23 Ocak 2015 Cuma, 02:39

Osman Yüksel Serdengeçti

 

Osman Yüksel, 1917 Akseki doğumlu.1940 yılında Dil, Tarih; Coğrafya Fakültes’nin felsefe bölümüne kaydoldu. 3 Mayıs 1944 Türkçülük hareketinde tevkif edilip, tabutluklara atıldı, bir sene işkence gördü, hapis yattı, sonra beraat etti.

Beraat ettiği halde, fakülteye alınmayınca, “Bağrı Yanık” diye bir gazete çıkardı. meşhur Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’e hitaben “Yüksek vekaletin alçak vekiline” diye başlık attı, Tabii gazete toplatıldı. Arkasında takipler, tevkifler peşpeşe geldi.

Osman Yüksel o günden beri “Serdengeçti” isimli dergisiyle tanınır.

İnkılaplar sırasında çok sayıda insan idam edildiğinden, ve kaybolduğundan, din, vatan, millet uğruna ortaya çıkanlar idamı göze alıyordu, dolayısıyla bunlar serden geçenlerdi. Ser, baş demektir.

Osman Yüksel, Serdengeçti Dergisi’nin birinci sayısını 1947’de çıkardı. Derginin kapağına “Allah’a, millete, vatana koşanların dergisi” diye yazdı.

Allah demenin yasak olduğu bir devirde bu dergiyi çıkarmak büyük bir yüreklilik ve kahramanlıktı. Sonra millete ve vatana hizmet etmek bürokratların tekelindeydi, Başkası bu kelimeleri ağzına alamazdı. Şayet alırsa doğru kodese…

Bir de Osman Yüksel, dergisine “Hakka tapar, hakkı tutar” diye yazmıştı. Çünkü başka şeylere tapanlar, başka şeyleri tutanlar da vardı. Böylece Osman Yüksel suç üstüne suç işliyordu.

Öyle bir devirdi ki hem taşa, toprağa “ Ne mutlu Türk’üm diyene” yazılır, hem de Türkçüler, hapislere atılıp, işkence görürdü, komünistler de serbest gezerdi.

Derginin birinci sayısı şöyleydi:

Genç arkadaş!

Serdengeçtiler, her türlü kötülükle amansız bir şekilde mücadele etmek için ortaya atıldılar. Onlar ilhamlarını Allah sevgisinden, millet sevgisinden ve vatan sevgisinden alıyorlar.

Mehmed Akif’in şu mısraları anlamlı değil miydi?

Zulmü alkışlıyamam, zalimi asla sevemem

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem

Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam

Hele hak namına ölsem de haksızlığa tapamam

Serdengeçti Dergisi 12 senede 32 sayı çıktı, hemen hemen her sayısında Osman Yüksel hakkında soruşturma açıldı, karakollar, nezaretler, mahkemeler ve hapishaneler onun içindi. Artık çıkan her derginin alnına “Açın kapıları Osman geliyor” diye yazardı.

Kula kul olmak için atılmadık meydana

Biz yalnız hakikate hak’ka secde ederiz

Nasıl girdiyse dava sahipleri zindana

Bilsin ki kahpe devir biz de öyle gireriz.

Bu arada “Bir Nesli Nasıl Mahvettiler?” isimli kitabını yazdı. Okuduğu fakültedeki rezaletleri anlatıyordu. Müstehcen gibi görünür amma, ayna ne yapsın, gördüğünü gösteriyor. Mahvedilen nesil bizlerdik.

Bir diğer kitabının ismi “Mabedsiz Şehir”di. Dikmen’den Ulus’a, Çiftlikten Cebeci’ye kadarki Yeni Şehir’de cami, havra, kilise yoktu. Mabedsiz Şehir yapmak, dinsiz nesil yetiştirmek isteyenler çoktu.

Gülünç Hakikatler de onun kitabıydı. Bir oğlu dünyaya gelmişti, hemen yazmıştı: “Savcılar benden çıkan herşeyi kontrol ediyor, bir oğlum oldu, gelip bakın.”

Bu yavrucak küçük yaşta vefat etti, bir daha çocuğu olmadı. “İki İsmet’ten çok çektim, biri hürriyetimi, biri zürriyetimi kesti” diyordu.(Eşi’nin ismi de İsmet’ti)

1965’te milletvekili olan Osman Yüksel, hayatının sonuna doğru bir hastalığa yakalandı, her tarafı titriyordu. Türkiye’yi karıştıran Serdengeçti, çayını bile karıştıramıyordu.

10 Kasım 1983’te vefat etti. Ruhu şad mekanı cennet olsun.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: