29 Temmuz 2016 Cuma, 08:47
Bekir Yılmaz
Bekir Yılmaz [email protected] Tüm Yazılar

Risale

Risale   Yıllarca insanların manevi duygularını sömürerek güçlenen Fetullahçı Terör Örgütü, elebaşı Fetullah Gülen’in emriyle 15 Temmuz gecesi başarısızlıkla sonuçlanacak silahlı bir kalkışmaya girişti. Kendi ülkesine adeta savaş açıp yüzlerce insanı şehit ederek hain yüzünü iyice ortaya çıkaran FETÖ ve onun elebaşı Fetullah Gülen’in, büyük İslam alimi Bediüzaman Said Nursi tarafından risalelerde haber verildiği iddia ediliyor. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin Nur […]

Risale

 

Yıllarca insanların manevi duygularını sömürerek güçlenen Fetullahçı Terör Örgütü, elebaşı Fetullah Gülen’in emriyle 15 Temmuz gecesi başarısızlıkla sonuçlanacak silahlı bir kalkışmaya girişti. Kendi ülkesine adeta savaş açıp yüzlerce insanı şehit ederek hain yüzünü iyice ortaya çıkaran FETÖ ve onun elebaşı Fetullah Gülen’in, büyük İslam alimi Bediüzaman Said Nursi tarafından risalelerde haber verildiği iddia ediliyor. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin Nur talebelerinin siyasetten uzak durmasını istediği Şualar adlı risalesinin bir bölümünde “Her halde bir cereyan onun hareketini kendi hesabına alacak, dünyevî maksadına âlet edecek, o hizmetin kudsiyetini bozacak.” sözü yeniden gündemde.

Risalelerde pek çok kez siyasetten uzak durulmasını isteyen Bediüzzaman Hazretlerinin bir öğüdü var ki, iddialara göre bu Gülen’i işaret ediyor.

”Bir cereyan onun hareketini kendi hesabına alacak”

İşte Bediüzzaman’ın Şualar adlı risalesinde geçen o bölüm:

“Beşinci esas: Risale-i Nur şakirtlerinin, mümkün olduğu kadar siyasete ve idare işine ve hükümetin icraatına karışmamak bir düstur-u esasîleridir. Çünkü hâlisâne hizmet-i Kur’âniye, onlara herşeye bedel, kâfi geliyor.

Hem şimdi hükmeden öyle kuvvetli cereyanlar içinde siyasete girenlerden hiçbir kimse, istiklâliyetini ve ihlâsını muhafaza edemez. Her halde bir cereyan onun hareketini kendi hesabına alacak, dünyevî maksadına âlet edecek, o hizmetin kudsiyetini bozacak. 

Hem maddî mübarezede şu asrın bir düsturu olan eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdat ile, birinin hatâsıyla onun mâsum çok taraftarlarını ezmek lâzım gelecek. Yoksa, mağlûp düşecek. 

Hem dünya için dinini bırakan veya âlet edenlerin nazarlarında Kur’ân’ın hiçbir şeye âlet olmayan kudsî hakikatleri, bir propaganda-i siyasette âlet olmuş tevehhüm edilecek. 

Hem milletin her tabakası, muvafıkı ve muhalifi, memuru ve âmisinin o hakikatlerde hisseleri var ve onlara muhtaçtırlar. Risale-i Nur şakirtleri, tam bîtarafane kalmak için siyaseti ve maddî mübarezeyi tam bırakmak ve hiç karışmamak lâzım gelmiş. (Şuâlar, On Dördüncü Şuâ, s. 568)

“Yedinci Mesele: “Rivayette var ki, “Süfyan büyük bir âlim olacak, ilimle dalâlete düşer. Ve çok âlimler ona tâbi olacaklar.” Ve’l-ilmu indallah, bunun bir tevili şudur ki: Başka padişahlar gibi ya kuvvet ve kudret veya kabile ve aşiret veya cesaret ve servet gibi vasıta-i saltanat olmadığı halde, zekâvetiyle ve fenniyle ve siyasî ilmiyle o mevkii kazanır ve aklıyla çok âlimlerin akıllarını teshir eder, etrafında fetvacı yapar.

Ve çok muallimleri kendine taraftar eder ve din derslerinden tecerrüt eden maarifi rehber edip tâmimine şiddetle çalışır, demektir.”( Şualar, Beşinci Şua, İkinci Makam.)

Anlayana her şey açık. Allah bizlere basiret ve hikmet versin. Hayırlı Cumalar.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: