04 Şubat 2015 Çarşamba, 09:53
Üzeyir Ergül
Üzeyir Ergül [email protected] Tüm Yazılar

Şehrin Yaşadığı Hayal Kırıklıkları

Şehrin Yaşadığı Hayal Kırıklıkları

 

Son TÜİK verileri yansıtılmadı ise şehrin giriş ve çıkışındaki nüfus tabelasında şehrin nüfusu 225 bin kişiyi göstermekte. 22.06.1954 tarih ve 6414 sayılı yasa ile il olmasının üzerinden 60 yıl geçti. Her geçen gün biraz daha büyümesinin yanında son 10 yılda beklenmedik şekilde daha da fazla büyümeye başladı şehir. Kimi “büyük köy” kimi ise “girişi olan ama çıkışı olmayan şehir” diye tanımladılar Kommagene’nin en büyük varisi olan ilimizi.

Anlamlandırmakta zorluk çektiğimiz bir bağ ile bizleri kendisine bağlayan ilimizin, üzerinde yaşadığı kişilere laik bir yaşam sunmamasının nedenleri konusunda birazcık kafa yormam gerekliliği, bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı hissettirdi üzerimde. Geçmiş yıllarda birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve yaşayan her medeniyetin bıraktığı eserler ile âdete açık hava müzesini andıran ilimizin geçmişinde ki o muhteşem birikimin üzerine neden güzel bir yaşam inşa edemediği; sanırım sorulması gereken can alıcı soru olarak karşımızda durmaktadır.

225 bini aşan il merkezi nüfusu ile “büyük köy” tanımlamasını geride bırakmaya hazır bir konumuna gelmiş bulunmakta ilimiz. Son 10 yılda kimsenin tahmin edemeyeceği bir şekilde büyüyen ilimiz “hayattan fazla beklentisi olmayanlar için” ideal bir yaşam merkezi konumuna gelmiş bulunmaktadır. Nüfus ve yerleşim yerlerindeki büyümeye paralel olarak iş sahalarının olmayışı ekonomik anlamda ileriye değil de işsizlik verilerine göre geriye gittiğimizi bizlere hatırlatan bir dipnot olarak yanı başımızda durmaya devam etmektedir.

“Girişi olan çıkışı olmayan il” tanımlamasını bu yıl hizmete girecek olan Nissibi Köprüsü ile geride bırakmaya hazırlanan ilimiz ne yazık ki şimdiye kadar işin ehli olamayan kişiler tarafından yönetildiği için çıkış kapısı var edememiştir çıkmaz olan haline. Birileri gelişmişliği gerçekçi olmayan beklentilerde bulmuştur. Adıyaman nasıl gelişecek diye sorulan soruların birçoğu gerçekleşmiştir ama ne yazık ki Adıyaman yerinde saymaya devam etmiştir.

Gelin sizinle ilimizde yaşayan kişileri beklenti içine sokan ancak beklenen etkiyi gösteremeyen bazı durumlara göz atalım.

 

ÜNİVERSİTE

İlimizin kendisine ait bir üniversitesi olursa gelişme o zaman olacaktır diyenlerin hali ortadadır. Üniversiteyi şehre para getirecek bakış açısı ile ele alanların hüsrana kapılmış olmaları şaşılacak bir durum olmaktan çok uzaktır. Üniversitelerin ülkemizdeki yüklenmiş olduğu misyon tabeladan ibaret olmalarının önüne ne yazık ki geçememiştir. İlimizde daha önce var olan komşu illerdeki üniversitelere bağlı olarak kurulan yüksekokul ve fakültelerin ilimizde kurulacak olan bir üniversiteye bağlanmaları ile ilimiz beklenen değişimi gerçekleştirecektir diyenlerin yanılmaları için birkaç yıl beklemeleri yeterli oldu sanırım. Üniversitenin şehrimizi değiştirip dönüştürmesi beklentisi şehrimizin yaşadığı en büyük hayal kırıklıklarından biri oluverdi diyebiliriz. Üniversitenin ne olduğunu kavramayanların bu beklentisi sonrası şehirde meydana gelen olumsuzlukların birçoğunun kaynağı olarak üniversite göstermeye başlamaları aynı yalanın devamı olarak sürmektedir.

 

PETROL

İlimizde çıkarılan petrol ülke petrolünün yaklaşık %60’nı oluşturmaktadır. İlimize faydası ise ne yazık ki rafinerilerin ilimizde olmaması nedeni ile yok denecek kadar azdır. En kıymetli enerjiler arasında halen ilk sıralarda yer alan petrol gibi bir yer altı kaynağına sahip ilimizde bundan nasıl daha fazla yararlanabiliriz, bizlere ne gibi faydası olur diye düşünecek kişilerin olmayışı hanemize petrolü de eksi olarak yazmamıza neden olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Yaşanabilen en büyük hayal kırıklığı olarak karşımızda durmaktadır çıkış kapısı aramışlığımıza. 20. Ve 21. Yüzyılda ülkelerin dış politikalarını belirleyen etmenlerin en başında gelen böyle bir yer altı kaynağının gözlerimizin önünde gidiyor oluşunu izlemek sanırım ilimizin yönetiminde söz sahibi olanların bizlere en kötü hizmeti olsa gerek.

 

ATATÜRK BARAJI

İlimiz insanların yaşadığı diğer bir hayal kırıklığına Atatürk Barajı’ndan beklentilerine bağlayabiliriz. Bir ilçesini(ki bu ilçe ki tarihe tanıklık etmiş Samosata’dır) ve 80’ne yakın köy yerleşim yerini sular altına gömen ilimize ülkemizin en büyük barajı ve enerji kaynağı olan Atatürk barajının faydasının olmaması sanırım hayal kırıklıkların en büyüklerinden biri olarak adlandırmak hiçte yanlış olamayacaktır. Düşünün -bir inek misali ağzı Adıyaman topraklarında ilimizden besleniyor ancak göğüsleri Urfa sınırlarında olduğu için sütünü Urfa ilimiz sağıyor. Bu büyük çerçeveyi göremeyenler paranın üzerinde Atatürk Barajının neden sadece Urfa’ya aitmiş gibi gösteriyor oluşundan rahatsızlık duyup oraya Adıyaman isminin yazılmasını yeterli bulmakla yetiniyorlar. Buda bizleri işinin ehli olmayan kişiler tarafından nasıl yönetildiğimizin en büyük göstergesi sanırım. Atatürk barajı ile ilgili hayal kırıklığımız daha çok devam edeceğe benziyor.

 

NEMRUT DAĞI VE MİLLİ PARKI

Nemrut Dağı, tanrıların en yüksek tahtlarından biri konumunda. Bir zamanlar dünyanın yedi harikasından bir olarak tanımlanırdı. Uluslararası festivaller yapılırdı. Sonra yerel ölçekli yapılmaya başlandı, zamanla onlarda terk edildi. Kendi halkına yabancılaştırılan nemrut dağı gibi yılın yaklaşık 9 ayı yabancı ve yerli turist çeken yerinin ne yazık ki ilimize beklenen katkısının olmadığı gün yüzündedir. Aslına bakarsanız Nemrut Dağı ile ilgili beklentimizin ne olduğu bile tam olarak ortaya konulmamıştır. Malatya ile girişilen Nemrut Dağı kime aittir münakaşası dışından ilimiz yöneticilerinin Nemrut Dağını sahiplenmesini gösterecek bir etken olmamıştır. Nemrut Dağı, Cendere Köprüsü, Arsemia vb. birçok ören yerine sahip olan ilimizde ne yazık ki turizmi coşturacak projelerin yapılmıyor oluşu Nemrut Dağı konusunda da nasıl bir hayal kırıklığı yaşadığımızı gün yüzüne sermektedir.

 

DEMİRYOLU

Başbakan Davutoğlu’un ilimizi son ziyaretinde kendisinden talep edilen Demiryolu talebini red etmemesi içimizden bazılarının şehrin gelişmişliğini demiryolunda görüyor olması yaşanacak bir başka hayal kırıklığı olacaktır sanırım. Elbette ki hızlı tren günümüz koşullarında var olması gereken ve ulaşımı en hızlı şekilde gerçekleştirmesi açısından olumlu birçok etkiye sahiptir. Ancak demiryollarının 1950’li yıllarda sanayileşme ile birlikte hammaddelerin taşınması açısından taşıdığı önem 2010’lu yıllarda devam etmemektedir. Daha önce demiryolunun ilimize gelmesini engelleyenlerin 1950li yıllarda ilimize yaşatmış oldukları bu hayal kırıklılığının etkisi de uzunca yıllar kendisini hissettirmeye devam edecektir.

Yukarıda belli başlıklar altında birkaç tanesini açıklamaya çalıştığım hayal kırıklıklarının etkisi hepimizi bir şekilde etkilemiştir ve etkilemeye de devam edecektir. Bizleri yönetmeye talepte bulunanların geçmişten ders çıkarmasının önemli olması kadar bizlerinde neleri nasıl talep etmemiz konusunda bir özeleştiri vermemiz gerekmektedir. Şehir bizim, yönetimde olan söz hakkımızı sonunan kadar kullanalım.

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: