Son Dakika
13 Aralık 2017 Çarşamba
31 Ocak 2017 Salı, 07:52
Mehmet Özçelik
Mehmet Özçelik [email protected] Tüm Yazılar

Osmanlıyla Kıyas Kıyas-I Maal Farıktır

Osmanlıyla Kıyas Kıyas-I Maal Farıktır

 

Yüz yıldır Osmanlıya cephe alarak, düşmanlığını açık açık dile Getiren Chp- nin bu günkü genel başkanı Kılıçdaroğlu, kendisine ve geçmişine bakmadan Osmanlıya laf atmaya, onunla kendisini veya mensublarını, aynı kendi yolundan gidenleri kıyaslamaya çalışmaktadır.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu geçtiğimiz gün Uşak’ta yaptığı konuşmada “Koca Osmanlı diyorlar. Bir kilo şeker üretemeyen Osmanlı ile övünüyorlar. ” dedi. Şekerin Cumhuriyet’in ilanından sonra 1926’da Uşak’ta üretildiğini söyledi..

Bu adam birde bu milleti idare etmeye hevesli.

Bu milletten kopuk birisi, hiçbir zaman bu milletin iradesiyle bu milleti idareye layık da değildir, idare etmesi hayal olur.

Zaten bundandır ki, meşru yolla gelemeyeceğini bilenler, gayrı meşru darbe yollarıyla bunu 1920- lerden itibaren tek şef dönemiyle ve 1960- dan beri de darbelerle yönetmişlerdir.

Bunlar bu milletin yöneticileri değil, İngilizin, Abd- nin, Almanyanın yönetici temsilcileridirler.

Buna cevap tarihçilerden hemen geldi. Anladıysa ağzının payını almış oldu.

Tarihçiler, şeker üretiminin Osmanlı’da ilk defa 1. Murat zamanında 1382 yılında Bursa’da yapıldığını söylediler.

Zira Osmanlı şekeri de üretti, satışını da yaptı.

Buna kısaca kıyas-ı maal-farık denir.

Yani kıyasa bile girmez. Arasında kıyasa girecek bir benzerlik bile yokken, hakikat dışı bir haldir.

Arapça tabirle; İ’rabdan mahalli bile yoktur.

Yani gramerin içerisine bile giremez ki, mukayese edilebilsin!

O halde biz kıyas yapalım mı?

Kim kiminle mukayeseye giriyormuş;

Aslında böyle kıyas için insanın; Tuzluyayım da goğmayasın, bire goğmuş, diyesi geliyor.

Cumhuriyetin ilanından beri, milletin istekleri doğrultusunda gayret gösterip birisi idamla, diğeri zehirlenerek, diğeri de bir çok darbelerle ortadan kaldırılmaya çalışılan Menderes-Özal-Erdoğan-ı hariç edersek, ne yapıldıklara şöyle bir mukayeseyle göz gezdirelim;

Osmanlının asırlardır yaptığını yıllarca yazmakla tarihçilerimiz bitirememiştir.

Sadece Osmanlının yaptıklarını değil, sadece onun yerine ikame ettirilen cumhuriyetin yıktıklarını söylesek karanlıkta kalırsınız.. Tüm lambalar söner.

624 yıl boyunca 24 milyon m2 alana küçük söğüt gibi bir kasabadan çıkarak adaleti tesis etmesi düşmanı bile takdire sevkedecek bir harekettir.

O halde  1920 de İstanbulu işgal edip tek kurşun sıkılmadan orayı terkederek yerine oturtturduğu Kemalizm ve onun partisi olan Chp ile bir asırdır kavga, kıtlık, köksüzlük, bereketsizlik, dini, Kur’an-ı yasaklama, 18 yıl boyunca 1400 yıl süreyle devam eden ezanı asliyetinden uydurma sözlere çevirmesi, onlarca yıl bir başörtüsü savaşı ile fransızın bile yapmadığını yapması, bir gecede harf inkılabı ile 17 milyon insanı cahil ve okumaz yapmasıyla beraber, islam dünyasından koparması, müflis bir tüccar gibi veya babasının biriktirdiği malı çar-çur eden vefasız ve haylaz çocuk gibi 24 milyon m2-yi 5 milyona ve oradan da cumhuriyetle beraber 780 m2- kareye düşürmesi, küçük bir devleti bile idareden aciz kalarak çoğunluğu azınlığa feda ettirip, azınlığı dahi memnun etmeyen bir yönetimin neyiyle gurur duyulabilir.

Bu gün asırların dahi yazmakla bitiremeyeceği olumsuzlukları basit sloganlarla kapamak mümkün değildir.

Veya bir Osmanlının yetiştirdiklerine bakın, bir de cumhuriyetin yetiştirdiklerine.

90 yılda 65 hükümet kurmuş bir devlet, hangi Osmanlı devletine benzer ve onu idare edenler hangi Osmanlı padişahının haşmetindedirler.

Geçmişine küfredenler, geçmişi olmayan, geçmişinden kopuk kimselerdir.

Küfrü kendileri hak ederler.

Geleceğe ancak geçmişteki değerlere sahip çıkılarak gidilebilir ve varılabilir.

Geçmişi olmayanın geleceği de olmaz ve de olamaz.

Kısır zihniyetin kısır insanları, geçmişi olman kimselerdir.

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: