Son Dakika
22 Ekim 2017 Pazar
27 Mart 2017 Pazartesi, 08:49
Orhan Samsatlıoğlu
Orhan Samsatlıoğlu [email protected] Tüm Yazılar

RTÜK BAŞKANINA AÇIK MEKTUP

RTÜK BAŞKANINA AÇIK MEKTUP Sayın Başkanım, Uzun zamandan beri beni ve muhtemelen birçok insanı üzüp rahatsız eden bir konuyu bilginize sunmak ve paylaşmak istiyorum: Bazı tv kanallarındaki şu “Evlilik Programları„ Evet, sayın başkanım. Özümüzle, kültürümüzle, geçmişimizle, gelenek ve göreneklerimizle, inancımızla hiç de bağdaşmayan bu programlar bizi fevkalede rahatsız ediyor. Sırf reyting ve para kazanmak uğruna […]

RTÜK BAŞKANINA AÇIK MEKTUP

Sayın Başkanım,

Uzun zamandan beri beni ve muhtemelen birçok insanı üzüp rahatsız eden bir konuyu bilginize sunmak ve paylaşmak istiyorum: Bazı tv kanallarındaki şu “Evlilik Programları„

Evet, sayın başkanım. Özümüzle, kültürümüzle, geçmişimizle, gelenek ve göreneklerimizle, inancımızla hiç de bağdaşmayan bu programlar bizi fevkalede rahatsız ediyor. Sırf reyting ve para kazanmak uğruna yapılan bu programlar; bilerek veya bilmeyerek millî ve manevî değerlerimizi törpülüyor, aşındırıyor ve zarar veriyor.

Yüce dinimizin kadına, annelere verdiği değer ortada… Cennet, onların ayaklarının altına serilmiş… Kadınlarımız, bize Cenabı Allah’ın birer emaneti… Onları üzmeden, incitmeden, bir gül gibi başımızın üstünde taşımamız, bizim görevimiz… Anneler ve istikbalin anne adayları, bizim her şeyimiz. Yuvamızı kuran, çocuklarımız için saçını süpürge edip onları terbiye ederek yetiştiren kim? Kadınlarımız… Tarih boyunca her başarılı lider ve kumandanın yanında eşi varken, arkasında da dua eden anası var.

Bizler; uzak değil, İstiklâl Savaşı’ndaki meşhur kadın kahramanların torunlarıyız: Nene Hatunların, Halide Edip Adıvarların, Şerife Bacıların, Kara Fatmaların, Halime Çavuşların torunları… O Şerife Bacı ki kendisinin koşulu bulunduğu kağnıdaki cephane yağmurda ıslanmasın diye, kucağındaki bebeğinin battaniyesini örten kahraman kadın… O Halime Çavuş ki, kadın olduğu için cepheye alınmayacağını tahmin ederek kılık değiştirip erkek kıyafetiyle cephede çarpışan ninemiz, gurur abidemiz… Evet biz, bunların torunlarıyız. Bütün Türk kadınları da böyledir ve böyle olacaktır. Nitekim daha dün 15 Temmuz’da bunu bir kez daha ispatladılar. Abdestlerini alıp eşleriyle birlikte o asil bedenlerini tanklara siper ettiler. İşte Türk kadını bu…

Durum ve gerçek bu iken; kadınlarımızın, genç kızlarımızın tv. ekranlarına çıkarılıp teşhir edilmeleri hiç de doğru değil. Orası bir seçme, seçilme, beğenme, beğendirilme pazarı değildir ve olamaz. Bu durum, küçük yaştaki ergenlerimiz ve çocuklarımız için de kötü bir örnek olmakta. Saatlerce, günlerce bu yanlış programları izleyen çocuklarımız için de kötü bir örnek olmakta. Saatlerce, günlerce bu yanlış programları izleyen çocuklarımız, farkına varmadan buna alışmakta ve malesef giderek normal ve doğal karşılanmakta. Yapılan zararlı kültürel enjeksiyon, yavaş yavaş bir kültür zehirlenmesine dönüşmekte…

Oysa bizim Müslüman-Türk kültürümüzde evlenme, nişanlanma, kız görme, kız isteme, yuva kurma vb. hususların hepsi belli, hepsi gayet açık ve meydanda. Buna uyularak yapılan evliliklerin, kurulan yuvaların ne kadar sağlam temellere dayandığı ve ne kadar uzun ömürlü olduğu da sosyolojik bir gerçek olarak ortada. Bunun aksine gelip geçici heveslerle, dış görünüşe aldanarak, akıl ve mantıkla değil de hislerle yapılan evliliklerin fazla uzun sürmeden bozulduğu da sosyolojik bir gerçek…

 

 

Sayın Başkanım,

Siz de biliyorsunuz ki Türk toplumunun temel taşı ailedir. Aile; millet olmamızın, birlik ve beraberliğimizin temel direğidir. Millî ve manevî değerlerimize bağlı olarak dimdik ayakta durabiliyorsak; bunun temelinde, sağlam temeller üzerine inşa edilen evlilikler, kurulan yuvalar, kutsal aileler vardır. Onun içindir ki kültürümüzde aile bir ocaktır. Hem de kutsal bir ocak… Bizi biz eden, toplumsal varlık, birlik ve beraberliğimizin çimentosu olan ailenin, ithal programlarla yozlaştırılıp dejenere edilmesine hiçbir gönül razı değil ve olamaz. Hiç kimsenin genç kızlarımızın hayalleriyle oynamasına, duygularını istismar etmesine izin verilmemesi gerekir. Zira onlar bizim gülümüz, çiçeğimiz, kutsal emanetlerimiz, yarınımız, varlığımızın nedeni olan baş taçlarımız.

Sizin de bu programlardan rahatsızlık duyduğunuza eminim. Öyle umuyor ve diliyorum ki Kültür Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve diğer resmî ve özel kurumlarla temas halindesiniz. Yapacağınız temas, istişare ve araştırmalar sonunda yasal tedbirler de dahil, bu programlara bir çeki düzen vereceğinize inanıyor, saygılar sunuyorum.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: