Son Dakika
13 Aralık 2017 Çarşamba
24 Eylül 2014 Çarşamba, 08:37
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

Okullarda başörtüsü utanç vericidir!

Okullarda başörtüsü utanç vericidir!

 

Yazının başlığına aldığım bu ifadeyi, hayatım boyunca unutacağımı sanmıyorum. Okullarda başörtüsü ya da tam adıyla ortaöğretimde başörtüsü serbestliği utanç vericidir…

İnanın, “utanç vericidir” cümlesini yazarken, bunun bir özgürlükle/inançla ilişkili olmasını bildiğimden utandım.

Utanacak ben değildim ama yazarken utandım…

Bu söz CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’a ait…

Yine bu söz, CHP’nin neden iktidar olamadığını göstermesi açısından da çok dikkat çekici bir örnek…

Konuya sadece bir örtü bağlamında yaklaştığı için “cehaletini” ortaya koyması açısından da dikkat çekici bir başka örnek.

Hâsılı, hiçbir tutar tarafı olmayan, adeta insanına, dünyasına, yaşananlara, dramlara, acılara yabancı bir ağızdan çıkan çok talihsiz ve çok ayıp bir cümle…

Hükümetin, üniversitelerden sonra ortaöğretimde, yani beşinci sınıftan itibaren, kız öğrencilerden ‘dileyenlerin’ başını örterek okula gidebileceği, derse girebileceği kararı sonrası, CHP’den bildik tepki geldi ama bu çok ağırdı…

Altay, bu kararı “utanç verici” olarak değerlendiriyordu ama neyden, niçin utanacağı konusuna açıklık getirecek bir birikime de ne yazık ki sahip değildi.

Altay, tezine gerekçe olarak, başka konuları gündeme getirerek, “çözülmeyen” sorunlar varken, başörtüsünün gereksizliğine değinmiş.

Tıpkı insanları ekmekle özgürlük arasında bir tercihe zorlandığı zamanlar gibi…

İşin aslı ise sadece başörtüsü özgürlüğü değildir.

Altay’ın tabiriyle “kendi kendine karar verme” yaşında olan bir kızın örtünmesi de değildir.

Eğer öyle olsaydı, henüz anasınıfına bile gitmeyen bir çocuğu baleye göndermek de mümkün olmazdı.

Eğer öyle olsaydı, daha konuşmayı öğrenmeyen çocukların, yabancı dil öğrenmesini sağlayan ailelere tepki gösterilirdi.

Öyle olsaydı, hiçbir çocuk 18 yaşına gelene kadar bir sanat dalıyla da uğraşmazdı.

Ne resim yapan çocuk, ne türkü çığıran bir yeniyetme göremezdik.

Hatta operaya hevesli, piyano veya bir müzik aleti çalmaya yatkın çocuk da göremezdik.

Aileler, çocuklarının nasıl yetişeceğine kendileri karar verir, CHP’nin nasıl yetişeceğini sorarak, ona göre davranmaz.

CHP’nin asıl derdi, bu kararın bir dayatma olduğunu yansıtma çabasıdır.

Oysa başörtüsü serbestisi, “başınızı örteceksiniz” dayatması değil, örtmek isteyene duvar olan, ceberut suratların yumuşamasıdır.

Aslında ortaöğrenimde başörtüsü serbestisinin bir özgürlükten, bir inançtan çok daha önce ‘sosyal’ yönü var.

Türkiye’de kangren haline gelen çocuk yaşta evlilik ve çocuk yaşta intiharların sebeplerini araştırma zahmetine katlansaydı, CHP Grup Başkanvekilinin böylesine cahilce bir sözü sarf etmesi mümkün olmazdı.

Ama araştırmayan, soruşturmayan, bilimsel çabaları umursamayan ve hayata sadece “şeklen” bakan bir anlayışın, bundan daha oturaklı cümle kurmasını beklemiyorum.

Bu kararın, her şeyden önce sosyal yönünün olduğunu söylemiştim.

Çünkü bu karar, çocuk yaşta evliliği sonlandıracak, kızların hayata küsüp, canına kıymasına son verecek bir özgürlüktür…

Özellikle Doğu ve Güneydoğu’da ortaöğrenim gören kızların “gelinlik yaşa geldi” denilerek okuldan alınmasının en temel sebebi, başörtüsüdür.

Hazır okuldan alınmışken ve hazır “gelinlik yaşa” gelmişken, parası bol, kart zampara birisine verilmesi de işin bir başka acı yönüdür…

Kızların hayata küsmesi ve canına kıyması da bu yolu takip eden ailelerde görülüyor.

Ortaöğrenimde başörtüsü serbestisi, öncelikle kızların okuma oranını arttıracak. “Gelinlik yaşa gelmiş, başı açık sokağa çıkmasın” düşüncesine sahip aileler için de bahane kalmayacak.

Ve çocuk yaşta evliliğin önü, zamanla kesilecek.

Belki bu serbestlik, intiharları da önleyecek…

Bütün bunlar bir yana olsa bile CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın kızını veya oğlunu hangi düşüncede yetiştirdiği, hangi inançla donattığı, hangi mesleğe yönlendirdiği bizi ilgilendirmediği gibi, bizim çocuklarımızın başının örtülü veya açık olması da onu ilgilendirmez.

Hem de zerre kadar ilgilendirmez.

Bu en başta bir hadsizliktir.

Ve ahlaki yönden de utanılacak, ayıplanacak, aşağılanacak bir tepkidir.

Çünkü, çocukların “Atatürkçü” olmasını zorlayan, hatta dayatan, “Kemalist” bir nesil isteyen, hatta “Ateist” bir nesil arzulayan, bunu da özendiren, “laik” bir nesil yetiştirmek için müfredata saçma sapan konular koyan zihniyet, kızların “örtünmeye karar verecek yaşta” olmadığını söyleme hakkına da sahip değildir.

Bugüne kadar çocuklarımızı yeterince zehirlediniz…

Saçma sapan bilgileri, yalan tarihleri, bilimsel olmayan kuralları dayattınız, biz ses etmedik.

Hatta bazıları illa da atalarını maymun etmek için uğraştı durdu, biz yine ses etmedik. Çocuklarımıza “siz hayvandan gelmediniz”i biz öğrettik.

Bütün bunlara biz ses etmedik ama kendi çocuklarını ilgilendirmeyen, zerre kadar etkilenmeyecekleri bir özgürlükte, hem tepkilerini, hem de hakaretlerini dinlemeye mecbur kalıyoruz.

Kimse kusura bakmasın kendi çocuğumuzu nasıl yetiştireceğimize veya çocuğumuzun kendi tercihine ne CHP karışabilir, ne de Altay gibi cehalet yüklü insanlar.

Çok şey bilmenizi zaten beklemiyoruz, bari haddinizi bilin o da yeter…

 

Tweetimden seçmeler

Aklınızın erdiğini, yüreğiniz kabullenmiyor ve siz aklınıza uymanız gerektiğini düşünüyorsanız, son kez yüreğinize sorun, sonuç farklı olur.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: