Son Dakika
23 Ekim 2017 Pazartesi
27 Mayıs 2016 Cuma, 09:09

SABIR Allah Sabredenlerle Beraberdir.(Ayet mealİ) Yüce Rabbimiz c.c. bu ayetle sabretmenin hiç de kolay olmadığını ifade etmiş oluyor aslında. Tarih boyunca en çetin sabır imtihanına maruz kalanlar başta peygamberlerdir alehimüsselam. Sonra onların izinden giden evliyalar, Salihler vs. Ancak bu çetin kulluk imtihanı aynı zamanda insanların kulluk ayarlarının da test edildiği bir sınavdır. Bu çetin sınavı […]

SABIR

Allah Sabredenlerle Beraberdir.(Ayet mealİ)

Yüce Rabbimiz c.c. bu ayetle sabretmenin hiç de kolay olmadığını ifade etmiş oluyor aslında. Tarih boyunca en çetin sabır imtihanına maruz kalanlar başta peygamberlerdir alehimüsselam. Sonra onların izinden giden evliyalar, Salihler vs.

Ancak bu çetin kulluk imtihanı aynı zamanda insanların kulluk ayarlarının da test edildiği bir sınavdır. Bu çetin sınavı kazananlar da başta peygamberler ve onların yolundan giden evliyalar ve Salih kullardır.

Mesela oğlu Hz. Yusuf’u diğer evlatlarının eliyle kaybeden ve yaşadığın üzüntüden gözlerini kaybeden Hz. Yakup a.s. kazandığı sabır imtihanı sonucunda hem Yusuf’una hem gözlerine kavuşmak suretiyle mükâfatlandırılmıştı.

Hz. Peygamber s.a.v ve sahbe-i güzin Mekkedeki şiddetli sabır imtihanını kazanarak önce Mekke-i Mükerremeyi ve daha sonra İstanbul’a kadar uzanan fetihler yaşanmış ve onların yolundan giden bütün Müslümanların dua ve ibadetlerinden hissedar olmak gibi eşsiz bir hazine-i uhreviyeyi elde etmeye devam etmektedirler.

Yine Hz. Eyyub a.s. yaşadığı şiddetli hastalık yüzünden, vücudunda yaralar ve yaralarından kurtla çıkmaya başladığında “Ya Rab! Zarar bana dokundu, lisanen  zikrime ve kalben ubudiyetime zarar veriyor” şeklindeki dua etmiştir. Cenab-ı Hak sırf ubudiyyet-i İlahiye için edilen bu duayı kabul etmiş ve Onu sağlığına kavuşturmuştur.

Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Her birimiz kendi çevremizde de çeşitli sabır imtihanıyla sınanan, ancak bazen kazanan, bazen da kaybedenleri gömüşüzdür.

Biz insanoğlunun karşı karşıya olduğu kulluk imtihanları genel hatlarıyla üç grupta toplanabilir.

1-Musibete karşı sabır. Musibetler karşısında ah, of diye feryad-u figan etmeden, kaderine rıza göstererek sabır vaziyetini takınmaktır. İşte Allah bu sabırlılarla beraberdir.

2-Masiyete(günaha) karşı sabır. Yani günlük hayatta karşılaştığımız günahlara girmeme, bakmama, yapmama, kendimizi günaha karşı tutma şeklindeki sabırdır. Bu sabır “Allah muttakilerle beraberdir” ayetinin hükmüne mazhariyete sebeptir.

3-İbadette Sabır. Evet çevremizde çok insanın namaza başladığını görürüz ama bir süre sonra bırakır, tekrar başlar, yine bırakır… İşte bu insanlar ibadette sabır gösteremedikleri için böyle davranıyorlar, usanıyorlar.

Bu sabırsızlığın sebebi tevehhüm-ü ebediyettir. Yani bu sabırsızlar kendilerini de, dünyayı da, ibadeti de ebedi sanıyorlar ve usanıp ibadeti bırakıyorlar.

Hâlbuki haya da, dünya da, ibadet de ebedi değil sadece bulunduğun andan ibarettir. Hiç kimsenin yarına çıkmaya garantisi yoktur. Yani yarın hayat yoksa ibadet de yoktur. Öyleyse olmayan bir hayat ve olmayan bir ibadetten dolayı sabırsızlık ve usanç göstermek ahmaklıktır.

Yarın, öbür gün aç olacağım diye bu gün durmadan ekmek yemek akıl karı değildir.

Eğer musibet fazla ağır gelse Allahtan şikâyet yerine Hz. Yaku a.s. gibi davranmalı, halimizi Allah’a şikâyet etmeli ve sabır istemeliyiz. Yani O’ndan şikâyet değil halimizi O’na şikâyet etmeliyiz.

İnsanoğlu kendisine verilen sabır kuvvetini yanlış kullanmazsa her musibete, ibadet ve günaha karşı koyabilir.

Yani insanın sabır imtihanını kaybetmesi, musibetin, ibadetin, günahın çokluğundan ziyade; kendisine verilen sabrı yersiz ve bilinçsiz kullanmasından ve tevehhüm-ü ebediyet fikrinden kaynaklanıyor.

En önemlisi de; bütün bunları bilmenin kolay, ama sabretmenin, sabır imtihanını kazanmanın çok da kolay olmadığını, yaşamanın bilmekten çok daha farklı bir keyfiyet olduğunu unutmamak gerekiyor.

Efendimiz s.a.v. “sabreden zafere ulaşır.” Buyuruyor. Uhud savaşında okçular tepesindeki sahabe-i güzin sabredip te Efendimizi dinleseydi ve emre uysaydı, belki Hz. Hamza şehit düşmeyecekti. Ama buna rağmen Efendimi s.a.v. Uhud’dan sonra ashabına r.a. kızmamış ve yumuşak davranmış, bu davranışı Kur’an da Yüce Rabbimiz tarafından övülmüştür.

Evet, sabır acıdır, ama meyvesi tatlıdır.

Yüce Rabbim Cuma günü duaların kabul olduğu saat hürmetine bizleri, ibadette, masiyette ve musibette sabır imtihanını kazananlardan eylesin ve sabrın mükafatı olan kendisiyle beraber olmakla şereflendirsin. İmtihanımızı kolaylaştırsın, üzerimizdeki her türlü bela ve musibeti üzerimizden kaldırsın ve esenlikler nasip etsin.

Cumanız mübarek olsun. Selam ve dua ile…

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: