Son Dakika
19 Ekim 2017 Perşembe
15 Mayıs 2017 Pazartesi, 08:43
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)’İN ÇOK EVLENMELERİNİN HİKMETİ

PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)’İN ÇOK EVLENMELERİNİN HİKMETİ Peygamber (s.a.s) Efendimiz’in izdivaçlarının hikmetler boyutunu bilmeyen ve düşünmeyen bazı kimseler, ileri geri söz söyleyenler , kendilerini küçük düşürmekten öte bir şey yapmıyorlar. Kâinatın Efendisi(s.a.s)’in izdivaçlarında değişik yönler vardır: Peygamberlik cihetine bakan hususlar, izdivaçlarında umumi olarak gözetilmiş olabilecek hedef ve maksatlar, bir kısım zaruretler ve hanımlarının hususi durumlarının gereğini yerine […]

PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)’İN ÇOK EVLENMELERİNİN HİKMETİ

Peygamber (s.a.s) Efendimiz’in izdivaçlarının hikmetler boyutunu bilmeyen ve düşünmeyen bazı kimseler, ileri geri söz söyleyenler , kendilerini küçük düşürmekten öte bir şey yapmıyorlar.

Kâinatın Efendisi(s.a.s)’in izdivaçlarında değişik yönler vardır: Peygamberlik cihetine bakan hususlar, izdivaçlarında umumi olarak gözetilmiş olabilecek hedef ve maksatlar, bir kısım zaruretler ve hanımlarının hususi durumlarının gereğini yerine getirme gibi keyfiyetler söz konusudur.

Biliyoruz ki, O Mübeccel Zât, yirmibeş yaşına kadar hiç evlenmedi. Bu zamana kadar iffetiyle yaşaması, O’nda iffetin esas olduğunu ve son derece yüksek bir irade ve nefis hakimiyeti bulunduğunu gösterir.

Eğer bunun tersi söz konusu olsaydı, dünkü ve bugünkü düşmanları O’na hiç olmayacak şeyleri isnad ederek, bunu bütün cihana ilan etmekten geri durmazlardı.

Peygamber Efendimiz (s.a.s), ilk izdivaçlarını yirmibeş yaşında iken, Allah ve Resûlü katında çok kıymetli, başından iki defa evlenme geçmiş kırk yaşındaki Hz. Hatice validemizle yaptı. Bu mutlu yuva tam yirmiüç sene devam etmiş ve peygamberliğin sekizinci senesinde arkada acı bir hasret bırakarak sona ermiştir.

Evet, aile, çoluk çocuk her şeyiyle yirmiüç senelik bir mutlu hayattan sonra Efendimiz yine yapayalnız kalmıştı. Yeniden dört-beş sene bekâr olarak hayatını sürdüren Nebi’ler Nebi’sinin yaşı da elli üçe ulaşmış bulunuyordu.

İşte bundan sonraki izdivaçları bu yaştan sonra başlar ve devam eder ki, ellibeş yaşından sonra yapılan izdivaçlarda beşerîlik ve şehevîlik görmek, hiçbir  insafla ve iz’anla bağdaşmaz.

Çok kadınla evlenmek, özellikle ahkâmla gelen peygamberler için bir bakıma zaruridir.  Çünkü dinin, aile mahremiyeti içinde cereyan eden pek çok yönleri vardır ki, ona ancak bir insanın nikâhlısı muttali olabilir. İşte bunun için her şeyi net ve açıklıkla anlatacak, izah edecek mürşidelere ihtiyaç vardır.

Onun içindir ki peygamber hânesinde olan bu temiz ve Pâkize hanımlar kadınlık âlemine karşı irşad ve tebliğ görevlerinin sorumluları bulunmaları itibariyle peygamber için de, peygamberlik için de kadınlık alemi için de gereklidir.

Peygamberimiz’in zevceleri arasında, yaşlı, orta yaşlı ve gençler bulunması itibariyle, bu devre ve dönemlerin hepsine ait çeşitli hükümler konuluyordu.. Ve bizzat Peygamber(s.a.s) hânesi içinde bulunan bu Pâkize zevceler sayesinde tatbik imkânı buluyordu.

Kâinatın Efendisi(s.a.s)’in zevcelerinden her birinin farklı oymaklardan olması nedeniyle, önce o kabileler arasında; sonra da muazzez şahsiyetiyle akrabalık kurduğu bütün topluluklar içinde, köklü bir sevgi ve alakaya yol açıyordu. Nebi’ler Nebi’sinin her kabileden aldığı kadın, O’nun hayatında ve vefatından sonra, kendi cemaatı arasında çok ciddi dinî hizmete vesile olabiliyor; uzak yakın bütün akrabalarına, Zât-ı Ahmediye(s.a.s) hususunda tercümanlık yapıyordu. Bu sayede; O’nun kabilesi de, kadın ve erkeğiyle, Kur’an’ı, tefisiri, hadisi ondan öğreniyor ve dinin ruhuna vakıf olabiliyordu.

Peygamber Efendimiz(s.a.s), bu izdivaçlar vasıtasıyla, âdetâ bütün Arap yarımadasıyla yakınlık kurmuş gibi, her hânenin, teklifsiz misafiri haline gelmişti. Her kes bu yakınlık vasıtasıyla O’na yaklaşabiliyor ve dinî işlerini öğrenme fırsatını buluyordu.

Aynı zamanda bu ayrı ayrı aşiretlerin her biri, bir şekilde kendini ona yakın hisediyor ve bununla iftihar ediyorlardı.Mahzun Oğulları, Ümmü Seleme(r.a) vasıtasıyla; Emevîler, Ümmü Habibe(r.a) vasıtasıyla; Hâşimîler, Zeynep bint-i Cahş vasıtasıyla ona yakın kabul edip, bahtiyar sayıyorlardı.

İşte daha bir sürü sayabileceğimiz hususi ve umumi nedenlerden dolayı diyebiliriz ki, bütün izdivaçlarında, çeşitli hikmet ve maslahatlar bulunan peygamberimiz (s.a.s) hiç mi hiç nefsanî duygularla bu işin içine girmemiştir. Buna bütün zaman ve mekânlar şahittir.

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: