Son Dakika
21 Ekim 2017 Cumartesi
26 Haziran 2015 Cuma, 08:21
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya kazimcetinkaya02[email protected] Tüm Yazılar

Oruç İnsana Gerçek Mahiyetini Hatırlatır

Oruç İnsana Gerçek Mahiyetini Hatırlatır Oruç, ikinci fecirden başlayarak güneşin batışına kadar yemekten, içmekten ve cinsi ilişkiden nefsi kesmek, demektir. Oruç kelimesinin Arapçası, “Siyam” ve “Savm” dır ki, nefsi tutmak ve engellemek anlamınadır. “Siyam” sözü, “Savm’ın çoğulu olarak da kullanılır. Ramazan orucu, Hz. Peygamber (s.a.v)’in Mekke’den Medine’ye hicretinden bir buçuk sene sonra Şaban ayının onuncu […]

Oruç İnsana Gerçek Mahiyetini Hatırlatır

Oruç, ikinci fecirden başlayarak güneşin batışına kadar yemekten, içmekten ve cinsi ilişkiden nefsi kesmek, demektir.

Oruç kelimesinin Arapçası, “Siyam” ve “Savm” dır ki, nefsi tutmak ve engellemek anlamınadır. “Siyam” sözü, “Savm’ın çoğulu olarak da kullanılır.

Ramazan orucu, Hz. Peygamber (s.a.v)’in Mekke’den Medine’ye hicretinden bir buçuk sene sonra Şaban ayının onuncu günü farz kılınmıştır. Bunun farziyeti kitab, sünnet ve icma ile sabittir. “Oruç size farz kılındı” (Bakara : 183) ayet-i kerimesi bunu emretmektedir.

 

Ramazan orucunun farz kılınmasındaki hikmet sadece yeme, içme ve ailevi münasebeti belli zaman aralığı içinde terk etme değildir.. Bu, insanın bedeninin maddi yönüne, behimî arzularına tutturduğu orucun adıdır.

Gerçek manada oruç ise, kişinin maddî ve manevî bütün azalarına oruç tutturmasıdır. Bu ise, mesela dilin gıybet etmemesi, kulağın haram işitmemesi, kalbin kötü zan beslememesi vs. gibi zaten müslüman’ın ömür boyu hayatına uygulamakla yükümlü olduğu prensipleri yaşaması ile mümkün olur. Yani oruç, işlenmesi mümkün olan bütün günahlara kalkandır. Günahlara kalkan olan orucun bedene bir disiplin kazandırması da muhakkaktır.

Bir başka ifade ile gerçek manada oruç, Kur’an ayı da denilen Ramazan’da dilin Kur’an okuması, Alalh’ı zikr etmesi, elin sadaka vermede rüzgârdan daha hızlıca hareket ederek cömertlik sergilemesi, ayakların İslâmî hakikatlara muhtaç gönüllere bunları götürmek için yürümesi, koşması.. vs. ile mümkündür.

Böyle olmasaydı Nebiler Nebisi (s.a.v), “Yalan söylemeyi, cahilce davranmayı ve bununla amel etmeyi bırakmayan (oruçlu) kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.” Buyurur muydu?

Oruç, insanlara iktisadı öğreten önemli bir disiplindir. İstediği şeyi, aklına geldiği zaman mecburen onu yapamayacaktır. Mesela her aklına geldiği zaman yemek yiyen, maddî olarak vücudunun arzularına boyun eğen insan, oruçlu olduğunda mecburen akşamın olmasını bekleyecek, dolayısıyla bu bekleyiş sayesinde o, iktisat etmeyi öğrenecek ve sorumsuzca yaşamaktan uzaklaşmış olacaktır.

Oruçlunun misvak kullanmasından, koku sürünmesine, kan aldırmasından gözüne sürme çekmesine varıncaya kadar davranışlarını disiplin altına alan İslâm’ın, kişinin her hâl ü kârda haram olan fiilleri hem de ibadet esnasında işlemesine cevaz vermesi kesinlikle düşünülemez. Öyleyse, oruç tutanın geçmiş günahlarının bağışlandığı, Cehennem kapılarının kapatılıp, Cennet kapılarının açıldığı her iftar vaktinde Cehennem’den azad edilenlerin olduğu, içinde bin aydan daha hayırlı Kadir gecesinin bulunduğu bu kutlu zaman dilimini, bulunmaz bir fırsat kabul edip, ibadetlerimizi tam tekmil Allah ve Resulü’nün teftişine arz etme ciddiyeti içinde yapmalıyız.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: