maddî-manevî dayanışma söz konusuydu. Herkes birbirini çok ama çok yakından tanırdı. Birinin başına ufak bir sıkıntı gelse, yalnız merkezdekiler değil, köydekiler de anında yardımına koşar, maddî-manevî destek olmaya çalışırlardı.

Derken birgün bir baraj geldi, bu kadim medeniyet merkezini yuttu, gitti. Atalarımız, dedelerimiz, kültürleriyle ve kemikleriyle bu baraj gölünün altında kaldılar. Fırat kenarındaki bire yirmi, bire otuz veren verimli alüvyon arazilerimiz göl sularına gark oldu. İnsanlar; çil yavrusu gibi sağa sola savruldu. Kimi İstanbul’a, kimi Mersin ve Adana’ya, kimi Aydın’a, kimi Adıyaman merkez ve ilçelerine serpildi. Hepsi de karaya vurmuş balık gibiydiler. Savruldukları bu yeni ikametgâhlarında yıllarca hayata tutunmaya çalıştılar. Kamulaştırmadan aldıkları üç-beş kuruşu da yeterince değerlendiremediler. Değerlendiremezlerdi, çünkü “ortaklık, şirket, iş yeri, ticaret, sanayi, yatırım„ konusunda yeterli donanıma sahip değillerdi. Kendi yağlarıyla kavrulup yaşarlarken birgün bir barajın gelip herkesi tarumar edeceğini nereden bileceklerdi?..

Peki; baraj geldi ne oldu? Samsat; en verimli arazilerine, su altında kalan köylerine karşılık, barajdan beklediğini aldı mı? Elbette ki hayır Ne Samsat aldı, ne de Adıyaman. O yıllarda barajın şantiyesini bile ilimiz sınırlarına alıp kurduramadık. Olan Samsat’a oldu. Merhum milletvekili arkadaşım ve komşum Zeynel Aslan’ın bu yöndeki çırpınma ve didinmeleri malesef sonuç vermedi. Derken Yeni Samsat’a taşındık. Taşındık da ne oldu?.. Eski tas, eski hamam… O günden bu güne gene her alandaki sorun ve sıkıntılarımız artarak devam etmekte. Bunu; yerel ve mülkî yöneticilerinden şikâyet anlamında söylemiyorum. Bugüne kadar gelip geçen bütün kaymakam ve belediye başkanları elbet ellerinden geleni esirgemeden yaptılar ve yapmaktalar. Benimkisi bir tesbit… Mevcut durumun tesbiti…

Şu anda Samsat’ın, köyleriyle beraber çözüm bekleyen birçok sorunu var: Yol, su, elektrik, sulama, eğitim, sağlık, alt yapı üst yapı vb. alanlarda hâlâ ihtiyaç ve eksiklerimiz devam ediyor. Bunlar yetmiyormuş gibi,  üstüne üstlük bir de deprem afeti yaşadık. Sakın, Cenabı Allah’ın takdirine karşı geldiğimiz düşünülmesin. Hâşâ!.. Bu afet, elbette Cenabı Allah’ın gücü ve kudretinde ve elbette takdirindedir. Ona kimsenin bir diyeceği yok. Dememiz o ki, biz etkili ve yetkililerden deprem öncesi sorunlarımızın bir an önce çözülmesini bekleyip isterken, şimdi onları unuttuk ve gerilere bırakıp depreme ve depremin yaralarına odaklandık. Yüzde 78’i tamamen oturulamaz halde olan Samsat’ın sorunları, durup dururken onlarca kat artarak iplik yumağına döndü. Allah, yetkililere güç ve kuvvet versin. Hepsinin yetkileri ve güçleri dahilinde çalışıp çırpındıklarını görüyor ve duyuyoruz. İnşallah en kısa zamanda bu deprem yaralarımız sarılır da sıra ertelenen sorunlarımıza gelir diye umut ediyoruz.

Bu iş; sadece bir belediye başkanına, bir kaymakama bırakılacak bir iş olmamalı. Samsat’ta, Adıyaman’da, diğer ilçelerimizde, Adana-İstanbul ve diğer şehirlerimizde yaşayan bütün Samsatlıların, bütün Adıyamanlıların görevi ve sorumluluğu. Hep birlikte, el ele, omuz omuza vermeliyiz. Maddî ve manevî güçlerimizi birleştirerek yetkili ve etkililere destek olmalıyız. Gün birlik olma günüdür. Atalarımızın dediği gibi: “Kiminin parası kiminin duası„… Haydi Samsat! Sen iyi ve güzel olan her şeye layıksın…

NOT: Arazisi ve evleri kamulaştırılan bazı Samsatlı hemşehrilerimize devletçe konut yapılacağı sırada Yalıköy (Aydın-Söke-Yenihisar) yerlisi bir ailenin: “Buraya kuyruklu insanlar gelecek. Ağzımızın tadı kaçacak.„ gerçek canlı öyküsünü bir başka yazımızda anlatacağım.

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: