Son Dakika
23 Ekim 2017 Pazartesi
12 Aralık 2016 Pazartesi, 07:56

Peygamberimizi Tanımak   Kıyamete kadar devam edecek olan ebedi risalet yani İlahi mesajın ilk sahibi Kâinatın Efendisi(s.as)’in dünyaya teşrif etmesinin yıldönümünü idrak ediyoruz. O’nun risaletinin muhatapları olan yeryüzündeki bütün insanlık aleminin görevi, O’nu tanımak, O’na biat etmek, O’nun yolunda gitmek, sünnetine ittiba etmektir. Zira yaşadığımız alemin her yerinde gördüğümüz her mükemmel san’at, Nebi’ler Nebi’sinin Peygamberliğinin […]

Peygamberimizi Tanımak

 

Kıyamete kadar devam edecek olan ebedi risalet yani İlahi mesajın ilk sahibi Kâinatın Efendisi(s.as)’in dünyaya teşrif etmesinin yıldönümünü idrak ediyoruz.

O’nun risaletinin muhatapları olan yeryüzündeki bütün insanlık aleminin görevi, O’nu tanımak, O’na biat etmek, O’nun yolunda gitmek, sünnetine ittiba etmektir.

Zira yaşadığımız alemin her yerinde gördüğümüz her mükemmel san’at, Nebi’ler Nebi’sinin Peygamberliğinin en güzel delilidir. Çünkü güzel yaratıklarda bulunan ince san’at özellikleri ,onları yaratan sanatkârın yaptığı işleri en mükemmel tarzda yapma iradesine işaret eder.

Bu san’ata en fazla mazhar olan varlık ise insandır. Evet bu kâinat canlı ve cansız bütün varlıklarıyla  Yüce yaratıcı’nın san’atı olduğu gibi o İlahi san’atı en güzel tarif eden, tanıtan ve gösteren de Kaâinatın Efendisi Hz. Muhammed (a.s) dır.

Allah bu âlemi mükemmel bir saray şeklinde yaratmıştır. O’nu ilminin, hikmetinin, san’atının maharetiyle donatmıştır. Sonra da o sarayı tanıtmak  ve orada yerleşmeye arzu uyandırmak için insanları davet etmiştir.

O insanlar içinde birini de tanıtmak üzere rehberlikle ve muallimlikle görevlendirmiştir. Ta ki sarayın her bir bölümünde ne gibi ince san’atların ve güzelliklerin olduğunu ve yüce Yaratıcıya nasıl delalet ettiklerini, o sarayda gezme ve yaşama âdabını onlara öğretsin.

Akıldan mahrum olmayan her kes bilir ki, O yüce Yaratıcı bu mükemmel sanatı boşuna, eğlenmek için değil, bilakis bir takım maksatlar için yaratmıştır.

Bu maksatların gerçekleşmesi için bir rehbere ihtiyaç vardır. Okuma – yazma bilmeyenler için , öğretmen olmadıktan sonra, en değerli kitaplar, anlamsız kâğıt parçalarından öteye gidemez.

İşte bu nedenle diyebiliriz ki, o Önder Öğretmenin varlığı, sarayın varlığının sebebi olduğu gibi, o sarayın devam etmesi de ahalinin o rehberin sözlerini dinlemelerine bağlıdır.

Çünkü kâinatın var oluşunun hikmeti o tarifeye uygun yaşanılmasına bağlıdır. Ona uygun şartlarda kullanılmazsa varlığının devam etmesi gerekçesi de kalmamış olur.

O rehber ve muallim zat olmasaydı, Yüce Yaratıcı, bu içinde yaşadığımız, rızıklandığımız, binlerce, milyonlarca nimetlerinden yararlandığımız dünya sarayını yaratmayacaktı.

Yaşadığımız kâinat bir ağaca benzer. Ağacın başlangıcı bir çekirdektir. Kâinat ağacının meyvesi insanlardır. İşte kâinat ağacının en mükemmel meyvesi Hz. Muhammed(s.a.s) dir.

Kâinat bir ağaç olarak düşünüldüğü zaman Hz. Muhammed o ağacın hem çekirdeği, hem de meyvesidir. Ağacı çekirdekten yaratmayı âdet edinen O Yüce Yaratıcı, kâinatı da Nur-u Muhammedi çekirdeğinden yaratmıştır.

İçinde yaşadığımız kâinata büyük bir kitap nazarıyla baktığımız zaman Nur-u Muhammedi (a.s) o kitabın mürekkebi olur.

Hz. Muhammed hem bu dünyanın hem de öbür âlemin meyvesi olan Cennet bahçesinin bülbülüdür.

Hz. Muhammed (a.s) doğru sözlü olmayı, yalan söylememeyi, dürüstlüğü, şefkati, merhameti, adaleti, tevazuyu, gerektiğinde sabrı, müsamahayı, cömertliği, şecaati, cesareti, vakarı, hilim ve affetmeyi, feragati ümmetine tebliğ ettiği gibi, tamamını şahsında toplamış bir önderdir.

En mükemmel ahlakta en zirvede olanlar parmakla gösterilecek kadar azdır. Hz. Yusuf(a.s)’ın iffeti, Hz. Ebubekir’in sadakati, Hatem-i Taî’nin cömertliği, Nuşirevan’ın adaleti, Hz. Ali’nin şecaati gibi.

Oysa Hz. Peygamber(s.a.s) sadece muayyen bir yuh ve ahlakta değil, sıraladığımız bütün hasletlerin hepsinde en mükemmel derecededir.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: