Son Dakika
22 Ekim 2017 Pazar
01 Haziran 2016 Çarşamba, 07:50
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

Siz susun be azizim, susun!

Naif Karabatak   Siz susun be azizim, susun!   Azizim, biliyorum herkesin konuşma özgürlüğü var. Siz beğenmezseniz de ülkemizde demokrasi var, insan hakları var, demokratik bir ortam var. Dilediğinizi konuşabilirsiniz ama özgürlük konusunda, diktatörlük konusunda, demokrasi konusunda, insanlık konusunda bari siz susun da adam sansınlar. Sizin partinin genel başkanı, aynı zamanda cumhurbaşkanıydı ama hiç itirazınızı […]

Naif Karabatak

 

Siz susun be azizim, susun!

 

Azizim, biliyorum herkesin konuşma özgürlüğü var. Siz beğenmezseniz de ülkemizde demokrasi var, insan hakları var, demokratik bir ortam var. Dilediğinizi konuşabilirsiniz ama özgürlük konusunda, diktatörlük konusunda, demokrasi konusunda, insanlık konusunda bari siz susun da adam sansınlar.

Sizin partinin genel başkanı, aynı zamanda cumhurbaşkanıydı ama hiç itirazınızı duymadık azizim. Şimdi kalkmış “partili cumhurbaşkanı” lafı geçtiğinde, kızgın boğa gibi kükremeye başlıyorsunuz.

Diktatörlüğü söylememe gerek var mı azizim, sanırım tek tek anlatırsam sohbetimiz çok uzar, insanlar da sıkılır, üstelik korkar, evlerinden çıkamaz, köşe bucak kaçmaya başlar.

Herkesi gölge gibi takip eden ajanlarınızı da söylemeye gerek yok değil mi azizim.

Her şeyi sizin iktidar bilir ve her bir şeyi onlar ne kadar derse halka o kadar reva görülürdü.

Ekmeği bile karneyle bir düzene bağlamıştınız değil mi azizim, buğdayları denize dökerken, camilerde çürütürken…

Millet, açlıktan inim inim inlerken, bebeler süte hasret yaşarken, siz dans ediyordunuz azizim, çağdaş medeniyet seviyesine yükselmek için.

Daha dün cepheye sürdüğünüz, dualarla meclis açtırdığınız, şehit ettiğiniz, gazi ettiğiniz insanları darağaçlarına göndererek, bir kez daha, bir kez daha öldüren de siz değil miydiniz?

Mezarından çıkarıp astığınız kadından da mı utanmadınız be azizim…

Millete ot yedirdiniz azizim, ot bildiğin yeşil ot. İneklerin, öküzlerin, koyunların, keçilerin yediğinden…

Milletin inancıyla alay etmekle kalkmadınız azizim, onların ibadetlerinin nasıl olacağına da (hâşâ) Allah yerine siz karar verdiniz.

Hiç kimse liderinizin akıl sağlığını sorgulamadığı gibi “manyak bunlar, tam bir manyak” diyen gözü kara birisi de çıkmadı.

Şapka kanunu çıkardınız azizim, sizin iktidar döneminde. Sonra da başında kasket, ayağında şalvar var diye insanları Ankara Kızılay’dan ileriye geçirmediniz, itibarınız beş para olurdu yoksa. Hani siz çağdaş medeniyet seviyesini yakalamıştınız ya, şalvarın, kasketin takılmasından korktunuz…

En büyük yatırımınız tüp geçidiydi sanırım, öyle değil mi azizim.

Hani millet kuyruklara girerdi, sabahlara kadar bekler, sabahtan da akşama yeniden beklemeye devam ederdi.

Tüp kuyruğunda, yağ kuyruğunda, şeker kuyruğunda, çay kuyruğunda ölen de oldu, doğan da, evlenen de değil mi azizim.

Milletin hayrına olan her şeye karşı çıkmanız, çağdaş medeniyet seviyesinin bir gereği değil miydi azizim.

Birinci köprüye karşı çıkmanızdaki istikrarı ikinci köprüde, üçüncü köprüde de sürdürmeniz alkışlanacak bir davranıştı.

Marmaray, tüp geçit, havaalanları, yollar, köprüler, barajlar.. sizin karşı olduğunuz ve halkın istifadesine sunulmaması gereken yatırımlardı değil mi azizim…

Bütün işe yaramaz solcu eskilerini sanatçı diye beslemediniz mi azizim, altı oklu Mustafa (adına kurban olsun) da o mallardan birisi değil miydi?

Allah diyene, namaz kılana, başını örtene, sakal bırakana hayatı zehir eden siz değil miydiniz azizim.

Diktatörlükte Hitlere rahmet okutacak her uygulama sizin iktidarınız dönemlerinde olmuyor muydu, hatta “bu kadına haddini bildirin” diye göksünü siper eden cengâverler de siz değil miydiniz azizim.

Ülkemizin, bizim ve sizin ülkenizin parçalanması pahasına bütün aşağılık örgütlerle dirsek temasına geçen, terörü öven siz değil misiniz azizim…

Bu ülkeye düşman olan, bu ülkeye diş bileyen, bu milletin geleceğini karartmaya ant içen bütün düşman ülkelere dost olan da siz değil misiniz azizim.

Bari siz susun…

Herkes konuşsun, herkes her şeyi söylesin ama siz susun…

Konuşmayın azizim, çekilin bir köşeye darbe hatıralarınızı yazın. İhtilalları nasıl ayarladığınızı, halkın çocuklarının iktidara geçmemesi için ne oyunlar oynadığınızı kaleme alın.

Siz susun be azizim, ne olur susun da sizi adam bilelim…

 

Tweetimden seçmeler

Nefret dolu bir insan kadar tehlikelisi yoktur. Aldığı eğitim, geldiği makam, sahip olduğu güç arttıkça, tehlike oranı da o derece artar.

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: