08 Aralık 2014 Pazartesi, 11:12
Hamza Çelenk
Hamza Çelenk [email protected] Tüm Yazılar

Şehir Politikaları ve Geleceğinin Düşmanı İnsan

Şehir Politikaları ve Geleceğinin Düşmanı İnsan   Günümüz itibariyle ekonomik alan başta olmak üzere sosyal yaşamı da içine alacak şekilde en güçlü girdilerin olduğu yer şehir merkezleridir. Ticaret hacminin genişliği ve üretim ilişkilerinin şekli göz önüne alındığında bu durum kendini daha rahat bir şekilde belli etmektedir. Ticaret hacimlerinden ve üretim şeklinden dolayı şehirlerin cazibe merkezi […]

Şehir Politikaları ve Geleceğinin Düşmanı İnsan

 

Günümüz itibariyle ekonomik alan başta olmak üzere sosyal yaşamı da içine alacak şekilde en güçlü girdilerin olduğu yer şehir merkezleridir. Ticaret hacminin genişliği ve üretim ilişkilerinin şekli göz önüne alındığında bu durum kendini daha rahat bir şekilde belli etmektedir.

Ticaret hacimlerinden ve üretim şeklinden dolayı şehirlerin cazibe merkezi olmaya devam edecek gibi görünmeleri şehirler hakkında derli toplu çalışmalar yapmaya ve projeler üretmeye de sebep oluyor. Yani ticaret hacmi ve üretim çeşitliliği gibi özellikler şehirlerce taşındığı sürece şehre yönelimin de daha fazla artacağı için o yönelimi tatmin edecek politikalara ihtiyaç duyulacaktır.

Ülkeler de bunu göz önüne alarak hareketliliğin çeşidine göre şehirler hakkında ciddi projeler üretmeye başladılar. Fakat geliştirilen projelere rağmen bugüne kadar dünyanın çoğu yerinde bu noktada sağlıklı bir şehir politikası üretilmediği de bir gerçektir.

Şehir politikaları insan yaşayışı alışkanlıkları ve kültürel yapısı ile iç içe geçmiş gözüktüğü için politikalar üretilirken hem modern şehrin gereklilikleri hem de kültürel formlar beraber değerlendirilmelidir.

Sürdürülebilir politika nedir sorusun cevabı her şehrin kendi gerçekliğinde gizlidir. Şehrin kendi gerçekliği nedir? Bir şehri başka şehirlerden ayıran faktörler hangileridir? Bu faktörlerden hangileri iyi değerlendirildiğinde şehre artı bir değer katar?

Sürdürülebilir politikanın ilk basamağı kaynağı ve kaynak çeşitliliğini sürekli kılabilecek yatırımlardır. Bu sürekli olabilecek yatırımlar günümüz itibari ile daha da popüler olan kentsel dönüşüm şekilleri değildir ve olmamalıdır. Bir politikanın daimi oluşu günlük giren ekonomik çarkın getirdiği arsa rantı ile ölçülüyorsa o rantın nereye kadar şehri kaldıracağı ve o rantın şehrin imarında ne tür sıkıntılar meydana getireceği göz önüne alınmalıdır.

Kentsel dönüşümün oluşturacağı rant, şehirlerin geleceğini tehdit eder bir duruma gelmeden şehirlerin imarı ile ilgili projeler tekrar gözden geçirilmelidir. Çünkü günübirlik arsa fiyatlarının artışı bir şehir için ekonomik girdi sağlayan bir alan değildir. O alan, daima oluşabilecek bir alan olmadığı gibi girdi sağladığı çevre ve daimiliği de sorgulanan bir modeldir.

Onun için imar ile ilgili çalışmalar şehrin yüzyıl sonraki geleceğini tehdit eder yapıda olmamalıdır. Günlük para edinme ve diğer siyasi çıkarlar şehirlerin bu yönde ufkunu karartmaktadır. Kısa zamanlı kar payı için şehirlerin en olmadık yerleri imara açılıp şehirlerin geleceği karartılmaktadır. Tarım arazileri betonlara gömülmekte, elli yıllık bir zaman dilimi için koca gelecek ve sonraki nesillerin hakları göz ardı edilmektedir.

Bu konuda imarda yanlışı olan yönetimlerin hesap verebilirlilik alanında olan kabahatin zaman aşımına uğramaması yönünde bir yasal zemine de ihtiyaç duyulmaktadır.

Sürdürebilir şehir politikasında ekonomik yönden mutlaka göz önüne alınması gereken yön şehrin girdi çeşitliliğini göre alanlar açmaktır. Ham madde, üretim alışkanlıkları ve kalifiye eleman bu alanın vazgeçilmezleridir.

Sosyal yönden ise: sosyal yaşam alanlarının şehrin maksimum kapasitesinin çok daha ötesinde alanlar açmaktır. Şehirlerin merkezinde ve dışında geniş parkların ve çeşitli sosyal aktivitelerin yapılacak merkezlerin açılması şehirlerin bu alanda doyması için gerekli rahatlığı sağlayacaktır.

Sürdürülebilir şehir politikalarında göz önüne alınması gereken en önemli şey, bugünün normalde doğru gibi gelen imar politikaları, çok farklı yönlere kayan sosyal ilişkilerin ve anlık menfaat/ kar girdilerinin gözümüzü gerçek olandan alıkoymamasıdır. Bu, kendisiyle beraber daha reel düşünmeye ve davranmaya götürür.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: