Son Dakika
20 Ağustos 2017 Pazar
22 Nisan 2015 Çarşamba, 09:36
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Siyasi Gerginlikler Topluma Zarar Verir

Siyasi Gerginlikler Topluma Zarar Verir Tarihin bütün dönemlerinde gayri Müslimler istedikleri biçimde aramızda rahat bir şekilde yaşamışlar. Dolayısıyla bazı tarihçilerin ve bilim adamlarının görüşüne göre lâiklik ve sekülerizmin şöyle veya böyle Türk devletlerinde uygulanmadığı dönem yok gibi. İşte bu nedenledir ki, gayri müslimler hiçbir zaman huzursuz olmamış ve rahatça içimizde yaşamışlardır. Onların dinlerine, diyanetlerine karışılmamış. […]

Siyasi Gerginlikler Topluma Zarar Verir

Tarihin bütün dönemlerinde gayri Müslimler istedikleri biçimde aramızda rahat bir şekilde yaşamışlar. Dolayısıyla bazı tarihçilerin ve bilim adamlarının görüşüne göre lâiklik ve sekülerizmin şöyle veya böyle Türk devletlerinde uygulanmadığı dönem yok gibi.

İşte bu nedenledir ki, gayri müslimler hiçbir zaman huzursuz olmamış ve rahatça içimizde yaşamışlardır. Onların dinlerine, diyanetlerine karışılmamış. Çünkü “onların dini onlara bizim dinimiz bize” hükmüne hep sadık kalmışlardır.

Kâinatın Efendisi(s.as) döneminden günümüze kadar Müslümanlar ile gayri müslimler arasında çıkan savaşlar da hususi şartlar çerçevesinde meydana gelmiştir. Yani zaruretlerin zorladığı bir iştir harpler…

İnancımıza göre barış esastır. Hatta savaş en kızgın bir şekilde devam ettiği zaman dahi Kur’an-ı Kerim şöyle der: “Savaş kızgın devam ederken onlar sizden sulh(barış) isterlerse barışa hemen yanaşın.”

Şimdi bu bakış açısıyla bakıldığı zaman görülüyor ki,savaşla alakalı,muharebeyle alakalı, maddi cihadla alakalı meselelerde takip edilen bu strateji, islâm’ın gerçekten evrensel oluşunun da kanıtıdır.

Ülkemizde  hemen hemen inanmayan insan yok gibi. Bundan dolayıdır ki nüfusunun yüzde 98 ‘i Müslüman olan bir ülkede yaşamakla göğsümüzü gere gere gurur duyuyoruz.

Kimisi dinî inanç ve ibadetlerini dolu dolu yapıyor, kimimiz az yapıyor. Ama kimin Yüce Yaratıcı  katında makbul olduğunu tahmin etmeye gücümüz yetmez. Bazen birisi bir Kelime-i şehadetle kurtulur, bazen birisi sabahlara kadar ibadet yapar da kurtulamaz.

Bu konuda bizim anlayışımız ölçü değildir. Ölçü ihlastır, samimiyettir ve Allah’ın vereceği karardır. Elbette görünen bir takım ölçü ve prensipler mevcuttur. Ancak nihai karar  Allah’a aittir. Bu konuda kimin önde, kimin arkada olduğunu bilemeyiz. Birilerini geride görmek yanlıştır.

Laikliği sekülerizm olarak algılayan kimseler tamamen soruna dünyevilik şeklinde yaklaşıyorlar. Oysa demokrasi dediğimiz olgu, insanların dünya işlerinde hür ve özgür olmasını sağlayan bir kavramdır. Ancak biz sadece bedenden ibaret değiliz. Bizim bir de manevi yanımız yani ruh yanımız var. Bütün yanlarımızla ele alındığımız zaman bir bütün olarak ele alınmış olacağız. Her yönümüzle ele alınmalıyız ki demokrasinin bize vaat ettiği huzuru bulabilelim.

Mükemmel bir demokrasi insanların fizikî ve metafizikî bütün ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Bu noktadan hareketle yapılacak ilk iş duygu ve düşüncelerimizi ele alıp üslubumuzu ve bakış açımızı değiştirmeliyiz. Birbirimize karşı çok saygılı olmalıyız. O zaman toplum olarak yaşadığımız ve bizi huzursuz eden bu kavgalar belli ölçüde azalacaktır.

Toplumumuz her gün biraz daha gerginleşiyor. O kadar ki evlat, anne-babaya tahammül etmez duruma geldi. Yüzyıllardır beraber yaşadığımız bu topraklarda daha paylaşacak çok şeyimizin olduğunu unutmamalıyız. Siyasî görüş ve düşüncelerimiz bizi kin ve nefret dolu düşüncelere sevketmemelidir. Hepimiz aynı gemide yolculuk yapıyoruz. Bu dünyada hepimize yer var. Vesselam…

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: