05 Temmuz 2017 Çarşamba, 10:13
Orhan Samsatlıoğlu
Orhan Samsatlıoğlu orhansamsatlioglu0022@gmail.com Tüm Yazılar

Sır, Sırdaş, Sır Saklamak

Sır, Sırdaş, Sır Saklamak     Yeni söylemle  “giz„  dediğimiz sırrın  bazı sözlük anlamları şunlardır: Kimseye söylenmemesi, gizli tutulması gereken şey. İnsan aklının yeterince açıklık getiremediği konu. Şuurda gizli kalan anlam. Bir işin; dikkat, yetenek, deneyim ve sezgi ile  kavranabilecek en zor, en ince yanı. Bir amaca ulaşmak için kullanılan özel ve gizli yöntem. Bir de […]

Sır, Sırdaş, Sır Saklamak  

 

Yeni söylemle  “giz„  dediğimiz sırrın  bazı sözlük anlamları şunlardır: Kimseye söylenmemesi, gizli tutulması gereken şey. İnsan aklının yeterince açıklık getiremediği konu. Şuurda gizli kalan anlam. Bir işin; dikkat, yetenek, deneyim ve sezgi ile  kavranabilecek en zor, en ince yanı. Bir amaca ulaşmak için kullanılan özel ve gizli yöntem. Bir de ayna yaparken camın arkasına sürülen madde  var, ona da sır diyoruz.

Yazımızda üzerinde duracağımız sır; gizli tutulması gereken anlamındaki sır olacak. Ancak; ondan önce, diğer anlamlarına da biraz değinerek  bazı örneklerle açıklamakta yarar var. Günlük hayatın akışı içinde bazı konular vardır ki akıl erdirmede zorluk çekeriz. Yapısını, özelliğini, oluşumunu  öğrenmek için bir hayli düşünüp kafa yormamıza rağmen, bir türlü çözemeyiz. Böylesi  durumlarda;  “sırrını çözemedim. Sırrına aklım ermedi.„ deriz. Gene bazı konular vardır ki bütün dikkat, yetenek, deneyim ve sezgilerimizi kullanarak inceliklerini ancak kavrarız. Böylesi durumlarda “meslek sırrı„  ifadesini kullanırız. Yani; herkesin bilemeyeceği, yapamayacağı, anlayamadığı anlamında, “sıra dışı„ demek. Keza; bir amaca ulaşmak için kullanılan özel ve gizli yöntemlere de sır diyoruz. O amaca ulaştığımızda da; “onun sırrını çözdüm„ ifadesini kullanırız.

Tasavvuf inancına göre sır; insan şuurunda gizli kalandır. Örneğin; Cenabı Allah’ın bütün sıfatları (Rübubiyet), insanlar için birer sırdır. Keza Nübuvvet dediğimiz Peygamberlik ve bu makama ait olan özellik ve nitelikler birer sırdır. Ayrıca ilim (ilmin kendisi) de bir sırdır. Zira ilmin en son noktası, Hak’kı, hakikati, Allah’ı  bilip tanımak ve onun yüceliği  karşısında secdeye varmaktır. Gene tasavvuf inancına göre alimler, inzivaya çekilerek kalp gözlerini açmaya, böylece Allah’a  ulaşmaya (sırra ermeye) çalışırlar.

Şimdi gelelim günlük hayattaki en yaygın anlamına… Gizli tutulması gereken konular anlamındaki sırra… Sosyal hayatta her insanın, her ailenin, her grubun, her devlet veya milletin başkalarından sakladığı, bilinmesini istemediği birtakım çok özel konular vardır. İşte buna sır diyoruz. Devletler için olanına; “Devlet sırrı„ deniyor. Açıklanması, paylaşılması yasalarla suç sayılıyor. Kültürümüzde sır ile, sır saklama ile ilgili gayet çok, bir o kadar da güzel deyim ve atasözleri var. İlk etapta aklımıza gelen bazı deyimler şunlar:

Sır tutmak, sır vermek, sırra ermek, ser verip sır vermemek, sırra kadem basmak, sır açmak, sır küpü, sır kâtibi ve daha niceleri… Mesela; bir kimsenin ortalıktan yok olması için, “Sırra kadem bastı.„ deriz. Sırlarımızı söyleyebileceğimiz emin ve güvenilir arkadaş için, “sır kâtibi„ deyimini kullanırız. Ağzı sıkı olan, sır saklamayı bilenler için, “Ser verir, sır vermez.„ deriz.

Dikkat edildiğinde; sır tutmanın, sır saklamanın gerçekten zor bir iş olduğu anlaşılır. Tıpkı bir yükü taşımak gibi… Sabır isteyen, metanet isteyen, doğruluk-dürüstlük isteyen bir sorumluluk. Öyle göründüğü gibi olmayan, ciddi ve zor bir mesele… Saklanması bilinmeyip ifşa edildiğinde birçok olumsuzluğa neden olan bir durum. Kırgınlık, küskünlük, pişmanlık, hatta kavga ve dövüşlere kadar götüren bir konu. Onun içindir ki hem  kişisel bazda (insan olarak) hem de toplumsal alanda (millet, devlet olarak) sır tutmaya sır saklamaya büyük önem vermemiz gerekir. Atalarımızın sır saklama konusunda çok güzel, çok anlamlı sözleri var. İşte onlardan bir kaçı:

*“Yapacağım işleri sakalımın bir kılı bile bilse, onu koparırım.„

                                                                               (Fatih Sultan Mehmet)

*En büyük ihanet, sırları ifşa etmektir.

*İki kişinin bildiği şey, sır olmaz.

*Düşmanının bilmesini istemediğin şeyi, dostuna söyleme.

*İnsanı maskara eden, dilidir. (Şirazi)

*Sırrına senden daha iyi bekçi olamaz.

*Sırdaş aramak, sırrını yaymak içindir.

Son zamanlarda bazı özel tv. kanallarında sabah kuşağında çıkan bazı programlara dikkat ediyor  musunuz?.. “Aramızda kalmasın.„ Ne demek aramızda kalmasın?.. Aramızda kalmasın da ifşa ederek, iki kişi arasındaki bir konuyu seksen milyona duyurmak marifet mi?.. “Söylemezsem olmaz.„ Niye olmaz? Neden olmasın?.. Söyleyince daha mı iyi oluyor sanki?.. Ondan sonra, yayın sırasında telefonla canlı yayına bağlanmalar, tartışmalar, hatta ağız kavgaları… Haydi söyle bakalım… Saatlerce dedikodu, saatlerce gıybet… Sanki bir maharetmiş gibi… Oysa böyle özel, kişisel konular yerine daha genel, daha güzel, daha yararlı ve daha kültürel o kadar işlenecek ham maddemiz var ki… Bunları ele alıp tatlı tatlı, güzel güzel sohbet etmek daha iyi olmaz mı acaba?..

Sonuç olarak her insanın, her iş çevresinin, her ailenin, her millet ve devletin kendine özgü, gizlenmesi istenen birtakım konuları olduğunu bilmeli ve onların saklanmasına, ifşa edilmemesine saygı duymalıyız. Bu hassasiyet ve titizlik; insanlar arasındaki sevgi ve saygıyı, birlik ve beraberliği, barış ve mutluluğu getirecektir. Bu iyilik ve güzelliklerin oluşmasına bir nebze de olsa katkıda bulunmak, insan olarak hepimizin görevi ve sorumluluğu… Böyle olanlara, böyle davrananlara ne mutlu! Ne mutlu sır saklamasını bilenlere!..

NOT : “Gizli sır.„ olmaz. Sır zaten gizli olandır.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: