Son Dakika
19 Ekim 2017 Perşembe
20 Mayıs 2017 Cumartesi, 09:48
Emrah Yıldırım
Emrah Yıldırım [email protected] Tüm Yazılar

Sen Mutlak Manada Açlık Nedir Bilirmisin?

Sen Mutlak Manada Açlık Nedir Bilirmisin?   Bahsettiğim açlık birkaç saatlik değil böyle gün boyu ve o günün sonunda diğer gününde böyle geçeceğinin bilerek? Peki, Dünya’da üretilen yiyecek biz insanlara yetmiyormu, yetiyor da bu nereye gidiyor? Sorunun cevabına geçmeden önce şunu bilmekte büyük bir fayda var: Açlık, aslında kaynak kıtlığı değil, bir paylaşım sorunu. Açlık […]

Sen Mutlak Manada Açlık Nedir Bilirmisin?

 

Bahsettiğim açlık birkaç saatlik değil böyle gün boyu ve o günün sonunda diğer gününde böyle geçeceğinin bilerek? Peki, Dünya’da üretilen yiyecek biz insanlara yetmiyormu, yetiyor da bu nereye gidiyor? Sorunun cevabına geçmeden önce şunu bilmekte büyük bir fayda var: Açlık, aslında kaynak kıtlığı değil, bir paylaşım sorunu. Açlık çeken insanların temel ihtiyaçlarını karşılamanın maliyeti yılda yaklaşık 40 milyar dolar. Bu ise, dünyanın en zengin 225 insanının toplam mal varlığının yalnızca % 4’üne denk geliyor. Yani dünya üzerindeki zengin kişilerin vicdanlı, merhametli, şefkatli, adaletli davranmaları durumunda, dünyada açlık diye bir sorun kalması mümkün değil.

Dünyada üretilen besin miktarı yedi milyarlık dünya nüfusunu beslemeye yeterli olsa da, dünyanın üç milyarını aç bırakan sisteme kapitalizm denir. Diğer nedenler ise hükümet politikaları, zayıf iradeler, yanlış yardım stratejileri, mevcut kaynakların elverişli hale getirilmemesi, en önemlilerinden ise “Eğitimsizlik”, ne diyor Ali Şeriati: “Okuyun, diyor okuyun. Çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor. Kan akmazsa bile açlık sefalet, sömürü almış başını gidiyor.  Milletlerin sömürülmesi başta dillerinin, kültürlerinin elinden alınması, kuraklık ve salgın hastalıklara karşı etkili stratejiler geliştirilmemesi gibi nedenler dünya halklarının önemli bir kesiminin açlık sorunuyla yüzleşmesine neden olmaktadır. Amerikalı yazar ve şair Charles Bukowskı: “Afrika’ya ilaç göndermeye karar vermiştik; fakat hepsinin üzerinde “tok karına” yazıyordu.” Afrika’ya yapabileceğimiz yardımın ilaçmı yoksa iş imkânlarımı, onlarla yapacağımız alış verişler olursa onları bu sömürüden az da olsa kurtarmış oluruz.

Afrika, sahi Afrika deyince aklımıza ilk gelen Afrika ile eş anlamdaş hale gelmiş açlık, sefalet, yoksulluk, acı ve zorluk gelmektedir. Afrika tarihini incelediğimizde insanlık tarihinin sefaletinin en büyüklerinden birine şahit oluyoruz. Gerçekten üzücü bir durum. Bir coğrafyacı olarak ve sizlerinde bildiği gibi Afrika kıtası yer altı kaynaklarına ve başka birçok alternatife sahip olduğunu ve bu imkânlar dâhilinde orada yaşayan insanların çok rahat, ayrıca yüksek refah seviyesinde yaşayabileceği bir potansiyele sahip durumda. Yoksulun yemek bulabilmek için kilometrelerce yürüdüğü, zenginin ise yemeği sindirebilmek için metrelerce yürüdüğü tuhaf bir dünyada yaşıyoruz.

Afrikalı bir kadın ve Batılı arasında geçen konuşma: Size özgürlükten önce ekmek gerek diyen Batılıya Afrikalı kadının cevabı: Konuşma özgürlüğüm olmazsa, ekmeğimi kimin çaldığını nasıl söyleyeceğim? diye geçen konuşması tüm Afrikalılarda tüm sömürülmüş sömürülmeye mahkum toplumlarda bunun farkındalığına varılması gerekir. Her gün yüzlerce insanın açlık, istila nedeniyle ve bunun çoğunluğunun çocuk olmak üzere bunun gibi gözü doymazlar için ölmektedir. Bir yandan tüketim çılgınlığı (yiyecek-içecek, kıyafet, kozmetik), silah teknolojisi, ülkelerin dünya gücü olma telaşı gibi nedenlerden dolayı dünyanın kaynaklarını hoyratça sömürülürken, insan hakları hiçe sayılırken diğer yandan açlık nedeniyle insanlar ölmektedir. Kendilerinde ki hırs ve dalalet onların kalbinin, vicdan mahkemesinin işlevsiz artık hissedemez hale gelmesine neden olmuştur. Her yıl 11 milyon çocuk açlığa bağlı sorunlardan dolayı beş yaşına gelmeden hayatına gözlerini yummaktadır. Dünya açlık haritasına baktığımızda, yetersiz beslenen ya da açlıktan ölme tehlikesi ile karşı karşıya olan nüfusun Sahra altı Afrika ülkeleri ve Asya ülkelerinde yoğunlaştığını söyleyebiliriz. Afrika’da sömürge dönemine dayanan köklü sorunlar açlık yaşanmasına neden olurken; Asya’da savaşlar, göç sorunları ve kötü idareler gibi nedenlerden dolayı yetersiz beslenmektedir. Savaşları kapitalistler planlar. Silah tüccarları organize eder. Namussuzlar başlatır. Masumlar ölür!

Dünya’da Görülen Açlık Hakkında Gerçek Ve Bilinmesi Gereken Maddeler:

  1. Dünya nüfusunun %11’i yani 800 milyonu yetersiz besleniyor.
  2. Açlık çeken her 5 kişiden 3’ü kadın.
  3. Beş yaşın altında hayatını kaybeden çocukların yarısı açlık nedeniyle vefat ediyor.
  4. Dünyada her yıl ve gündelik dünya nüfusunu doyuracak kadar gıda üretiliyor ancak bu gıda adaletsiz bir şekilde dağıtılıyor ve israf ediliyor.
  5. Afrika’da yaşayan her 4 kişiden 1’i açlık sorunuyla karşı karşıya kalmaktadır.
  6. Dünyada ki açlığın sebebi açları doyuramadığımızdan değil zenginlerin gözlerinin doymamasından kaynaklanmaktadır.
  7. Bir ülkeyi, bölgeyi yok etmek isteyenlerin başta o ülkedeki insanların dilini elinde aldıkları barizce göz önündedir.
  8. Afrika’da, nüfusun yarısı günde 1 dolardan daha az parayla yaşıyor.(Yani anlayacağımız boş durma bedava çalış.)
  9. Afrika’da ortalama insan ömrü sadece 47 yıl. Avrupa’da ise bu rakam 78 yılı buluyor.
  10. Amerika’da ‘zayıflamaya’ harcanan para ile koca Afrika’nın ‘doyabileceğini’ biliyor muydunuz?
  11. Dünyada açlığı bitirmek mümkün!

Peki, neden Afrika sömürgeciliğin beşiği olmuş? Sömürgeci hedefler neden bu kıtada odaklanmış? Bu soruların cevabı, önce kölelik, sonra sömürge, şimdi de fakirlik derken, yüzyıllar boyu karanlık günler yaşayan kıta halkının yüzü bir türlü gülmüyor. Teni esmer (kara) insanların kara bahtı da değişmiyor. Eşsiz doğası ve iklimi, nadide bitki örtüsü ve zengin yeraltı kaynaklarına rağmen kalkınamamış zengin kıtanın fakir insanları. El değmemiş, verimli ve bir o kadar da dertli topraklar Afrika. Zenginlikle birlikte fakirliği yaşayan yegâne kıta burası. Yeraltındaki madenler nedeniyle, sömürgenin en acımasız yaşandığı yerlerin başında geliyor Afrika. Bu nedenle şiddetin, katliamların, ırkçılığın, adaletsizliğin kol gezdiği kıta olagelmiş. Köle olarak alınıp satılan, kendi topraklarında öksüz kalmış, geçmişinden ve geleneklerinden koparılmış, kültürünü unutmak zorunda bırakılmış kara Afrikalı için sömürge düzeninin sunduğu yaşam, açlık ve kölelik olmuş. Sömürgeci güçlerin Afrika insanını gemilere bindirip Avrupa ve Amerika’ya taşıdığı dönemlerde, batının insanlık tarihinin en karanlık ve en vahşi dönemlerini yaşatan ve hala yaşayan anlayışları bugünde devam etmektedir. Sadece ad değişiklikleri yapılıp bize sunulmuş eskiden sömürü, şimdi emperyalizm gibi birçok ad almış ama biz biliyoruz ki sömürgecilerin renkleri farklı, kumaşları aynıdır. Batı bugün bile bahsettiği özgürlük ve demokrasi anlayışıyla Afrika’daki açlığı da kendi lehine, kendi çıkarları doğrultusunda yürütebilmek için önemli bir propaganda malzemesi seçmiştir. Demokrasi kurucuları bile demokrasiye inanmamışlardır. Benim için önemli siyahî bir dava adamı olan Malcom X’in şu sözünü de sizinle paylaşmak istiyorum: Demokrasi ikiyüzlülüktür.
Eğer demokrasi özgürlükse neden bizim insanlarımız özgür değil.
Eğer demokrasi adaletse neden biz adalete sahip değiliz.
Eğer demokrasi eşitlikse neden biz eşitliğe sahip değiliz?

Şimdi bu çocuklara dünyadaki herkesin eşit ve özgür olduğunu nasıl anlatacağız?

Bu dünyanın kanayan bir yarası ve büyük bir ayıbıdır. Bu yüzden insan olarak onlara her bakımdan sorumluyuz.

İslam’ın hayata hâkim olduğu ve Müslümanların refah ve varlık içinde yaşayan, bir yaşam içerisinde dünyaya hükmettiği zamanlarda bırakın Hilafet Devleti’nin tebaası olan Müslüman Afrika halklarını, gayrimüslim azınlıklar hatta devletler dahi İslam’ın merhametinden Devlet eliyle faydalanıyorlardı. Şu örneği sizinle paylaşmak istiyorum: İrlanda, 1845-1850 yılları arasında, Avrupa’nın başka ülkelerinde olduğu gibi büyük kıtlık yaşamış, 1 milyon İrlandalı hayatını kaybetmişti. Kendisine bir talep gelmemesine rağmen harekete geçen dönemin Osmanlı padişahı Abdülmecit, 1847 yılında gıda, ilaç ve tohum dolu 5 gemiyi İrlanda’ya göndermişti. Yolda bile Osmanlı gemilerinin yardım için karaya yanaşmasına izin vermemiştir Medeni İngilizler! Osmanlı yolunu uzatıp başka yerden ulaştırmışlaradır. İrlanda halkı da bu yardımı hiçbir zaman unutmayarak, ‘ay-yıldız’ı bölgenin sembolü haline getirir. Kentin futbol takımı Drogheda United, bugün de formasında hilal ve yıldızı taşıyor. Osmanlı’nın hem maddî sıkıntı içerisinde, hem de çok uzak bir coğrafyada olmasına rağmen insanî yardımda bulunması burada dikkat edilmesi gereken önemli hususlardan biridir. Osmanlı’nın 5 Gemiyle İrlanda’da Bıraktığı İz gümüze kadar onlar tarafında unutulmamıştır. 2010 yılında Türkiye’yi ziyaret eden İrlanda Cumhurbaşkanı Mary McAleese, 1845-1850 yılları arasında Avrupa’da yaşanan ‘büyük kıtlık’ döneminde Osmanlı padişahı Abdülmecit’in ülkesine gönderdiği yardımlar için teşekkür etti. McAleese, “İrlanda halkı bu eşine az rastlanır bonkörlük girişimini asla unutmadı.” dedi. Ejdadımızla ne kadar gurur duysak azdır..

Açlık, artık Dünyanın ve dünyada ki belli yerlerin olağan problemlerinden biri olmuştur. Kuraklık görülmeyen yıllarda dahi açlık sorunu yaşanmaktadır. İç savaşlar, mültecilik ve göç sorunları, kıtanın geçimi için gerekli gıdayı üretememesi ve dışarıdan gıda ithal etmek için yeterli gelirin, paranın olmaması “açlık” kavramını Dünyanın bir gerçeği yapmıştır. Dünyanın mevcut kaynakları yaşanan açlık sorununun çözülmesi için gerekli olan besini fazlasıyla barındırmaktadır. Yapılması gereken, açlığı üreten siyasi iradenin çözümden yana adım atması ve mevcut politikaların gözden geçirilmesidir. Ülkemizde IHH, Deniz Feneri, Kimse Yokmu gibi yardım kuruluşları dünyada açlıkla mücadele eden ülkelerle ilgili dikkate değer organizasyonlar yapmaktadır.

Cehennem sadece acı çektiğimiz yer değildir,
Acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir. Artık dünya da böyle olmuş acımızı görseler duysalar bile görmemezlikten geliyorlar asıl insanı acıtanda bu zaten..

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: