Son Dakika
17 Ağustos 2017 Perşembe
24 Nisan 2015 Cuma, 09:40
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

Sus çocuğum sus!

Sus çocuğum sus!   Dün, gülerek “konuş çocuğum konuş” tavrıyla makama oturtulan çocuklar, birazdan anlatacaklarımla karşılaşılsaydı, “sus çocuğum sus”a dönüşürdü… Sahi hiç düşündünüz mü, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda makamlara “temsili” oturan çocukların, “gerçekten” oturduğunu… Tamamen değil canım. Şimdi makam sahiplerini kalpten götürmenin ne anlamı var, değil mi? Bir saatliğine mesela… Ama her […]

Sus çocuğum sus!

 

Dün, gülerek “konuş çocuğum konuş” tavrıyla makama oturtulan çocuklar, birazdan anlatacaklarımla karşılaşılsaydı, “sus çocuğum sus”a dönüşürdü…

Sahi hiç düşündünüz mü, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda makamlara “temsili” oturan çocukların, “gerçekten” oturduğunu…

Tamamen değil canım.

Şimdi makam sahiplerini kalpten götürmenin ne anlamı var, değil mi?

Bir saatliğine mesela…

Ama her dedikleri olacak…

O bir saat içinde makama oturan çocuk ne derse emir telaki edilse ve derhal uygulansa…

Bunun için yasa, temayül, bütçe, imza falan da aranmasa…

Çocuk emir verdiği andan itibaren hayata geçse…

Konuş çocuğum konuş tavrında bir makam sahibi bulunur muydu, merak ediyorum.

Ama o çocuklar gelişigüzel seçilse…

Yedi sülalesi araştırılmadan…

Çocuk, bin kez tembihlenmeden…

Olduğu gibi, dümdük anlayacağınız…

Karşımdaki makam sahibi sonuçta, “içimden dedim” demeden, direkt söylenmeli…

Makam ayrımı da yapmıyorum; Cumhurbaşkanının makamı da olur, başbakanın da…

Milli Eğitim Bakanının makamı da, diğer bakanlıkların da…

İktidar partisinin de, muhalefette bulunan partilerin genel başkanlık koltukları da…

Valiler, kaymakamlar, belediye başkanları, kurum amirleri…

Bir anda bütün ülke çocuklarla dolsa…

Ve onların önceden ezberletilmemiş emirleri yağdırılsa.

Ve emri alan görevliler, derhal uygulamaya koysa.

Geri dönüşü olmazsa…

Verilen hak, iade edilmezse…

Neler olurdu bir düşünün…

Bir memur kızı, bir işçi oğlu nasıl bir talimat verirdi…

Babamın maaşına zam yapın derdi, bir anda güç şartlarda yaşama mücadelesi veren aile refaha ulaşırdı.

Yol isterlerdi, köprü isterlerdi, oyun parkı isterlerdi…

Daha çok çocuksu emirler yağdırılırdı.

Daha cici sokaklar, daha şen mahalleler, daha şık caddeler…

Çiçeklerle süslü okullar, okumaktan bıkılmayacak kitaplar, usandırmayan dersler…

Belki uzun teneffüsler, daha az ders saati ve daha çok oyuna zaman…

Sosyal etkinlikler, sportif faaliyetler…

Ağlayan çocuk olmasın der birisi, cici kıyafet ister diğeri…

Annesi üzülsün istemez birisi, babasının cebi dolsun ister diğeri…

Bütün bunlar ve bütün bunlardan daha çoğu, aklımıza dahi gelmeyecekler olur…

Ama ya siyasi partiler…

Benim en merak ettiğim bu…

Mesela iktidar partisi olan AK Parti Genel Başkanının koltuğuna oturan çocuğumuz ne der?

CHP Genel Başkanının koltuğuna oturan ne der?

MHP Genel Başkanının ve HDP Genel Başkanının…

Bunlardan yol, su, elektrik, park, bahçe, sinema, tiyatro istemeyeceği kesin.

Bunlardan babasının maaşına zam da isteyemez, annesinin mutfağındaki tencerenin dolmasını da…

Cici kıyafetleri onlardan isteyemezler, eğitimin eksikliğini de söyleyemezler…

Ağlamayan çocuk kalmasın deseler, onların yapacağı bir şey yok…

Ama tutarsızlıkları ortaya çıkaracak sözler ederler, bu kesin…

İşte o zaman “sus çocuğum sus” sesleri duyarız, tüm partilerde…

Dün söylediklerini, bugün neden yalanladıkları çocuk merakıyla sorulur…

Cevap veremezler…

Bol keseden atılan vaatlerin neden iktidar olduğunda yapılmadığı da sorulabilir mesela…

Çocukların en çok hangi dönemlerde ağladığını soran çıkar belki…

İnsanların esir hayatı yaşadığında iktidarda hangi partinin olduğunu öğreniriz…

Elinde silah varken barış demenin nasıl bir şey olduğunu da çocuğun merakıyla öğreniriz.

Teröre destek verenlerin, terör karşıtı sözlerinin anlamsızlığını da öğreniriz.

Darbeye kimin destek verdiğini, kimin karşı durduğunu da bu vesileyle öğreniriz, fena mı?

Belki kimin ırkçı olduğunu, kimin faşist olduğunu, kimin demokrat durduğunu da bu şekilde minik minik ipuçlarıyla öğreniriz.

İnsanların inancını yaşamasına kimin engel olduğunu da öğrenmiş oluruz.

Böylece siyasi partilerin geleceğe dair planlarıyla duruşlarının uyuşup uyuşmadığını da öğreniriz.

İki ileri, bir geri giden ve daha çok geride kalarak, ileride olduğunu sananların haline güleriz, bayram ya…

Çocuk bayramı sonuçta; çocukların bile yapmadığını yapan koca koca adamların değil!

Ama buna rağmen “Sus çocuğum su, foyamız meydana çıkacak” derlerdi, sessizce…

 

Tweetimden seçmeler

Bir ırkı, bir mezhebi kullanarak oy toplayan siyasi partiler, benim gözümde ırkçıdır, faşisttir. Kendilerini nasıl tarif ederlerse etsinler.

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: