Son Dakika
17 Ağustos 2017 Perşembe
03 Temmuz 2017 Pazartesi, 07:05
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

Sanki biz çok adalet istiyoruz!

Sanki biz çok adalet istiyoruz! Bu defa çuvaldızı karşı tarafa, iğneyi de kendi tarafımıza batırmak istiyorum. CHP’nin ajanlık yapan vekilini bahane ederek başlattığı adalet yürüyüşü sürüyor. Bu arada, bizler de ülkede adalet varmış gibi bir savunmaya geçiyor, neyi savunduğumuzu da ya bilmiyor ya da tam anlatamıyoruz. Özellikle AK Parti’ye yakın olan siyasetçiler, yazarlar, akademisyenler, yorumcular […]

Sanki biz çok adalet istiyoruz!

Bu defa çuvaldızı karşı tarafa, iğneyi de kendi tarafımıza batırmak istiyorum. CHP’nin ajanlık yapan vekilini bahane ederek başlattığı adalet yürüyüşü sürüyor. Bu arada, bizler de ülkede adalet varmış gibi bir savunmaya geçiyor, neyi savunduğumuzu da ya bilmiyor ya da tam anlatamıyoruz.

Özellikle AK Parti’ye yakın olan siyasetçiler, yazarlar, akademisyenler, yorumcular veya vatandaşlar, CHP’nin başlattığı, tüm terör örgütlerinin desteğiyle süren yürüyüşe tepki koyuyor.

Belki de, Adalet Yürüyüşü, adalet aramadığını haykıra haykıra devam ettiğinden, haklı bir tepki alıyor.

Tıpkı masum insanları kasteden teröristlerin “barış” demeleri kadar sırıtıyor ve hatta bazen iğrenç hale bürünüyor.

Onlar çok çirkin bir şekilde adalet istiyor diye, biz de çok çirkin bir şekilde “adalet var” havasına bürünüyoruz.

Oysa hepimiz de çok iyi biliyoruz ki, cumhuriyetin hiçbir döneminde ülkemizde adalet olmadı.

Sadece “yargı” olarak düşünmeyin, hayatın her alanı adil değildi.

Her seferinde bir kesim için adil değildi, bazen birçok kesim için adaleti mumla arar hale geliyorduk ama kabul edelim ki, en çok da Müslümanlar olarak haksızlığa uğrayan kesim olduk.

Bugün de dünden farklı mı, diye kendi kendimizi kontrol etsek, hiç de fena olmaz.

Sorunun esas kaynağı, CHP’nin adalet arayışı içinde olmaması, bugüne kadar hiçbir zaman da adaletle işinin olmamasıdır.

Ama bizim olmalı…

Özellikle de Müslümanların…

Adil olmak, dinimizin olmazsa olmazlarındandır.

Özellikle Hazreti Ömer’in yüzlerce kıssaya konu olan “adaletli duruşu” her Müslüman’a örnektir.

Belki de adil olmak, ahlaklı olmayla başlıyordur, belki de ahlaklı olanın, adaletsiz olması mümkün değildir.

Ama ne olursa olsun, “insan” olan herkesin, ilk başta adil olması gerekir.

Bunu da “kendine adalet” değil, önce başkasına adalet isteyerek, sağlayarak ve bunun için çabalayarak kazanabilir.

Bizde öyle mi?

Bizde derken, ülkemizde demek istiyorum.

Bütün kesimleri içine alarak şunu rahatlıkla söyleyebilir miyiz; bizden olanın tırnağına zarar gelse yeri göğü inletiriz, ama “sevmediğimiz” kişi, grup, parti veya cemaatten birinin boynu yedi yerden kopsa “oh olsun” demezsek bile, içten içe bir sevinç dalgası sarar mı bizi?

Sahi bu ülkede neyimiz adaletli?

Mahkemelere güveniniz yüzde kaç seviyesinde?

Bu seviye, sizin davanızla başkasının davası arasında ne kadar değişiklik gösteriyor?

Ülkemizde eğitim sistemimiz tüm kesimlere ne kadar eşit şekilde dağıtılıyor?

Memurlar, ücretlerini ne kadar hak ediyor,  hak ettiği ücreti ne kadar adilane bir şekilde alıyor ve bunu ne kadar adil bir şekilde evine, ailesine veya başka yerlere harcıyor?

İşçiler de öyle…

Ya emekliler, sefalet ücretine mahkûm edilen emekli, dul, yetim ve asgari ücretliler de “insanca yaşamayı” sizce hak etmiyor mu?

Bir insanın emekli olması, asgari ücretli olması ya da kimsesiz olması, onu insanlıktan mı çıkarıyor, o artık evine ekmek götürmese de olur mu, bebesi süt içmese de olur mu, tenceresi kaynamazsa da olur mu?

Sana tatil hak da, bana hak değil mi?

Sen en lüks araca binerken, ben onun tekerine bile sahip olamıyor olmam, benim payıma düşen mi?

Sen işini biliyorsun, belki de çalıyorsun, belki çırpıyorsun ve belki de rüşvet yiyorsun ve bu şekilde lüks içinde yaşıyorsun diye, adalet sana hak, bana haram mı?

Sahi o yürüyüşe katılan da, o yürüyüşü eleştiren bizler de, vergimizi bihakkın veriyor muyuz, ya fitremizi ya zekâtımızı ya sadakamızı…

Ya da yanımızda çalışanların emeğinin karşılığını, henüz alnının teri kurumadan ve tam olarak ödüyor muyuz, SGK’sını yatırıyor muyuz, her türlü hakkını fazlasıyla ödüyor muyuz ve bunu içimizden gelerek yapıyor muyuz?

Sadece Türkiye’de değil, kapitalist sistemin kölesi haline gelen her yerde, insanca yaşamanın yolu, insanlık dışı şekilde edinilen mala kalmış.

Ülkemizde adalet yok, bu doğru, bunun tartışmasına dahi girmem.

Ama asıl adalet isterken, ne kadar adil olduğunuzu ve bunu ne kadar yürekten istediğinizi gösterebilirsiniz.

CHP, bugüne kadar bütün zulümlerde ve haksızlıklarda parmağı olan bir partidir.

CHP’nin dümen suyuna gidenleri saymaya bile gerek yok, bütün karanlık işlerde parmağı olanlar tek tek toplanıyor.

O zaman siz adalet istemiyorsunuz, bunun tartışması bile abesle iştigaldir.

Siz adalet istemiyorsunuz ama biz isteyelim…

Adalet en çok bize yakışır demiyorum; adalet insan olan herkese yakışır.

Siz istemeyi bilmiyorsunuz, biz de adil bir sistem olmamasına rağmen varmış gibi savunma psikozuna tutuluyor ve adaletsiz duruma düşüyoruz.

Kabul edelim, adaleti her iki kesim de “samimi” olarak istemiyor.

Çünkü, karşı tarafa yapılan her adaletsizliği, biz kâr hanesine gelir olarak kaydeden bir millet haline gelmişiz, ne yazık…

 

Tweetimden seçmeler

Herkes insan olarak doğuyor ama bazıları insan kalamıyor, bazılarının insan olarak kalması da onları rahatsız ediyor.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: