Son Dakika
24 Ağustos 2017 Perşembe
10 Mart 2015 Salı, 10:36
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

Sorunu çıkaran ve sorunu çözen

  Sorunu çıkaran ve sorunu çözen   Her ülkenin kendine göre sorunu olduğu gibi bizim ülkemizin de çok ama çok sorunu oldu. Bu süreçte her iktidarın sebep olduğu sorunlarla da uğraştık durduk. Geçmişe dönüp baktığımızda çok yol kat ettiğimiz bir gerçek olsa da, daha alınacak çok yol, atılacak çok adım, aşılacak çok dağ var. Bugünlerde […]

 

Sorunu çıkaran ve sorunu çözen

 

Her ülkenin kendine göre sorunu olduğu gibi bizim ülkemizin de çok ama çok sorunu oldu. Bu süreçte her iktidarın sebep olduğu sorunlarla da uğraştık durduk.

Geçmişe dönüp baktığımızda çok yol kat ettiğimiz bir gerçek olsa da, daha alınacak çok yol, atılacak çok adım, aşılacak çok dağ var.

Bugünlerde birçok sorun, sanki yeniymiş gibi yansıtılıyor ve bu da bilinçli bir şekilde algı operasyonuyla başarılmak isteniyor.

Türkiye, AK Parti iktidarıyla kurulmadı.

Ve yine Türkiye’de acısını çektiğimiz sıkıntıların başlama tarihi de, AK Partinin iktidar olduğu zamana ait değil.

Buna rağmen AK Partinin de açtığı sıkıntılar, çözümü gereken sorunları var.

Kuşkusuz bir soruna sebep olan vardır bir de çözüme niyetlenen…

AK Parti hükümetinin, 2002 yılından bu yana ülkenin kangrenleşmiş sorunlarına el attığı ve bunu da bütün tepkilere, bütün suçlamalara, hatta ihanetle, hainlikle itham edile edile yaptı.

Kimisini başardı, kimisini başaramadı ve kimisi de başarmaya doğru emin adımlarla gidiyor.

Mesela bu ülkede Kürt sorunu nereden çıktı?

Alevi sorunu ne zaman başladı?

Başörtüsü, kadınlarımızın, kızlarımızın, annelerimizin, bacılarımızın başından ne zaman çekilip, alındı?

İnsanlar, ne zamandır inandıkları gibi yaşayamıyor?

Ne zamandır anadilini özgürce konuşamıyor?

Ne zamandır düşündüklerini ifade edemiyor ve düşündüğünü ifade ettiği için zindanlarda çürümeye terk ediliyor?

Ne zamandır bu ülkede kendini ayrıcalıklı gören kişiler, kurumlar, kuruluşlar ve örgütler var?

Ortada yasalar olmasına rağmen, kâğıt üzerinde yazmayan yasaların yürürlüğe sokulması ne zaman başladı?

Ne zamandır, toplumun bir kesimi, bir diğer kesime hükmediyor?

Başında kasketi, ayağında şalvarı var diye Ankara’nın Kızılay’ına ne zaman köylü vatandaşı almadılar?

Ne zaman camileri ahır yaptılar, ne zaman depo olarak kullandılar?

Memleketin her köşesine seyyar darağaçları ne zaman kuruldu, ne zaman masum insanlar ipte sallandırıldı?

Ne zaman bir kentin üzerine bombalar yağdırıldı, ne zaman minik bedenlere kurşun sıkılmaktan imtina edilmedi?

Başta yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim olmak üzere, her türlü kitabı yakma, yırtma, parçalama ve suç sayma ne zaman oldu?

Bir şiirden korkan, bir romanı yasaklayan, bir hikâyeyi yasaklı gören, tarih boyunca anlatılan masaldan ürkenler, ne zaman söz sahibiydi?

Aslında, Cumhuriyetin ilanından bu yana ülkemizde zaman zaman ortaya çıkan sorunu, hangi iktidarların çıkardığını çok iyi biliyoruz ve yine kangren haline geldikten sonra çözümün de hangi dönemlerde geldiğini iyi biliyoruz.

Ama unutuyoruz…

Uzun bir süre yaşadığımız sorun bittiğinde, sorunu ve soruna sebep olanları bir yana bırakmamız, artık sıradanlaştı.

Oysa sorunu çıkaran ve o sorunu çözen unutulmamalı.

AK Parti hükümetinin 13 yıllık iktidarında eleştirilecek çok yönü var. Bir çırpıda onlarcasını saymam mümkün.

Ancak, hem geçmişi unutmamak, hem de geleceğe umutla bakmak gerek.

Geçmişi unutursak, sorunların bugün çıktığını sanırız?

Devletin zorbalığının ne zaman başladığı aklımızdan giderse, polis devletinin de askeri yönetimin de ne demek olduğunu bilmeyiz.

İnsanların gölgesinden korktuğu, düşünmekten bile imtina ettiği dönemlerden geçtiğimizi unutmamamız gerekiyor.

Ve o zaman Kürt sorunu çözmeye azmedenin AK Parti iktidarı olduğunu biliriz, sorunu çıkaran olarak görmeyiz.

Alevilerin, Sünnilerin de aynı şekilde sorununun bugüne ait olmadığını ama bugün çözüm için adım atıldığının farkına varabiliriz.

Belki istendiği gibi olmuyor, belki ağır aksak gidiyor, belki bütün dengeleri koruma adına zaman geçiyor, umutlar tükeniyor ama adım atılıyor, el uzatılıyor ve uzanacak eller bekleniyor.

Bunlar az şey değil.

Çünkü bugüne dek, devlet dediğin zorbaydı, kabaydı, sertti, milletini tanımazdı ve esas olan kendisiydi.

Milletine hizmet etmesi gereken devlet yapılanması, milletine zulüm eden bir yapıya dönüşmüştü, halen de bunun kırıntıları, algıları var.

CHP hariç olmak üzere, mevcut hiçbir siyasi parti, ülkemizde kangren haline gelen sorunları üreten olmamıştır ama çözmekte hepsinin katkısı var.

Bütün sorunların temel kaynağının CHP olduğunu ve CHP’nin iktidardan düştüğü her dönem, ufak tefek sorunların halledildiği bir gerçektir.

Bir kısmını merhum Adnan Menderes çözdü, bir kısmını MC hükümetleri, bir kısmını Adalet Partisi, bir kısmını Anavatan Partisi çözdü, bir kısmını merhum Necmettin Erbakan ama her darbe döneminde, CHP zihniyeti yeniden iktidar oldu ve yeni sorunlar ortaya sürüldü.

AK Parti ise kendisinden önce başlayan tüm sorunları bir biri ardına çözmeye başladı. Çoğunu da çözdü, bir kısmı devam ediyor ve çözüm süreciyle, demokratikleşmeyle de zirveye çıkması umut ediliyor.

Bir umuttur bu; bir çabanın ürünüdür, yılların biriken derdidir, yarasıdır, acısıdır, sancısıdır.

Ne sorun AK Partinin sorunudur, ne çözüm sadece AK Partinindir; sorun hepimizin, çözüm de hepimizin eliyle ve yüreğiyle olmalı.

 

Tweetimden seçmeler

Demokrasi, ağayla, beyle, efendiyle gelmez, hiç bir kurum-kuruluşa da yerleşmez. Demokrasi, ancak sancısını çeken ve özümseyenlerle gelir!

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: