Son Dakika
13 Aralık 2017 Çarşamba
07 Nisan 2017 Cuma, 15:09

SEVMEK Mİ SEVİLMEK Mİ?

Bir kişinin karşısındakine karşı duyduğu yakınlık, paylaşma ve benzeri duygulara sevmek denir. Konunun uzmanı bilim insanları her ne kadar sevmek hakkında kesin tür ve sıralamalar yapmamışlarsa da günlük hayatta yaşadığımız, tanıdığımız sevgileri şöyle sıralayabiliriz: Allah sevgisi, Peygamber sevgisi, ana-evlat sevgisi, baba-evlat sevgisi, eşler arasındaki sevgi, kardeş sevgisi, akraba sevgisi, vatan sevgisi, millet sevgisi, bayrak sevgisi, arkadaş ve dost sevgisi, konu komşu sevgisi, öğrenci-öğretmen sevgisi, amir-memur sevgisi, işçi-işveren sevgisi, çevre sevgisi, hayvan sevgisi vb.

Sevmek; vücudun bütün organlarının katılımıyla gerçekleşir. Hem maddî hem  mânevî varlığımızla onu yaşar ve hissederiz. Ruhumuzda, genlerimizde oluşturduğu değişiklikten anlarız sevgiyi. Örneğin; sevdiğimiz anda şu değişiklikleri yaşar, duyar, hissederiz:

* Kan; yüzümüze hücum eder, sevinçten kızarırız.

* Tüylerimiz diken diken olur.

* Kalp atışları değişir, tansiyonumuz yükselir.

* Heyecanlanırız.

* Geçici şoklar yaşarız. Çevre ile irtibatımız kopmuş gibi olur. Kendi iç dünyamızla baş başa kalırız. Ayaklarımız yerden kesilir.

* Sevinç gözyaşları döker, ağlarız.

* Sevgimizi depreştiren her kim ise onu kucaklamak, öpmek, sarılmak, koklamak isteriz.

* Onun kılına bir zarar gelmemesini, tırnağının taşa değmemesini isteriz.

* Gözümüz, kulağımız hep ondadır; üzerine titrer dururuz.

* Onun rahatı, mutluluğu, başarısı bizim için de bir mutluluk kaynağıdır.

Sevmekte bu kadar ruhsal ve fiziksel değişiklik söz konusu iken, sevilmekte bu soyut belirtilerin birçoğundan bahsedilemez. Birileri tarafından sevildiğimizi bilmek, bize bir rahatlık ve mutluluk verir, öz güvenimizi arttırır. Toplum içinde daha rahat, daha güven içinde olma duygusu verir. Bu da sağlığımıza, işimize, hayatımıza olumlu katkılar sağlar. Ancak; sevmekten kaynaklanan bedensel ve ruhsal belirtilerin birçoğunu hissetmez, yaşayamayız. Her ne kadar kişinin kişiye, kişinin topluma karşı ilişkilerinde ve yaşantısında olumlu gelişme ve güzelliklere vesile olsa da sevmek esnasında hissedilen duyguların birçoğu, sevilmek sırasında söz konusu değildir.

Sevilmek; belki de daha çok soysal sebep ve sonuçları bakımından toplumsal bir duygu, sevmek ise kişisel belirtileri açısından özel bir olgu… Sevildiğini bilmek; toplum içinde bir yer edinmek açısından güzel bir duygu. O insan; her gün çarşıya, pazara, işine giderken daha bir aşkla, şevkle, güvenle çıkar. Rahattır. Başı diktir. Alnı açıktır. Kendine güvenmektedir. Paylaşmaya, yardıma, yararlı olmaya, sevip saymaya hazırdır. Bu hâl ve hareketler de hem kişisel, hem toplumsal açıdan çok önemli ve anlamlı şeylerdir. Demek ki sevilmenin sonuçları, daha çok kişinin toplumla ilişkilerinde etken olurken, sevmenin belirtileri ise genellikle özel ve bireyseldir.

            Sevmek ile sevilmeyi tek sözcükle “sevgi„ olarak ifade etmek mümkün. Cenabı Allah’ın başta insan olmak üzere, bütün canlılara bahşettiği muhteşem bir nimet… Sevmek… Allah için, Allah adına, herhangi bir karşılık beklemeksizin yapıldığında daha da kutsallaşan bir erdem… Sevilmek de öyle… İkisi de gayet güzel. İster sevelim ister sevilelim, ikisi de bulunmaz birer nimet… Keşke ikisini de yaşayıp yaşatabilsek!.. Ne mutlu onlara ki bu her iki duyguyu benliklerinde birleştirebilmişlerdir!.. Ne mutlu onlara ki bu iki çeşmeden kana kana içebilmişlerdir? Öyleyse; “Sevelim, sevilelim. Bu dünya kimseye kalmaz.„

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: