Son Dakika
21 Ekim 2017 Cumartesi
20 Nisan 2015 Pazartesi, 09:50
Hamza Çelenk
Hamza Çelenk [email protected] Tüm Yazılar

Paylaşımın Yeniden Yorumlanması

Paylaşımın Yeniden Yorumlanması   Karanlık ile aydınlık arası bir kuşak diliminde babam bana: “- Oğul, Eğer arkadaş olarak seçtiğin kimse yemek vakti ekmek paylaşımında tek kalan ekmeğinizi bölüp büyük parçayı kendisine  alıyorsa o kişi ile arkadaşlığını kes; yok eğer arkadaş olarak seçtiğin kimseyle ekmek paylaşımı sana düşmüşse ve sen büyük parçayı kendine alıyorsan o saatten […]

Paylaşımın Yeniden Yorumlanması

 

Karanlık ile aydınlık arası bir kuşak diliminde babam bana:

“- Oğul,

Eğer arkadaş olarak seçtiğin kimse yemek vakti ekmek paylaşımında tek kalan ekmeğinizi bölüp büyük parçayı kendisine  alıyorsa o kişi ile arkadaşlığını kes; yok eğer arkadaş olarak seçtiğin kimseyle ekmek paylaşımı sana düşmüşse ve sen büyük parçayı kendine alıyorsan o saatten sonra bana baba deme” demişti.

Toy bile değildim babam bu lafı bana kullandığında. o da anlamsız bakışımdan anlamış olmalı ki belki şimdi anlamıyorsun lakin Allah sağlıklı ve hayırlı bir hayat verirse ne demek istediğimi ileride anlarsın.

Öksüz büyümüştü babam. her ne kadar dedem tekrar evlendiyse de hiç bir kimse anne gerçek annenin  yerini tutamaz. onun için öksüzlüğü en derin haliyle yaşadı.  İyi niyeti defalarca kötüye kullanıldı. o ise her seferinde aynı iyilik ile karşılık vermede usanmadı.  Toplamayı değil dağıtmayı sevdi. Gülmeden çok güldürme ile ilgili idi. Onun için bugüne kadar hiç bir zaman misafirleri eksik olmadı ve hala o yaşına rağmen misafir ağırlamada.  Her ücra köyde bir dostu ve tanıdığı var.

Biz evlat olarak babalarımıza ayak uyduramıyoruz.  ilişkilerimiz ve dostluklarımız kesik kesik. hiç kimse ile uzun süreli bir dostluk sürdürecek zamanımız olmuyor.  iletişim çağı bunca gelişmişliğine rağmen bize dostlarımız ile ilişkilerimizi soğuk bir zeminde sürdürüyor.  Babamızın başı ağrıdığında çok ücra  köylerde dahi  dostları arabaları yokken bile atlarına binerek gelip geçmiş olsun diyorlardı ve hala aynı vaziyet.  Bize ise sosyal paylaşım sitelerinde dostlarımızın hastalığımıza beğenme butonuna basarak geçmesi kalıyor. Hasta olmamız  mı beğenildi yoksa başka bir şey mi onu da anlamakta sıkıntı yaşıyoruz.

Dostluğumuz  soğuk,

Arkadaşlıklarımız sıradan bir ritüele dönüşüyor.

Babalarımızın dostları ile sürdürdüğü ilişki yukarıda bana verdiği nasihatte gizli, lakin bir türlü onu nasıl ayarlayabileceğimizi bilemiyoruz.

Herkesin maskeli dolaştığı bir alana babam yabancı idi; herkesin içindeki ne ise dışındakinin de o olduğu bir insan türüne ben yabancıyım. Çünkü böyle bir alan artık yok.

Babam döneminde ya evet vardı ya da hayır, bizde en çok ikisinin arası.

Babam döneminde isar vardı, bizde ise hep bana anlayışı.

Babam döneminde sözün karşılığı vardı, bu dönemde ise menfaatin karşılığı.

Babam döneminde düşmanlar  da onurlu idi, bu dönem ise muammalar ile dolu.

Babam döneminde ” bir baba kırk evlada bakardı, bu dönemde ise kırk evlat bir babaya bakamıyor.”

Onun için o zaman ki paylaşım ruhunu veren dinamikleri tekrar yorumlamak zorundayız.  Ancak öyle yaparsak köklü dostlukları yeniden inşa edebiliriz.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: