Son Dakika
20 Eylül 2017 Çarşamba
24 Mayıs 2017 Çarşamba, 08:50
Orhan Samsatlıoğlu
Orhan Samsatlıoğlu orhansamsatlioglu0022@gmail.com Tüm Yazılar

Selamlaşma

Selamlaşma   Müslüman Türk milleti olarak önemli bir sosyal geleneğimiz de selamlaşmadır. Selam sözcüğü, Arapça olup; barış, rahatlık, iyi olma, hayırlı olma gibi anlamlar içerir. Bunun bir türevi olan “selamet„ de salim olma, emin olma, iyi son anlamları taşır. Selamlaşma; hem bir sosyal sorumluluk, hem de dinimizce bir sünnettir. Hatta kutsal kitabımızda peygamberlerin meleklerle selamlaşmasından […]

Selamlaşma

 

Müslüman Türk milleti olarak önemli bir sosyal geleneğimiz de selamlaşmadır. Selam sözcüğü, Arapça olup; barış, rahatlık, iyi olma, hayırlı olma gibi anlamlar içerir. Bunun bir türevi olan “selamet„ de salim olma, emin olma, iyi son anlamları taşır. Selamlaşma; hem bir sosyal sorumluluk, hem de dinimizce bir sünnettir. Hatta kutsal kitabımızda peygamberlerin meleklerle selamlaşmasından bahisle, insanların selamlaşmaları emredilmiştir. Zira selam, aynı zamanda yüce Allah’ın isimlerinden de biridir. Hiçbir çıkar beklenmeden verildiği için adına da “Allah selamı„ denmiştir.

Selamın faziletlerini Peygamber Efendimizden dinleyen sahabenin, bu faziletten yararlanmak üzere özellikle çarşıya pazara çıkıp bol bol selamlaştığı bilinmektedir. Çünkü selam, insanlar arasındaki kırgınlık, kızgınlık ve dargınlığı gideren bir davranıştır. Bir kişinin karşılaştığı birine iyilik ve sağlık dilemesi olan selam; sözle, elle, başla, vücut hareketleriyle (jest ve mimiklerle) yapılan bir eylemdir. Sözcük olarak anlamı; ben Müslümanım, benden sana zarar gelmez demektir. “Aley-küm„ sözcüğü de “sizin üzerinize olsun„ anlamındadır. Demek ki; “selamünaleyküm„ diyen biri; “Barış, rahatlık, iyilik sizin üzerinize olsun.„  diyerek karşısındaki için Allah’tan bir temenni ve dilekte bulunmaktadır. Selam verilen kişi de karşılık olarak gene dille, elle, baş ile, vücut hareketleriyle mukabelede bulunur. Bunun sözle cevabı; aleykümselam veya ve aleykümselam şeklindedir. “Ben de senin için aynı dileklerde bulunuyorum„ demektir.

Selam; tanınan, tanınmayan herkese verilir. Selamlaşan kişilerin, birbirlerinin sözlerini       duymamaları söz konusu ise, böylesi durumlarda jest ve mimiklerle yapılır.

Örneğin; başımızı selam vereceğimiz kişiye çevirmek, hafif tebessüm etmek, elimizi kalbimize götürmek, asker selamı vermek gibi hareketlerle selamlaşılır. Karşı taraf da aynı hareketlerle karşılık verir. Böylece insanlar arasında karşılıklı sevgi ve saygı doğar ve pekişir. Eğer selamlaşanlar yan yana (yakın) iseler, bu durumda sözlü selamlaşma, musafaha dediğimiz el ele tutuşma, sarılıp kucaklaşma ile de desteklenebilir. Bu; selamlaşanların birbirlerine olan arkadaşlık ve dostlukları ile doğru orantılıdır.

Kültürümüzde selam, şu yer ve durumlarda verilir: Evlere girerken (kendi evimiz de dahil), mezarlıklarda, Hz Peygamber’in ismi anıldığında, ezan ve kamet anında, camiye veya mescide girerken, namazlarda, cenaze namazında. Peygamber Efendimiz: “İnsanların en cimrisi, selamda cimrilik yapandır.  Selama ilk başlayan, daha hayırlı olandır.„ diyerek selamın anlam ve önemini gayet güzel vurgulamıştır. Keza; “Bir selam, bin hatır yapar. atasözü de selamlaşmayı anlatan kibar kelamlarımızdandır.

Her türlü hâl ve hareketlerde olduğu gibi selamlaşmada da birtakım kurallar vardır. Gençlerimize hatırlatmak bakımından bunları şöyle sıralayabiliriz:

*Küçük, büyüğe selam verir.

*Binitle giden, yürüyene…

*Ayaktaki, oturana

*Baba ve anneler, çocuklarına

*Efendi, hizmetçisine

*Az olan, çok olanlara selam verir.

Genel kural olarak; zenginin fakire, mevki-makam sahibinin, sade vatandaşa selam vermesi daha yaygındır. Bu da; bir çeşit tevazu ve alçak gönüllülük ifadesidir. Toplumdaki birlik ve beraberliği, sevgi ve saygıyı geliştirip pekiştiren bir davranıştır.

Bir de “Merhaba!„ var. Bu sözcük; bir topluluğa yeni gelip oturan kimseye, hazır olanlar tarafından selama karşılık olarak kullanılır. Anlamı da ; “Genişlenin. Rahat oturun. Hoş geldiniz.„ demektir. Oturanların her birinin, yeni gelip selam verene tek tek söylediği bir dilektir.

Şiirlerde ise “Merhaba!„ sözcüğü; şairin, övdüğü kişi için söylediği bir hitaptır.

Örneğin; Merhaba ey can-ı cânân merhaba!

Merhaba ey derde derman merhaba!

(Mevlîd. Süleyman Çelebi)

(Beyitteki merhabanın muhatabı, dünyaya teşrif eden Peygamber Efendimizdir.)

Sonuç olarak, dünyanın sanki daha bir hızla dönüyormuş gibi olduğu günümüzde, aşınan, kaybolmakta olan milli ve manevi kültürel değerlerimizi koruyup yaşatmak, karşılıklı sevgi, saygı, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek adına selamlaşmaya çok daha fazla ihtiyacımız var gibi… Bu dilek ve duygularla hepinize selamünaleyküm!..

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: