Son Dakika
19 Ağustos 2017 Cumartesi
24 Aralık 2014 Çarşamba, 10:39
Üzeyir Ergül
Üzeyir Ergül [email protected] Tüm Yazılar

Orhan Pamuk ve Değişen İstanbul Romanı… “Kafamda Bir Tuhaflık…”

Orhan Pamuk ve Değişen İstanbul Romanı… “Kafamda Bir Tuhaflık…”   Yazı yazmak zor iştir. Emek ister. Hele bir de yazdıklarınızı sizden başkaları da okuyacaksa bu zorluk kat ve kat artmış olur. Orhan Pamuk her türlü zorluğu göze almış bir yazar. Ve kendini okutmasını çok iyi bilmiş, Nobel edebiyat ödüllü, kitapları 62 dile çevrilmiş ve 12 […]

Orhan Pamuk ve Değişen İstanbul Romanı… “Kafamda Bir Tuhaflık…”

 

Yazı yazmak zor iştir. Emek ister. Hele bir de yazdıklarınızı sizden başkaları da okuyacaksa bu zorluk kat ve kat artmış olur. Orhan Pamuk her türlü zorluğu göze almış bir yazar. Ve kendini okutmasını çok iyi bilmiş, Nobel edebiyat ödüllü, kitapları 62 dile çevrilmiş ve 12 milyon satış rakamına ulaşmış bir yazar. Ülkemizde yazdıkları kitapları ile değil de röportajlarıyla ve makaleleriyle daha çok gündeme oturmuş “öteki” bir yazar. Ermeni konusunda söyledikleri ve iktidar söylemleri ile uyuşmayan, ezber bozan bir yazar.

“Kar”, “Masumiyet Müzesi” kitaplarından sona “Kafamda Bir Tuhaflık” Orhan Pamuk’un okuduğum üçüncü kitabı. “Kafamda Bir Tuhaflık” 1969 ile 2012 yılları arasında İstanbul’un şekillenmesi bir bozacının gözünden anlatıyor. Yani İstanbul’u gecekonduluların gözünden seyrediyoruz. Bildiklerimizi tersten okumaya başlıyoruz. İstanbul’a sonradan gelenleri hep karşı tarafta oturanlardan dinlemiştik, güzel İstanbul’u nasıl dönüştürdüklerinden, artık İstanbul’da yaşanılmayacağından çok bahsetmişlerdi. Orhan Pamuk Başımda Bir Tuhaflıkta İstanbul’u sözüm ona yaşanılmaz kılanların büyük bir romanını yazmış. İçinde aşk da var, siyasi tutumlar da var. Yaşamdaki çelişkiler de var, bizler de varız, sizler de varsınız. Okudukça, tanıdık gelen o kadar çok şey var ki romanda. Bir çoğunu İstanbul’a göç eden komşularımızdan, köylülerimizden duymuştuk diye yabancısı olmadığımız konular ve yaşanmışlıklar var romanda.

6-7 eylül olaylarının devam eden etkileri, 12 Mart Muhtırası, 12 Eylül Askeri Darbesi, 28 Şubat Süreci ve günümüz Ak Parti iktidarı. Ülkenin son elli yıllık siyasal şekillenmişliğinin insan yaşamı üzerindeki etkilerinin de yer aldığı romanda Konya Akşehirli bir bozacının özelinde İstanbul’a göç eden yoksul Anadolu insanlarının nasıl bir hayat sürdüğü anlatılıyor. Değişim ve dönüşümleri ustaca yazıya dökülmüş bir roman var karşımızda. İstanbul’a ilk gidenin kendisine bulduğu iş kendisinden sonra gelenlerin de işi oluveriyor. Bugün günümüz İstanbul’unda bazı meslek kollarının belirli illerden göç edenlere ait olmasının en büyük nedeni budur. Eğer köyden ilk giden hamallık yapmış ise ondan sonra aynı memleketten gelenlerin çoğu da hamallık yapmışlardır. Tekstil ile uğraşılmışsa o yöreden gelenlerin çoğu tekstil işi ile meşgullerdir. Zamanı İstanbul’unda yoğurt satanların çoğu Konya Akşehirlidir, aynı şekilde eskilerin anlatımı ile mahalle aralarında “bozaaa”  diye kendine özgü seslenişleri ile satış yapan bozacılarda aynı yörenin insanlarındandırlar. Roman kahramanımız Mevlüt babasının mesleği olan ve amcasının da İstanbul’a ilk geldiğinde yapmış olduğu yoğurt ve bozacılık işi ile meşguldür. Bir ömür boyu boza satmıştır. Yoksulluğu yaşamıştır, aşık olmuştur, aşk mektupları yazmıştır, arkadaşlarından ve akrabalarından ihaneti görmüştür… Mutluluğu tatmıştır, mutsuzluğu yaşamıştır.

İstanbul’a ilk gelenlerden olan babasının sahiplendiği arsa üzerinde yapmış olduğu evde ikamet etmiş, tapusu olmayan arsalar üzerinde özel mülkiyete sahip olmak isteyen amcası ile babası arasında ki mülkiyet sorununa tanıklık etmiş. Olmayan tapusuz araziler üzerindeki rant kavgasını yaşamış ve kentsel dönüşüm ile gecekondu yaşamından apartman sakinliğine terfi edilmesini ne olduğunu bire bir tatmış roman kahramanıdır Mevlüt.

Kız kardeşlerden en küçüğünün gözlerine vurulan, o gözlerin sahibi diye yanlışlıkla ortanca kardeşe yazılan aşk mektuplarının nasıl mutlu bir evliliğe dönüştüğü var romanımızda. Aşk ve emek ikileminde emeğin ağır basmasına tanıklık edilen bir roman bu. Zamanın tanıklığında devreden insan yaşamının ele alındığı ve roman kahramanlarının ustaca konuşturulduğu bir insan öyküsü “Kafamda Bir Tuhaflık” romanı. İstanbul’un suyunu içen ekmeğini yiyenlerin mutlaka okuması gereken roman…

Kitabın Adı:           Kafamda Bir Tuhaflık

Yazarı:                     Orhan Pamuk

Türü:                        yerli roman, romantik aşk

Yayın Evi:                Yapı Kredi Yayınları

Sayfa:                      480

Yayınlandığı yıl:    2014

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: