Son Dakika
19 Ağustos 2017 Cumartesi
25 Eylül 2014 Perşembe, 08:35
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

Savaş sizin olsun, barışı verin yeter

Savaş sizin olsun, barışı verin yeter   Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Amerika’da İŞİD’le ilgili söylediği “askeri ve siyasi her türlü desteği veririz” açıklamasını “talihsiz bir açıklama” olarak değerlendiriyorum. Böylece son söyleyeceğimi, ilk önce söylemiş oldum. Gelelim gerekçelerime… Tarih boyunca ortaya çıkan ve çok kan döken örgütleri sıraladığınızda, İşid, bunların içinde “alçaklıkta ilk sıralara” yerleşeceğine inanıyorum […]

Savaş sizin olsun, barışı verin yeter

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Amerika’da İŞİD’le ilgili söylediği “askeri ve siyasi her türlü desteği veririz” açıklamasını “talihsiz bir açıklama” olarak değerlendiriyorum.

Böylece son söyleyeceğimi, ilk önce söylemiş oldum.

Gelelim gerekçelerime…

Tarih boyunca ortaya çıkan ve çok kan döken örgütleri sıraladığınızda, İşid, bunların içinde “alçaklıkta ilk sıralara” yerleşeceğine inanıyorum ama buna rağmen, ülkemizin İşid’e karşı savaşta yer almasına asla taraf olamam.

Ülkemize direkt yapılan bir saldırı dışında, hiçbir savaştan yana olmadım ve insanlık anlayışım da olmamam gerektiğini söyler.

Ancak, sadece ülkemize değil, insanlığa karşı işlenen suçlar için de ülkelerin yapacakları var…

Mesela diye başlasam, tarihin ilk dönemlerine kadar giderim ve hepsinde de mazlumların yalnızlığını anlatacak söz bulurum, destek ise pek sönük kalır…

Tarihi eşeleyip, derin acıları gün yüzüne çıkarmaya gerek yok.

Bugüne baksak bile, mazlumların nasıl kendi kaderleriyle baş başa bırakıldıkları, adeta ölüme terk edildikleri, hiç hesaba alınmadıkları ve sadece “rakamsal” olarak “ölüm” hanesine eklediklerini görebiliriz…

İsrail’in, ABD ve batının desteğiyle kadın, çocuk, genç, yaşlı, sivil, asker demeden, hatta “insani” yardım için canını ortaya koyanları bile öldürmekten çekinmediği zamanlarda dahi, İsrail’e çemkiren bir batı göremedik…

Suriye’de yüzbinlerce sivil insanı öldüren, minicik bedenlere kurşun sıkan “katil” olduğu resmen kesinleşen Esed’e karşı, batının “yüzünü ekşittiğini” dahi görmedik…

Mısır’da hiçbir suçu olmayan ve sadece “insan gibi” özgürce yaşamak isteyen silahsız vatandaşların üstüne aşağılıkça ateş açan Sisi’ye kızıp, küseni de görmedik…

Halepçe’de Kürtleri cayır cayır yakarken de Saddam’a haddini bildiren bir batılı göremedik.

Kaddafi’nin kendi halkına yaptığı zulmü, onlarca yıl boyunca izleyen batının, Kaddafi’ye “ayağını denk al” dediğini de görmedik…

Elbette gün geldi, hem ayağını denk aldırdılar, hem haddini bildirdiler, hem de dünyayı zindan ettiler…

Ta ki, çıkarları zedelenene kadar…

Bunu yaparken bile sivil insanları katlettiler, masum çocukların kanına girdiler, kadın, yaşlı demeden öldürdü, hatta daha iğrencini Ebu Gureyb Cezaevinde yaparak, bu iğrenç anı ölümsüzleştiren kareleri de yüzleri kızarmadan fotoğrafladılar…

Yazıya konu olan terör örgütü İşid, Esed’in zulmüne sessiz kalırken, hatta destek verirken, Irak’ta “kendisi gibi düşünmeyen” veya “kendisi gibi inanmayan” bazen de “kendisi gibi görünmeyen” insanların kafasını keserken, kadınlara tecavüz ederken de batının sesi çıkmadı.

Bugün yerinden yurdundan olan, Şiiler, Yezidiler, Kürtler, Türkmenler, Araplar ve daha niceleri, ülkemize sığınırken, onlara bir parça ekmek, bir tas su uzatmaktan bile kaçındılar…

Şimdi kalkmış, İşid’e haddini bildirmeye kalkıyorlar.

İşid, bir terör örgütüdür…

İhale sonucu, aldığı görevi yerine getiren ve Amerika’yla “sıkı” dostluğu olan aşağılık bir örgüttür.

En kötüsü ise bütün bu iğrençliklerini “İslam” adını kullanarak yapmasıdır ki, böylelikle hem İslam dinine, hem Müslümanlara, hem de insanlığa karşı büyük bir suç işlemektedir.

Bu açıdan bakınca, İşid’e haddini bildirmek, bir haktır…

Ama bunu yapacak olan, Irak askerini ülkeden kaçırtan, İşid’e tüm kapıları açan Amerika’dır, Türkiye değil…

Hâlbuki Suriye’de, Irak’ta yaşananlara sessiz kalmayan tek ülke Türkiye’dir…

Bunu insani olarak yapan ülkemiz, pastadan pay kapma, petrole konma, toprak parçası ele geçirme derdinde olmadığı gibi, boşalan koltuğa oturtacak bir kukla peşinde de değildir.

Bizim tek derdimiz, masum insanların daha fazla ölmemesidir.

Daha çok insanı acı çekerken görmek istemiyoruz.

Çocukların gözlerinden yaşlar akmasın, analar, babalar evlatları için uzun ve ölümüne bir yolculuğa çıkmasın istiyoruz.

Biz insanlığın böylesine acılarla imtihan edilmemesini istiyoruz.

Çıkar için bir birinin boğazını kesen, katiller ordusuna destek çıkan ülkelerin aklını başına alması gerektiğini düşünüyoruz.

Amerika’nın beslediği bir terör örgütünü, işi bittiği için bitirecek koalisyonda yer almak istemiyoruz.

Biz, katillerle birlikte, aynı safta, aynı amaca hizmet etmek istemiyoruz.

Esed’in veya İşid’in öldüremediği sivilleri, havadan atılacak bombalarla öldürülecek olunmasına tahammül edemiyoruz.

İşid’den bu kadar nefret eden ABD, beslediği örgütün paçasına sarılmasını beklemeseydi ve o beklediği sürede masum insanlar ölmeseydi, yerinden yurdundan edilmeseydi belki çağrıları anlamlı, katkımızın da değeri olurdu…

Ama şimdi, girişilen savaş, başka masum insanların ölmesinden öte bir işe yaramayacak. Mesele İşid ise “beslediğiniz gibi öldürün” bizi pis işlerinize alet etmeyin…

 

Tweetimden seçmeler

Bizler, avlunun acı otlarıydık / Hepimiz dört bir yana dağıldık / Bir vefalı çıkar diye bekledik / Zamanı zamana boş yere ekledik

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: