Son Dakika
18 Ekim 2017 Çarşamba
03 Mart 2015 Salı, 09:13
Arif Çakmak
Arif Çakmak arifcakmak02@gmail.com Tüm Yazılar

Seçim Monologları 2

Seçim Monologları 2   Aday adayları belli, Sırada; stratejiler,  reklamlar, kulisler. Güç gösterileri, davetler, basın toplantıları. Temayül yoklamaları, ön seçimler, atamalar… Parti genel merkezindeki nöbetler. Televizyona çıkma telaşı. Billboardlarda kendini herkese gösterme. Tabi ki, el ilanlarını ve gazete reklamlarını da unutmamak gerekir. İnsanlara daha sevecen görünmeye çalışma. “Kimsenin geleceğe yönelik projesi yok.” Klasik vaatler. Alışageldiğimiz […]

Seçim Monologları 2

 

Aday adayları belli,

Sırada; stratejiler,  reklamlar, kulisler.

Güç gösterileri, davetler, basın toplantıları.

Temayül yoklamaları, ön seçimler, atamalar…

Parti genel merkezindeki nöbetler.

Televizyona çıkma telaşı.

Billboardlarda kendini herkese gösterme.

Tabi ki, el ilanlarını ve gazete reklamlarını da unutmamak gerekir.

İnsanlara daha sevecen görünmeye çalışma.

“Kimsenin geleceğe yönelik projesi yok.” Klasik vaatler.

Alışageldiğimiz seçim klasikleri.

Şu aralar Adıyaman gibi küçük yerleşim yerlerinde herkesin bir aday adayı mevcut.

Kime sorarsan sor, mutlaka aday adaylarından biri ile akraba olduğunu görürsünüz.

Yani herkes kendi aday adayı ile seçime hazır.

Buraya kadar her şey yolunda.

Aday seçimi yapıldıktan sonra ne olacak.

Milletvekili asıl adayları belirlendiğinde, siz olacaklara bakın.

Bir miktar hayal kırıklığının yanı sıra yepyeni bir heyecan başlayacak.

Önce bir kısım insan partisinin adayını beğenmeyecek.

Hatta tepki gösterenler olacak.

“Yazıklar olsun bu kadar emek verdik.”

Bir kısmı, göstermelik küsecek.

“Değerimi bilemediler.”

Adaylığa seçilemeyenlerin bir kısmı, halkın gücü, yeni demokrasi gibi sloganlarını unutup kendi partilerine savaş açacak.

Bazısı seçimlere bağımsız girmeyi deneyecek.

“Kimse halkın gücünü yok sayamaz.”

Bazısı da hiçbir şey yokmuş gibi davranacak.

“En azından denedim kısmetse diğer seçime.”

Seçilemeyen istifa etmiş kamu görevlileri görevlerine başlayacaklar.

Dışarıdan gelenler gerisin geriye dönecekler.

Birkaç gün her şey normale dönmüş gibi gözükecek.

Mevsim bahar olduğu için çiçekler açacak, kelebekler etrafa saçılacak.

Fırtına öncesi sessizlik.

Ansızın, bir sabah yoldan geçen reklam giydirilmiş bir minibüsün üzerindeki hoparlörlerden gelen seçim müziklerine uyanırsınız.

Birden, cadde ve sokakların parti bayraklarıyla donatıldığını fark edersiniz.

Artık her adayın bir seçim merkezi (kıraathane) vardır.

Her akşam kalabalıklar, sloganlar, konuşmalar ve tabi çoğu kez çığ köfte ziyafetleri.

Tabi, arada yaşanacak gerginlikler, kavgalarda işin tuzu biberi.

Köy ziyaretleri. Vatandaşların talepleri.

Yazılı olarak verilecek vaatler.

“Herkese iş ve aş.”

Kamu kurum ve kuruluş ziyaretleri.

Sendikaların nadiren hatırlandığı ve ziyaret edildiği dönemler.

-Gerçi bizde, herkesin ziyaret ettiği bir sendikası var.-

Seçime kadar olağan üstü bir hareketlilik.

Ya sonra;

Sonrası malum.

Kaybedenlerden, ya sonuçlara itiraz ya da erken seçim çağrıları.

Kazananlarda, önce genel bir teşekkür konuşması, ardından Ankara yolları.

Vatandaşsa, ne oldu ne değişti hayatımızda. “Böyle olacağı belliydi.” der ve perde kapanır.

 

J.R.R. TOLKIEN Yüzüklerin Efendisi Kitabının birinci bölümü olan Yüzük Kardeşliği Kitabında Karamanlarından biri olan Bilbo Baggins doğum gününde bir konuşma yapar.

Söze “Aziz Bagginsler ve Boffinler ve aziz Took-lar, Brandybucklar, Grubblar, Chubblar, Barınaklar, Boynuzüfleyen-ler, Toluklar, Belkuşaklar, lyikişiler, Porsukevler ve Ayağıkibirliler.” diye başlar ve şöyle bitirir:

“Her şeyden önce, hepinizden ne kadar çok hoşlandığımı, yüz on bir yılın böylesine mükemmel ve şayanı takdir hobbitler arasında yaşamak için çok kısa bir süre olduğunu söylemem gerek.

İçinizden en az yarısını, arzuladığımın yarısı kadar bile tanımıyorum

ve yarınızdan azını da hak ettiğinizin ancak yarısı kadar sevebiliyorum.”

Sözleri bitince parmağına o meşhur yüzüğü takarak ortadan kaybolur. Etraftaki herkes şakın. Ne oldu? Ne demek istedi? Nereye gitti?

Bizim seçimlerimiz de biraz böyle oluyor galiba. Kimse ne olduğunu anlamadan başlayıp bitiyor. Sonunda aslında pek bir şey değişmiyor. Sadece arada sırada yüzler değişiyor.

Seçim ertesi sabah kalkarsın, varsa bir işin gidersin. Yoksa, aman canım, seneye yeni bir seçim olur nasılsa….

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: