19 Temmuz 2016 Salı, 08:18
A. Hakan Karayılan
A. Hakan Karayılan [email protected] Tüm Yazılar

SAPKIN (FETÖ VE BENZERİ) DİNİ ANLAYIŞLARININ ŞİFRELERİ

SAPKIN (FETÖ VE BENZERİ) DİNİ ANLAYIŞLARININ ŞİFRELERİ Dinin ne olduğu ve hatta ne olmadığı yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de net olarak ortaya konmuştur. Allah’a ait özellikler ve sıfatlar net bir şekilde belirtilmiş, kulun da kim ve ne olduğu, görev ve mesuliyetleri de açıkça ayetlerde ifade edilmiştir. Allah ile insan arasındaki mutlak sınırlar belirlenmiş, en büyük zulmün […]

SAPKIN (FETÖ VE BENZERİ) DİNİ ANLAYIŞLARININ ŞİFRELERİ

Dinin ne olduğu ve hatta ne olmadığı yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de net olarak ortaya konmuştur. Allah’a ait özellikler ve sıfatlar net bir şekilde belirtilmiş, kulun da kim ve ne olduğu, görev ve mesuliyetleri de açıkça ayetlerde ifade edilmiştir.

Allah ile insan arasındaki mutlak sınırlar belirlenmiş, en büyük zulmün Allah’a eş koşmak ve O’na ait sıfatlara haiz olduğunu iddia etmek olduğu belirtilmiştir.

Bunun yanında Peygamberlerin de görev ve sorumlulukları ve sınırlılıkları, Allah karşısında kul oldukları, gaybı bilmedikleri, kendi heva ve hevesleriyle konuşamayacakları, kendilerince yeni din ihdas edemeyecekleri, Kur’an çerçevesinde bir din anlayışına sahip olmaları gerektiği gibi bir çok konu kesin bir kayda alınmıştır.

İman, ibadet, ahlak ve muamelata dair emirler ayetlerle açıklanmış, dünya ve ahiretle ilgili bilinmesi gerekenler de yine ayetlerle belirtilmiştir.

Ancak, hem Kur’an’ın nüzulünden önce hem de sonra, yanlış dini telakkiler devam ede gelmiştir. Din tasavvurunu kendi heva ve heveslerine göre şekillendirenler yeni bir din anlayışı ortaya çıkarmışlardır.

Günümüzde Yeni Dini Anlayışlar olarak karşımıza çıkan bu sahte din ve dindarlık biçimlerinin temel özelliklerini sıralamak da fayda vardır;

Mehdi veya daha çok bir kurtarıcı beklentisi içindedirler; Dünyanın sonunu yaklaştığına inanan bu kimseler kendilerini kurtaracak birisinin gelişini oluşturacak faaliyetler içine girmişlerdir.

Cemaatin zirvesinde sınırsız otorite ile donatılmış karizmatik bir lider bulunmaktadır. Bu lider, karizmatik yapısıyla  insanları etkileme gücüne ve taraftarlarının kurtuluş reçetesine sahiptir.

Cemaat liderini peygamberin varisi gibi görüp, Allah ile vahy iletişimi olduğunu iddia ederler. Ayrıca bu kişinin insanüstü özelliklere sahip olduğunu iddia ederek sonsuz bir tazimde bulunurlar.

Cemaat liderinin ve sorumlularının emir ve görüşlerine mutlak itaat vardır. Bunları sorgulamak imanın tehlikeye düşmesi olacağından itaat dini bir vecibedir.

Kendi cemaatini kurtulmuş ve hidayete ermiş ilan ederek, diğer cemaatlere karşı içten içe düşmanca bir tutum içindedirler. Hatta onları yollarını kaybetmiş olarak görme temayülü ağırlıktadır.

Cemaatin içinde gizlilik esastır. Öyle ki cemaat mensupları arasında dahi ciddi bir güven problemi vardır.

Kurtuluş reçeteleri sunarak; kurtuluşun yalnızca bu karizmatik lidere ve cemaate/birliğe münhasır olduğuna inanırlar. Bunlar üstatlarının belirlemiş olduğu dini ritüelleri okuyup, uygulayarak kurtulacaklarına inanırlar.

Bu yapılarda birey değil, topluluk esastır. Bunun için üyeler gerekirse ailelerinden, çocuklarından vb. vazgeçebilirler.

Takiyye esastır. Bunun için dini kurallar yerinden oynatılabilir. Örneğin; tedbir için, içki içilebilir, veya namazlar kılınmayabilir, hatta kadınların tesettürü bile feda edilebilir.

Ekonomik boyut, dini yapının sürdürülmesi için elzemdir; Bundan dolayı müntesipler oluşumun doğal bir üyesi, pazarlayıcısı ve müşterisidir de.  Maddi olanaklarını bu uğurda feda etmek kurtuluşun alametlerinden birisi olarak gösterildiğinden  böylesi oluşumlar çok zengindir.

Dünya makam ve mevkiini ele geçirip bunları kendi cemaatleri için kullanma hakkını kendilerinde görürler.

Yukarıda kısaca saydığımız özellikler bugün kendisini dünya lideri gören ve kendisine Mehdi denilmesine hiç ses çıkarmayan bir kişi ve topluluktan südur ediyor.  Ne acı ve acziyet.

Dünya Müslümanlarının birlik ve dirliğe ihtiyacı olduğu bir zamanda,  kendi devletine sinsice sızan, hem devletine ihanet eden, hem de dini grup ve cemaatleri töhmet altında bırakan bu cemaat ve üyeleri,  ne yazık ki bu eylemleri önce dünyalık güya da cennet hesabı üzerine yaptıklarını iddia ediyorlar.

Gözleri dönmüş, makam, mevki ve güç için milyonlarca dindarın maddi ve manevi kaynaklarını kurutmuş böylesi bir yapı, Müslümanlara ve İslam’a zarar vermektedir.

Gün uyanma ve dini açıdan kendimizi sorgulama günüdür. Bireylerin değil, Allah’ın hükmünün (Kur’an) altında birleşme ve ona teslim olma günüdür.

Bunun için; Biz Müslümanlara düşen, Allah’ın sağlam ipi olan Kur’an’dan vazgeçmemek ve istikametten ayrılmamak, Allah Resulünün sahih sünnetinin peşini bırakmamaktır.

Bunun için de yalnızca dinin sadece bir bilgi olmadığı, yaşandığı bir anlayışı kabul etmemiz gereklidir. Aklın kimsenin ipoteğine verilmediği, hiçbir söylem ve kişinin mutlaklaştırılmadığı bir inanma biçimine sahip olmalıyız. Vesselam…

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: