Son Dakika
22 Ekim 2017 Pazar
27 Nisan 2015 Pazartesi, 09:57
Yard.Doç.Dr. M. Bahattin Pektaş
Yard.Doç.Dr. M. Bahattin Pektaş [email protected] Tüm Yazılar

‘’Soykırım’’ kelimesinin büyüsü

‘’Soykırım’’ kelimesinin büyüsü Ermeni meselesi Avrupa’nın Türkiye üzerinde sallandırdığı bir kılıç. Keyfine göre bu kılıcı yaklaştırıp uzaklaştırıyor. Türkiye’nin gücüne ve itibarına göre yedeğinde tutuyor. Son zamanlarda AB’li yöneticilerden ve medyasından yoğun olarak Türkiye’ye karşı otoriterleşme, radikalleşme, Avrupa ve demokratik değerlerinden uzaklaşma iddiaları ile bu yönde suçlamalara maruz kalması sonucu bu yılki ermeni kampanyasının artışını sağlamıştır. […]

‘’Soykırım’’ kelimesinin büyüsü

Ermeni meselesi Avrupa’nın Türkiye üzerinde sallandırdığı bir kılıç. Keyfine göre bu kılıcı yaklaştırıp uzaklaştırıyor. Türkiye’nin gücüne ve itibarına göre yedeğinde tutuyor. Son zamanlarda AB’li yöneticilerden ve medyasından yoğun olarak Türkiye’ye karşı otoriterleşme, radikalleşme, Avrupa ve demokratik değerlerinden uzaklaşma iddiaları ile bu yönde suçlamalara maruz kalması sonucu bu yılki ermeni kampanyasının artışını sağlamıştır. Önceki yıllarda da gündeme gelmesine rağmen ermeni meselesi birkaç açıklama ile geçiştirilirdi. O yıllarda Türkiye Avrupa’nın parlayan yıldızıydı. Demokratik ve ekonomik devrimlerinden bahsediliyordu ve ermeni meselesi yüzeysel geçiliyordu.

Görünen o ki Ermenilerin soykırım iddiaları siyasi bir hesaplaşmadır. Yani Avrupa’nın Türkiye’yi tokatlamak için yedekte tuttuğu güçlü bir silah olarak ortada durmaktadır. Kaldı ki Türkiye her fırsatta 100 yıl önce Ermenilerin yaşadığı tehcir sırasında yaşanan dramları, insan kayıplarını kabul etmektedir. Ermeni çetelerinin yaptıkları katliamları geçtik, o günün yönetimindeki İttahat ve Terakkicilerin yanlışları her fırsatta dillendirilmektedir. Hatta geçenlerde Başbakan Davutoğlu ‘’tehcir bir insanlık suçudur’’ diyerek Ermenilerin acısını paylaştığını ifade etmiştir.

Fakat bütün bunlara rağmen Ermeni diaspora’sı illa da o ‘’sihirli’’ kelimeyi söyletmek için bastırmakta. Soykırım. Ne söylersen söyle, önemli olan o kelimenin ağzından çıkması.  Söyle ki arkasından tazminat ve toprak talepleri gelsin. Bu talepler bir tahmin değil bizzat diasporanın sözleri, istekleri. Yani 100 yıl öncesinde yapılan hataların bedelini 100 yıl sonra gelenlere  ve onların çocuklarına ödettirilecek. Bunun adına da tarihinle yüzleşme diye masum bir kılıf bulmuşlar.

İçeride de bazı liberal-sol aydınlar da maalesef bu koroya katılmaktadırlar. Onlara göre diaspora’nın soykırım tezleri aynen doğrudur ve Türkiye soykırım yapıldığını kabul edip Ermenilere tazminat ödemelidir. Bu konudaki karşıt görüşler milliyetçi söylem kabul edilerek küçümsenmektedir. Onlara göre 1915 teki iktidardaki ittihat terakki yöneticilerinin zorunlu tehcir kararı sonunda yaşanan olaylar bir soykırımı amaçlamaktaydı. Bunun aksini düşünmek kabul edilemez. Bu görüşün aksi tüm tarihi veriler bir bahaneden ibarettir. Evet tam bir düşünce dayatması  olarak nitelenebilecek görüşler çoğu aydınlarımızda da hakim bulunmaktadır.

Oysa daha birkaç ay önce İsviçre’nin, Doğu Perinçek aleyhine açtığı dava da AİHM şu içtihatta bulunduğunu görüyoruz: Soykırım kavramı net ve kesin olarak bir hukuki kavramdır. Eylemin bir gurubun bir kısım üyelerini değil, tamamını tahrip etmek kastıyla yapılmış olması gerekir. Soykırım çok dar anlamlı hukuki bir kavramdır, dahası ispatı zordur. Bu kararla hukuki olarak aradığını bulamayan diaspora sözcüleri siyasi baskılarla Türkiye’ye kabul ettirmeye çalışmaktadırlar.

Burada altı çizilmesi gerekli olan husus şudur: Ellerinde soykırımı kanıtlayacak hiçbir somut arşiv belgesi olmamasına, iddialarını hatırat türü kitaplara ve propaganda yayınlarına dayandırmalarına rağmen, Ermenistan ve diaspora’nın dünya kamuoyuna mağduriyetlerini inandırmaktaki başarıları, örgütlü, planlı, tutarlı ve sistemli çalışmalarından kaynaklamaktadır. Diasporanın bu başarısında elinde davasını destekleyen emsalsiz bir arşiv hazinesi bulunan Türkiye’nin bu verileri Ermeni propagandasına karşı planlı ve etkili bir mücadele ortaya koyamamasından da kaynaklanmıştır diyebiliriz.

Bundan sonraki süreçte Türkiye tarafından Ermeni iddialarını etkisiz hale getirecek etkili, yaratıcı ve bilinçli bir mücadele stratejisinin acilen oluşturulması ve uygulanması gerekmektedir. Batılı ülkeler Ermeni Kozu’nu Türkiye’ye karşı dozunu artırarak devam ettirecekler gibi görünüyor. Yoksa hemen hemen tüm Avrupa başkentlerinde alınan soykırım kararları ülkemizin uluslararası konumu, dış politikası ve güvenliği açılarından yaratacağı ciddi zararlar ortaya çıkartacaktır. Belki de en önemlisi Türkiye halkı soykırımcı bir millet olarak anılacaktır.

Evet batı Türkiye’ye yine hasta adam muamelesi çekmektedir. Ermeni meselesi kullandığı aparatlardan biridir. Bu aparatların baskın hale gelmesinin en büyük nedeni Türkiye’nin dışarıdaki görüntüsünden kaynaklanmaktadır. Batı Türkiye’yi cezalandırmak istemektedir. Türkiye bunlara en büyük cevabı demokratik ve ekonomik standartları yükselterek vermelidir.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: