Son Dakika
12 Aralık 2017 Salı
16 Şubat 2017 Perşembe, 15:28

ŞÜKÜR, TEŞEKKÜR

Arapçadan gelen şükür sözcüğü, verdiği bir nimetten, yaptığı bir iyilikten dolayı, sahibini övmek anlamındadır. Bu nimeti veren, bu iyiliği yapan da yaptıran da önce Allah’tır. Ancak; insanlar da olabilir. “Nimet veren„deyince kuşkusuz önce Allah gelir aklımıza. Zira o, dünyadaki bütün maddî ve manevî nimetlerin sahibi ve dağıtıcısıdır. Kâinatı yoktan var eden, bunca sayısız nimeti bize bağışlayan Allah’a, nimetlerinden Ötürü şükretmenin daha geniş kapsamlısına “hamd„diyoruz. Öyleyse hamd ve şükür sözcükleri, her ne kadar aynı gibi görünseler de farklı içeriğe sahiptirler. Zira hamd; şükürü de içeren geniş kapsamlı bir kavramdır ve sadece Allah’a yapılın Oysa şükür; daha sınırlı ve daha özel bir kavram olup insanlara da teşekkür edilerek yapılır.
Sadece Allah’a karşı yapılan hamd; verilsin veya verilmesin, o nimetin sahibini
övmektir. Örneğin; Cenabı Allah’ın bizi insan olarak yaratması bile başlı başına kendisine hamd etmemizi gerektirir. Sadece yaşıyor olmamız, tek başına sonsuz bir hamd vesilesidir. Bedenimizden başlayarak kâinatta gördüğümüz ve insanlığın yararlanmasına vesile olan bütün canlı cansız mahlukat, özünde Allah’a hamd etmemizi gerektiren nimetlerdir.
Hamd ve şükrün, başta Cenabı Allah’a özgü olduğunu belirttikten sonra biraz da insanlara özgü olan şükürden, teşekkür etmeden bahsedelim. Yukarıda da söylediğimiz gibi; birisinin bize yaptığı bir iyiliğe karşılık, o iyiliği dile getirmek, sahibini övmektir. Gönül borcumuzu ödemektir. Teşekkür etmek; sosyal bir varlık olan insan için bir görgü, nezaket ve inceliktir. İnsanlar arasındaki sevgi ve saygıyı arttıran bir tutum ve davranıştır. İyilik ve güzellikleri paylaşmaktır teşekkür… İnsanların birbirlerini karşılıklı olarak övmesi ve birbirlerinden memnun olmalarıdır. Peygamber Efendimiz, bir hadisinde; “İnsanlara şükretmeyen, Allah’a da şükretmez.,,diyor. Demek ki verdiği nimetlere karşılık Allah’a şükretmek birinci görevimiz ise, yerinde ve zamanında insanlara teşekkür etmek de ikinci görevimiz…
Şunu da bilmeliyiz: Teşekkür; genelde dille yapıldığı gibi hâl ve hareketlerimizle (jest ve mimiklerle) de yapılabilir. Örneğin; aynî veya maddî bir yardıma aynı biçimde karşılık vermek de bir teşekkürdür. Nazik ve kibar bir dille teşekkür etmek de bir karşılık vermedir. Bedenle yapılan elini kalbe götürmek, tebessüm etmek, selamlamasına baş eğmek de bir teşekkürdür. Dikkat edilirse, teşekkür etmenin sosyal hayattaki anlamı ve önemi hiç de azımsanacak derecede değildir, insanların karşılıklı sevip sevilmelerine, birlikteliklerine, mutluluklarına da vesile olmaktadır.
Günlük hayatta birbirimize teşekkür etmemizi gerektiren küçük-büyük o kadar çok sebep var ki sayılamaz… Apartmandan beraber çıkarken kapıyı açıp önceliği bize ikram edenden tutunuz, dolmuşa binme önceliğini bize veren; yerden bir taşı veya çöpü alıp çöp sepetine atandan, cadde ve sokaklarımızı temizleyen temizlik işçisine kadar, kişisel veya toplumsal iyilik ve hizmetleri yapan herkese bir teşekkür borcumuz olduğunu düşünüyorum. Öyle bir borç ki ödenmesi para da istemiyor pul da… Sadece biraz sempati, biraz da empati… Hepsi bu…
Haydi öyleyse, elimizi kalbimize götürüp bu borcumuzu cömertçe ödeyelim… Ne dersiniz?

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: