28 Haziran 2017 Çarşamba, 09:50
Ayşe Düşüngülü
Ayşe Düşüngülü [email protected] Tüm Yazılar

Peki Özgüvenimiz Ne Durumda?

Peki Özgüvenimiz Ne Durumda?   “Özgüven” bir diğer adıyla “Benlik Saygısı” bugün bulunduğumuz toplumda çokça konuşulan, üzerine doğru/yanlış yorumlar yapılan son derece önemli ve merak edilen bir kavramdır. Bu hususta  Psikoloji alanında yapılan pek çok araştırma özgüvenin insan davranışları ile ilişkisini bize göstermektedir. Öncelikle Benlik ve Benlik Saygısının tanımıyla konuya girmek istiyorum. Benlik kendi kişilik […]

Peki Özgüvenimiz Ne Durumda?

 

“Özgüven” bir diğer adıyla “Benlik Saygısı” bugün bulunduğumuz toplumda çokça konuşulan, üzerine doğru/yanlış yorumlar yapılan son derece önemli ve merak edilen bir kavramdır. Bu hususta  Psikoloji alanında yapılan pek çok araştırma özgüvenin insan davranışları ile ilişkisini bize göstermektedir. Öncelikle Benlik ve Benlik Saygısının tanımıyla konuya girmek istiyorum.

Benlik kendi kişilik özelliklerimize olan kanaatimiz, bir nevi olumlu/olumsuz yönlerimizi değerlendirme şeklimizdir. Benlik saygısı yani özgüven ise bireyin kendiyle, barışık olma durumudur. Bireyin özünden memnun olması, kendini sevip değer vermesi, benliğini ve çevresini kontrol ederek olumlu duygular geliştirebilmesidir.

Aslına bakıldığında pek çoğumuz özgüvenimizin yüksek olduğunu ifade ederiz. Ancak uygulamaya gelince durum içler acısıdır. Sizin de çevrenizde bu tiplerin azımsanmayacak kadar çok olduğunu söylediğinizi duyar gibiyim. Bu tip bireyler kendimden memnunum, kendimi seviyorum der yalnız herhangi bir eyleme geçmez, olumsuz düşünce yapısına sahip, memnuniyetsiz bir hayat sürerler. Görürüz ki bu özgüven sadece sözde kalır. Çünkü birey o kişi olmak istiyordur ancak cesaret ve benlik saygısı yetersiz kalıyordur.

Fert, kendi istek ve kararları yönünde hareket ederek değer yargıları üzerinde denetim sağladığında olumlu duygular pekiştiriyor. Bu da ferdin benliğine olan güvenini arttırarak kendinden emin ve özgüveni yüksek olmasını sağlıyor.

Özgüven genlerle kişilere doğuştan gelen bir nitelik değil, çocukluktan itibaren zamanla gelişen merkezi bir husustur. Bu hususta yaşanılan hayal kırıklıkları, sosyal çevre, anne/baba yoksunluğu ve yetiştirilme şekli özgüveni etkileyen faktörler arasında yer almaktadır.

Peki özgüveni yüksek ve düşük olan bireyler nasıl olur?

Özgüveni yüksek bireyler;

Kendine güven ve başarma arzuları tamdır.

Başkalarının yanında heyecanlarını kontrol edebilirler.

Hayata dair karşılaştıkları zorluklarla yılmayarak azimle mücadele ederler.

Kendilerini sever ve kendileriyle barışıklardır.

Yeni fikirlere, yeniliklere ve deneyimlere açıklardır.

Hayatları boyunca öğrenmeyi ve araştırmayı severler.

İnsanlarla iletişiminde iyimser, rahat, saygılı, cesaretli sorumluluk sahibi ve atılganlardır.

Olumlu düşünce yapısına sahip çözüm odaklı ve ne istediğini bilen kişilerdir.

Seçimlerinde başkalarına bağımlı değillerdir.

Sosyal etkinliklere katılımda geri durmazlar.

İnsanların eleştirilerini anlayışla karşılayıp öz eleştiri yapabilirler.

Özgüveni düşük bireyler;

Kendilerini güvensiz, başarısız ve değersiz hissederler.

Toplum içinde kabul görmemek ve dışlanmaktan korkarlar.

Problem çözümünde başarısızdırlar.

Sürekli olarak çaresiz ve bir kaygı içerisindedirler.

Cesaretsiz ve başkalarına bağımlı bir yaşantı sürerek geri planda olmayı tercih ederler.

Bu kişiler çoğu zaman yönetici değil yönetilen konumundalardır.

Sosyal etkinliklere katılmaktan, ön plana çıkmaktan çekinirler.

Çevresinde eleştirilere maruz kalmaktan kaçınırlar.

Öz eleştiri yapmakta zorluk yaşarlar.

Kolay arkadaş edinemezler.

Sevgi, özgüven verir beden ve ruh sağlığı için önemlidir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: