Son Dakika
17 Ekim 2017 Salı
28 Haziran 2017 Çarşamba, 09:48
Orhan Samsatlıoğlu
Orhan Samsatlıoğlu [email protected] Tüm Yazılar

Seyr, Temaşa, Nazar, Seyran (Etmek)

Seyr, Temaşa, Nazar, Seyran (Etmek)   Dilimize Arapça ve Farsçadan giren bu sözcükler, yüzyıllardan beri “etmek, eylemek„  gibi bazı yardımcı fillerle birlikte kullanılarak kimi kez birleşik fiil olarak, bazen de terim veya deyim halinde karşımıza çıkmakta. Anlam inceliklerine fazla inmeden, yüzeysel olarak bakıldığında, sanki eş anlamlı sözcüklermiş gibi  görünseler de  aralarında birtakım farklılıkların olduğu muhakkak. […]

Seyr, Temaşa, Nazar, Seyran (Etmek)

 

Dilimize Arapça ve Farsçadan giren bu sözcükler, yüzyıllardan beri “etmek, eylemek„  gibi bazı yardımcı fillerle birlikte kullanılarak kimi kez birleşik fiil olarak, bazen de terim veya deyim halinde karşımıza çıkmakta. Anlam inceliklerine fazla inmeden, yüzeysel olarak bakıldığında, sanki eş anlamlı sözcüklermiş gibi  görünseler de  aralarında birtakım farklılıkların olduğu muhakkak.

Şimdi geliniz bunları tek tek ele alarak açmaya çalışalım. Nerelerde, ne zaman, nasıl, hangi anlamda kullandıklarına şöyle bir göz gezdirelim.

Seyr: Arapça kökenlidir. Biz, bunu “seyir„ halinde de konuşup yazıyoruz. Yürüme, yürüyüş, gitmek anlamında kullanılır. Örneğin;

“Vapur, az önce önümüzden seyretti.„

Gezmek, gezinmek anlamı taşır. Örneğin;

“Yarın şöyle bir şehri seyre çıkacağım.„

Eğlenmek için bakmak anlamında kullanılır. Örneğin;

“Dün akşam tv. de çok güzel  bir film seyrettik.„

Uzaktan bakıp karışmamak anlamı da vardır. Örneğin;

“Onun kırmızı ışıkta geçmesini birlikte seyrettik.„

Bir şeyin oluşumunu, durumunu gözlemek. Öğrenmek için bakmak. İzlemek anlamı da içerir. Örneğin;

“Kimyacının deneylerini sınıfça uzun uzun seyrettik.„

Aynı sözcükle yapılan “seyran„  sözcüğü de  gezme, gezinme gibi  anlamlarda  kullandığımız bir sözcüktür. “Seyretmek„ ten söz edince, aklımıza Seyid Nesimî’nin o ünlü dizeleri geliyor kendiliğinden:

“Gâh çıkarım gökyüzüne, seyrederim âlemi,

Gâh inerim yeryüzüne, seyreder âlem beni„ Seyretmek sözcüğünün çok güzel kullanıldığı bir beyit gerçekten…

Şimdi gelelim “temaşa„ sözcüğüne. Bu sözcük, Farsça kökenlidir. Hoşlanarak bakmak demektir. Evet; demek ki her bakmak, hoşlanarak yapılan bir eylem değildir. Merakla, kızarak, kin ile, öfkeyle, hayret ve şaşkınlıkla yapılan bakmalar da var. Ancak temaşa; içimizden gelerek, zevkle, keyif alarak yaptığımız bir bakma çeşidi. Örneğin; güzel bir filmi veya tiyatro eserini izlemeye temaşa etmek deriz. Bir manzarayı, bir güzelliği zevkle, imrenerek seyrettiğimizde yaptığımız işin adı temaşadır.

Biraz da  “nazar„ dan, “nazar etmek„ ten bahsedelim isterseniz. Bu sözcüğün  ilk çağrıştırdığı anlamı; göz değmesi  anlamındaki nazar etmek veya nazar değmektir. Bu anlamıyla; kıskançlık veya hayranlıkla bakma sonucunda bir şeye çöken uğursuzluk demek. Uğursuzluğa uğrayan; insan, hayvan veya cansız da olabilir. Halk arasında; “nazar değdi, göz değmiş, nazara uğramış, nazar etmişler„ deriz. Bu anlamdaki nazar, dinimizde de vardır ve doğruluğuna inanılır. Çözüm ve çare olarak da bazı duaların okunması tavsiye edilir. (Üfürükçülere, büyücülere müracaat etmemek kaydıyla…) Bilim insanları da nazarı şu şekilde açıklıyorlar: Gözdeki fotoreseptörlerin kasılması sonucu ortaya çıkan pozitif veya negatif dalga ışınımı… Bu da makul ve kabul edilebilir bir açıklama.

Bir de tasavvuftaki “nazar kılmak„  deyimi var. O da; mürşidin müride manevî etkiler bırakacak şekilde bakması demek. Bu iki kişi arasında, kısa bir süre için cereyan eden bakış… Bu durumda,  göz göze gelenlerden müridin fazla bakamaması, gözünü mürşidinin gözünden ayırmak zorunda kalması söz konusudur. Keza mürşidin de bu eylemi çok nadir gerçekleştirdiği ve bu konuda fazla cömert olmadığı da bilinir.

Yukarıdaki örneklerden anlaşıldığı gibi, dillerdeki sözcükleri dar anlamlarıyla, ilk çağrıştırdıklarıyla düşünüp açıklamak, bir eksiklik nedenidir. Zira o sözcüklerin, o kavramların arka planlarında ifade ettikleri gizli, güzel derin anlamlar olduğunu unutmamak gerekir.  İşte biz buna “zenginlik„ diyoruz. Önemli olan, bu zenginliklerin farkına varmak ve sözlü ve yazılı anlatımlarda bundan azami  derecede  yararlanmaktır. Ben buna şimdilik dağarcık yerine kelime hazinesi  demek istiyorum. Evet, hazine!..

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: